Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.Assim farás a todas as cidades que estiverem mais longe de ti, que não são das cidades destas nações.
Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.Begitulah harus kamu perlakukan kota-kota yang jauh dari negeri kediamanmu
Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.Così farai per tutte le città che sono molto lontane da te e che non sono città di queste nazioni
Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.네가 네게서 멀리 떠난 성읍들 곧 이 민족들에게 속하지 아니한 성읍들에게는 이같이 행하려니와
Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.Ngươi phải đối đãi như vậy cùng các thành ở cách xa ngươi, không thuộc về những dân tộc nầy.
Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.Ngươi phải đối_đãi như_vậy cùng các thành ở cách xa ngươi , không thuộc về những dân_tộc nầy .
Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.Således skal du gjøre med alle de byer som ligger meget langt borte fra dig og ikke hører disse folk til.
Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.Så skall du göra med alla de städer som äro mer avlägsna från dig, och som icke höra till dessa folks städer.
Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.Tako stori z vsemi mesti, ki so bolj daleč od tebe in niso iz mest tehle narodov.
Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.Tak učiníš všechněm městům daleko vzdáleným od tebe, kteráž nejsou z měst národů těchto.
Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.Tak učiníš všetkým mestám, ktoré sú ďaleko vzdialené od teba, ktoré nie sú z miest týchto národov.
Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.так поступай со всеми городами, которые от тебя весьма далеко, которые не из числа городов народов сих.
Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.כן תעשה לכל הערים הרחקת ממך מאד אשר לא מערי הגוים האלה הנה׃
Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.هكذا تفعل بجميع المدن البعيدة منك جدا التي ليست من مدن هؤلاء الامم هنا.
Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.離 你 甚 遠 的 各 城 、 不 是 這 些 國 民 的 城 、 你 都 要 這 樣 待 他
Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.離 你 甚遠 的 各 城 、 不 是 這些國民 的 城 、 你 都 要 這樣 待 他
Yakının vefatıFince _ İsveççe _ İngilizceAprès la mort d’un prochefinnois _ suédois _ anglais
Yakının vefatıFince _ İsveççe _ İngilizceFallecimiento de una persona allegadafinés _ sueco _ inglés
Yakının vefatıFince _ İsveççe _ İngilizceLäheisen kuoltuasuomi _ ruotsi _ englanti
Yakının vefatıFince _ İsveççe _ İngilizceNär en närstående har avliditfinska _ svenska _ engelska
Yakının vefatıFince _ İsveççe _ İngilizceСмерть близкихфинский _ шведский _ английский
Yakının vefatıFince _ İsveççe _ İngilizceعند موت قريبالفنلندية _ السويدية _ الإنجليزية
Yakının vefatıFince _ İsveççe _ İngilizce亲人去世芬兰语 _ 瑞典语 _ 英语
Yaklaşık bu kadar yakınına gidiyor ve sonra uzaklaşıyor.Elle vient aussi près que ça, puis elle s'éloigne.
Yaklaşık bu kadar yakınına gidiyor ve sonra uzaklaşıyor.Er kommt etwa so nah und zieht dann wieder davon.
Yaklaşık bu kadar yakınına gidiyor ve sonra uzaklaşıyor.Ikan ini datang hingga kira-kira sedekat ini lalu menjauh.
Yaklaşık bu kadar yakınına gidiyor ve sonra uzaklaşıyor.그녀가 아주 가깝게 접근하더니 또 멀어지집니다.
Yaklaşık bu kadar yakınına gidiyor ve sonra uzaklaşıyor.Nàng tiến gần lại chừng đó, và rồi bứt ra xa.
Yaklaşık bu kadar yakınına gidiyor ve sonra uzaklaşıyor.Podpływa tak blisko, a potem się cofa.
Yaklaşık bu kadar yakınına gidiyor ve sonra uzaklaşıyor.Se acerca hasta este punto y entonces se aleja.
Yaklaşık bu kadar yakınına gidiyor ve sonra uzaklaşıyor.Se apropie cam atât de mult și apoi se trage înapoi.
Yaklaşık bu kadar yakınına gidiyor ve sonra uzaklaşıyor.Si avvicina un po' e poi si allontana.
Yaklaşık bu kadar yakınına gidiyor ve sonra uzaklaşıyor.Ze komt ongeveer zo dichtbij en dan weer weg,
Yaklaşık bu kadar yakınına gidiyor ve sonra uzaklaşıyor.Он подходил совсем близко, чтобы потом отпрянуть прочь.
Yaklaşık bu kadar yakınına gidiyor ve sonra uzaklaşıyor.Тя се приближава толкова близо, а после се отдръпва.
Yaklaşık bu kadar yakınına gidiyor ve sonra uzaklaşıyor.היא מתקרבת למרחק הזה ומתרחקת.
Yaklaşık bu kadar yakınına gidiyor ve sonra uzaklaşıyor.انها تقترب لهذه الدرجة ثم تنسحب بعيدا.
Yaklaşık bu kadar yakınına gidiyor ve sonra uzaklaşıyor.彼女の追跡を試みていますが これが初飛行で
Yakup güvenlik içinde Paddan-Aramdan Kenan ülkesine, Şekem Kentine vardı. Kentin yakınında konakladı.Daarna kwamen zij veilig aan in Sichem, in Kanaän en sloegen hun kamp op buiten de stad.
Yakup güvenlik içinde Paddan-Aramdan Kenan ülkesine, Şekem Kentine vardı. Kentin yakınında konakladı.Gia-cốp ở xứ Pha-ran-a-ram đến thành Si-chem thuộc về xứ Ca-na-an, được bình an. Người đóng tại trước thành,
Yakup güvenlik içinde Paddan-Aramdan Kenan ülkesine, Şekem Kentine vardı. Kentin yakınında konakladı.야곱이 밧단아람에서부터 평안히 가나안 땅 세겜 성에 이르러 성앞에 그 장막을 치고
Yakup güvenlik içinde Paddan-Aramdan Kenan ülkesine, Şekem Kentine vardı. Kentin yakınında konakladı.Og Jakob kom på sin Vandring fra Paddan Aram uskadt til Sikems By i Kana'ans Land og slog Lejr uden for Byen;
Yakup güvenlik içinde Paddan-Aramdan Kenan ülkesine, Şekem Kentine vardı. Kentin yakınında konakladı.ויבא יעקב שלם עיר שכם אשר בארץ כנען בבאו מפדן ארם ויחן את פני העיר׃
Yakup güvenlik içinde Paddan-Aramdan Kenan ülkesine, Şekem Kentine vardı. Kentin yakınında konakladı.ثم اتى يعقوب سالما الى مدينة شكيم التي في ارض كنعان. حين جاء من فدّان ارام. ونزل امام المدينة.
Yakup güvenlik içinde Paddan-Aramdan Kenan ülkesine, Şekem Kentine vardı. Kentin yakınında konakladı.雅 各 從 巴 旦 亞 蘭 回 來 的 時 候 、 平 平 安 安 的 到 了 迦 南 地 的 示 劍 城 、 在 城 東 支 搭 帳 棚
Yakup güvenlik içinde Paddan-Aramdan Kenan ülkesine, Şekem Kentine vardı. Kentin yakınında konakladı.雅各從巴旦亞 蘭回來 的 時候 、 平平安安 的 到了 迦南 地 的 示劍 城 、 在 城東支 搭 帳棚
Zehirli çukur engereğini yakalayan bu Kral kobranın hemen yakınında olmak benim için bir keyifti.Am avut plăcerea să mă aflu în apropierea acestei cobre regale mari care prinsese un crotal veninos.
Zehirli çukur engereğini yakalayan bu Kral kobranın hemen yakınında olmak benim için bir keyifti.Ho avuto il piacere di essere molto vicino a questo grande cobra quando ha catturato una vipera velenosa.
Zehirli çukur engereğini yakalayan bu Kral kobranın hemen yakınında olmak benim için bir keyifti.Ich hatte das Vergnügen, in der Nähe dieser Königskobra zu sein, die eine giftige Grubenotter gefangen hatte.
Zehirli çukur engereğini yakalayan bu Kral kobranın hemen yakınında olmak benim için bir keyifti.Ik had het genoegen dicht bij deze grote koningscobra te zijn die net een giftige groefkopadder had gevangen.
Zehirli çukur engereğini yakalayan bu Kral kobranın hemen yakınında olmak benim için bir keyifti.J'ai eu la joie de pouvoir m'approcher de ce grand cobra royal qui avait attrapé un crotale venimeux.
Zehirli çukur engereğini yakalayan bu Kral kobranın hemen yakınında olmak benim için bir keyifti.나는 독이 있는 살모사를 잡은 큰 킹 코브라와 가까이 있게 되는 즐거움을 누렸죠.
Zehirli çukur engereğini yakalayan bu Kral kobranın hemen yakınında olmak benim için bir keyifti.Miałem przyjemność znaleźć się w pobliżu tej wielkiej kobry królewskiej, która schwytała jadowitą żmiję.
Zehirli çukur engereğini yakalayan bu Kral kobranın hemen yakınında olmak benim için bir keyifti.Tôi đã được hân hạnh ở gần một con hổ mang chúa lớn khi nó bắt được một con rắn lục độc.
Zehirli çukur engereğini yakalayan bu Kral kobranın hemen yakınında olmak benim için bir keyifti.Tuve el placer de estar al lado de esta enorme cobra real que había atrapado un crotalino venenoso.
Zehirli çukur engereğini yakalayan bu Kral kobranın hemen yakınında olmak benim için bir keyifti.Имах удоволствието да съм близо до тази голяма кралска кобра, която беше уловила отровна пепелянка.
Zehirli çukur engereğini yakalayan bu Kral kobranın hemen yakınında olmak benim için bir keyifti.Мне посчастливилось находиться рядом с одной крупной королевской коброй, поймавшей ядовитую гремучую змею.
Zehirli çukur engereğini yakalayan bu Kral kobranın hemen yakınında olmak benim için bir keyifti.היה לי העונג להיות סמוך לקוברה המלכותית הגדולה הזו אשר תפסה צפע בורות ארסי.
Zehirli çukur engereğini yakalayan bu Kral kobranın hemen yakınında olmak benim için bir keyifti.وكانت تلك متعة ان نلقي نظرة عن قرب عليها وهي تقبض ثعبان ساما
Zehirli çukur engereğini yakalayan bu Kral kobranın hemen yakınında olmak benim için bir keyifti.見られてうれしかったです 自分は噛まれないよう上手く捕獲していますね