Yarın meşgul olmayacağım.Mañana no estaré ocupado.
Yağmur yağması ihtimali var.Es posible que llueva.
Ben otuz yaşında bekar bir kadınım.Soy una mujer soltera de treinta años.
John, bütün gün yatakta kaldı, işe gitmedi.Johan estuvo todo el día en la cama y no fue a trabajar.
Kim, Ken ile yaşıyor.Kim vive con Ken.
Bana ne yapacağımı söyle.Dime qué hacer.
Yağmur üç gün sürdü.La lluvia duró tres días.
Oyuncakların hepsi tahtadan yapılmış.Todos los juguetes son de madera.
Lütfen yardım eder misiniz?¿Puede ayudarme, por favor?
Sensiz yaşayamam.No puedo vivir sin ti.
Ona yardım edemiyorum.No puedo ayudarle.
Yarın erken kalkmak zorundayım.Me tengo que despertar temprano mañana.
Yağmur ve karı severim.Me gustan la lluvia y la nieve.
Seninle yaşamaktan hoşlanıyorum.Me encanta vivir contigo.
Notlarımı yazmak için bir deftere ihtiyacım var.Necesito un cuaderno para escribir mis notas.
Ben sabah banyo yapmayı tercih ederim.Prefiero bañarme por la mañana.
Ben bir banyo yapmak istiyorum.Quiero tomar un baño.
Onun nerede yaşadığını biliyorum.Sé dónde vive.
Yarın ben burada olacağım.Estaré aquí mañana.
Yağmur, planlarımızı iki hafta geciktirdi.La lluvia retrasó nuestros planes dos semanas.
Yaşlı adam otobüsten indi.El anciano bajó del autobús.
Onu benim için yapıp yapmadığını bilmiyorum.No sé si él lo habría hecho por mí.
Yarın yağmur yağarsa, o buraya gelmez.Si mañana llueve ella no vendrá.
Amcam iki yıl Vaşington'da yaşadı.Mi tío vivió en Washington durante dos años.
Çocuklarınız kaç yaşında?¿Cuántos años tienen vuestros hijos?
Bu kitabı kim yazdı?¿Quién escribió este libro?
Yarın Noel.Mañana es Navidad.
Kayak yapabilirim.Sé esquiar.
Ben burada bir yabancıyım.Soy un extraño aquí.
O iyi bir yazar.Él es un buen escritor.
Çince yazıyorum.Escribo chino.
Altı seneden beri San Salvador'da yaşıyorum.Hace seis años que vivo en San Salvador.
Bu benim yatak odam.Éste es mi dormitorio.
O çok yakın.Está muy cerca.
Bu çok yakın.Está muy cerca.
Uyandığımda kar yağıyordu.Estaba nevando cuando me desperté.
Yağmur yağmak üzere.Está a punto de llover.
Lütfen daha yavaş konuşun.Por favor, hable más despacio.
O, New York'ta yaşar.Ella vive en Nueva York.
Ben size yardımcı olabilir miyim?¿Puedo ayudarle?
Bunu niçin yapmalıyım?¿Por qué tengo que hacerlo?
Restoranımız güneydeki otobüs istasyonuna yakın.Nuestro restaurante está cerca de la estación de autobuses del sur.
Lütfen bana nerede yaşayacağını söyle.Dime dónde vivirás por favor.
Bill benden iki yaş daha büyük.Bill tiene dos años más que yo.
Hâlâ Çince'yi iyi yazamıyorum.Todavía no escribo bien chino.
O bana çok yardım etti.Me ha ayudado mucho.
O Çince yazar.Ella escribe chino.
Eczane, hastanenin yakınında.La farmacia está cerca del hospital.
Onlar bir evde yaşar.Ellos viven en una casa.
Yaramaz çocuklara katlanamıyorum.No soporto a los niños traviesos.
Biz bir evde yaşarız.Vivimos en una casa.
New York'ta yaşıyoruz.Vivimos en Nueva York.
Öğleden sonra ne yapıyorsun?¿Qué hace por la tarde?
Ne yapmayı seversin?¿Qué te gusta hacer?
O, neyden yapılmıştır?¿De qué está hecho?
Ben de 17 yaşındayım.Yo también tengo 17 años.
Ben de on yedi yaşındayım.Yo también tengo 17 años.
Bu, Kazakistan'da yapıldı.Esto está hecho en Kazajistán.
O çalışırken bir kaza yaptı.Ella tuvo un accidente mientras trabajaba.
Çok yorgunum; Sanırım yatacağım.Estoy muy cansado, creo que me voy a acostar.