Burada, muhtemelen çok yakınına gitmek istemeyeceğimiz bir kara delik var.ها هو الثقب الأسود لانريد أن نقترب منه كثيراً.
Bu sayede yakınındaki düşmanların pozisyonlarını anında görebilirsin.Con él, podréis ver al instante la posición de los enemigos cercanos.
Bu sayede yakınındaki düşmanların pozisyonlarını anında görebilirsin.Damit seht ihr sofort die Positionen der gegnerischen Flugzeuge.
Bu sayede yakınındaki düşmanların pozisyonlarını anında görebilirsin.Dzięki niemu możecie szybko sprawdzić pozycje najbliższych przeciwników.
Bu sayede yakınındaki düşmanların pozisyonlarını anında görebilirsin.Il vous permet de connaître immédiatement la position de vos ennemis les plus proches.
Bu sayede yakınındaki düşmanların pozisyonlarını anında görebilirsin.Pomocí něj uvidíte okamžitě pozice okolních nepřátel.
Büyükelçinin konağının hemen yakınında.Amerykanie mieli pierwszeństwo, tuż przed Ambasadą Amerykańską. Ambasador udostępnił salę balową.
Büyükelçinin konağının hemen yakınında.줄의 앞쪽에 서있는 미국 남성들에게요.
Büyükelçinin konağının hemen yakınında.leginkább amerikai férfiaknak a sor elején, egészen a nagykövet rezidenciájáig a [érthetetlen] alatt.
Büyükelçinin konağının hemen yakınında. Otel bize bir balo salonu verdi.Et l'hôtel nous a donné la salle de bal pour ça.
Büyükelçinin konağının hemen yakınında. Otel bize bir balo salonu verdi.Het hotel gaf er ons de balzaal voor.
Büyükelçinin konağının hemen yakınında. Otel bize bir balo salonu verdi.Iar hotelul ne-a oferit sala de bal pentru asta.
Büyükelçinin konağının hemen yakınında. Otel bize bir balo salonu verdi. İsmi çok uygun gerçekten de.A hotel nám k tomu poskytnul taneční sál -- velmi vhodná místnost.
Büyükelçinin konağının hemen yakınında. Otel bize bir balo salonu verdi. İsmi çok uygun gerçekten de.O hotel ofereceu-nos a sala de baile, uma sala muito apropriada.
Büyükelçinin konağının hemen yakınında. Otel bize bir balo salonu verdi.Och hotellet gav oss balsalen.
Büyükelçinin konağının hemen yakınında. Otel bize bir balo salonu verdi.Y el hotel nos dio el salón de baile.
Büyükelçinin konağının hemen yakınında.И хотела ни даде балната си зала за това.
Büyükelçinin konağının hemen yakınında.בדיוק ליד מגורי השגריר במהלך האירוע שלו.
Büyükelçinin konağının hemen yakınında.بالقرب من منزل السفير الامريكي اثناء جولته
Büyükelçinin konağının hemen yakınında.考えたのです ホテルはボールルームを提供してくれました
City yakınındaki Meydanı.Cuadrados, cerca de la ciudad.
City yakınındaki Meydanı.시내 근처 광장.
City yakınındaki Meydanı.Náměstí, v blízkosti města.
City yakınındaki Meydanı.Námestí, v blízkosti mesta.
City yakınındaki Meydanı.Piaţa, în apropierea oraşului.
City yakınındaki Meydanı.Piazza, vicino alla Città.
City yakınındaki Meydanı.Plein, de buurt van de stad.
City yakınındaki Meydanı.Square, dekat Kota.
City yakınındaki Meydanı.Square, in der Nähe der City.
City yakınındaki Meydanı.Square, lähellä kaupungin.
City yakınındaki Meydanı.Square, nær byen.
City yakınındaki Meydanı.Square, nära staden.
City yakınındaki Meydanı.Square, perto da Cidade.
City yakınındaki Meydanı.Square, près de la ville.
City yakınındaki Meydanı.Square, v bližini City.
City yakınındaki Meydanı.Square, w pobliżu miasta.
City yakınındaki Meydanı.Tér, közel a város.
City yakınındaki Meydanı.Vuông, gần thành phố.
City yakınındaki Meydanı.Πλατεία, κοντά στην πόλη.
City yakınındaki Meydanı.Площад, близо до града.
City yakınındaki Meydanı.Площади, недалеко от города.
City yakınındaki Meydanı.Площі, недалеко від міста.
City yakınındaki Meydanı.בכיכר, ליד העיר.
City yakınındaki Meydanı.مربع ، بالقرب من المدينة.
City yakınındaki Meydanı.それは非常に大きな問題ではないし、近年のそれはただ与えるよりもしていません
Dünya' nın yüzeyinin yakınında ve bu kuvvet aşağı doğru olacaktır. ya da bildiğimiz gibiבקירבת כדור הארץ. הוא פועל כלפי מטה, אנו יודעים זאת, לפחות
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Avevano sentito che queste isole e altre erano popolate da cannibali.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Bylo jim řečeno, že tyto ostrovy a několik dalších poblíž byly osídleny kanibaly.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Disseram-lhes que estas ilhas e outras perto, eram habitadas por canibais.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Habían oído que en esas islas, y en otras cercanas a ellas, habitaban caníbales.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Họ được kể rằng những hòn đảo đó, và nhiều nhiều nơi gần đó khác, được cư trú bởi những kẻ ăn thịt người.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.바로 이 섬들과 근처의 몇몇 섬에는 식인종이 살고 있다는 소문이었습니다.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Korábban azt mondták nekik, hogy ezeken a szigeteken, és számos másikon a közelben, kannibálok élnek.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Man hatte ihnen erzählt, dass diese und einige Nachbarinseln von Kannibalen bevölkert wären.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Mówiło się, że te wyspy zamieszkują kanibale.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.On leur avait dit que ces îles, et plusieurs autres à proximité, étaient peuplées de cannibales.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Slišali so, da so ti otoki in nekaj otokov v bližini naseljeni z ljudožerci.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Τους είχαν πει ότι σε αυτά τα νησιά, καθώς και σε αρκετά παραπλήσια, κατοικούσαν κανίβαλοι.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Според тях, Маркизовите острови и няколко други острови в района, били населявани от канибали.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.סיפרו להם שבאיים האלו, ובכמה איים שכנים, שוכנים קניבלים.