ya ile cümle
ya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Muhtemelen tekrar yağmur yağacak.It is likely to rain again.
Hâlâ yağmur yağıyor.It's still raining.
Hâlâ yağmur yağıyor mu?Is it still raining?
Bana yaz.Drop me a line.
Onu başka zaman yapalım.Let's do it another time.
Onu başka bir zaman yapalım.Let's make it some other time.
Yakında görüşürüz!See you soon!
Bunu tekrar yaparsan cezalandırılacağın konusunda seni uyarmalıyım.I must warn you that if you do this again you will be punished.
Eğer şansını yakalarsak, başka bir vesile ile bir araya gelelim.If we have the chance, let's get together on another occasion.
Hâlâ yirmili yaşlarında olmalı.She must still be in her twenties.
Öncelikle yardımınız için size teşekkür etmeliyim.To start with, I must thank you for your help.
Önce ne yapılacağına karar vermeliyiz.We should determine what is to be done first.
İlk olarak Kyoto'ya gidelim.First we'll hit Kyoto.
Gittikçe daha fazla insan yardım etmeyi teklif etti.More and more people offered to help.
Her şeyden önce, adınızı yazın.Write your name, first of all.
Beni ciddiye almayın. Ben sadece şaka yapıyorum.Don't take me seriously. I'm only joking.
Onun öyle yapacağını pek düşünmüyorum.I hardly think she'd do that.
İhtiyacın olduğunda yanında olan dost gerçek dosttur.A friend in need is a friend indeed.
Kötü bir gün için tasarruf yapın.Save for a rainy day.
İhtiyacın olduğunda yanında olacağım.I'll stand by you in time of need.
Şaka yapıyor olmalısın!You must be kidding!
Rahibe Teresa'ya Nobel ödülü verildi.Mother Teresa was given the Nobel prize.
Rahibe Teresa Hindistan, Kalküta'da yaşamış ve çalışmış Katolik bir rahibeydi.Mother Teresa was a Catholic nun who lived and worked in Calcutta, India.
Dağ bisikleti yarışları son birkaç yıldır genç Japonlarla tutuldu.Mountain bike racing has caught on with young Japanese in the past few years.
Meyer ve arkadaşları tarafından yapılan çalışma olağandışıydı.The study by Meyer and his colleagues was unusual.
Michael onu elinden yakaladı.Michael caught her by the hand.
Michael geçim yapmak için zor bir süreç geçirdi.Michael had a hard time making ends meet.
Michael iki yakasını bir araya getirmekte zorlanıyordu.Michael had a hard time making ends meet.
Michael yan kapıdan çıkarken görüldü.Michael was seen to leave by the side door.
Michael İngilizcenin yanı sıra Japonca da konuşur.Michael speaks Japanese, not to mention English.
Onlar Mike'ın yatakta hasta olduğunu söylüyorlar.They say that Mike is sick in bed.
Mike sabahtan beri bir model uçak yapıyor.Mike has been making a model plane since breakfast.
Mike çocuğa doğru yanaştı.Mike walked up to the boy.
Mike'ın Şikago'da yaşayan bir arkadaşı var.Mike has a friend who lives in Chicago.
Mike geçen yaz Kyoto'ya gitti.Mike went to Kyoto last summer.
Mike günlüklerinden kaba bir tablo yaptı.Mike made a rude table from the logs.
Mike'ın annesi evlenmeden önce büyük bir şehirde yaşadı.Mike's mother lived in a big city before she married.
Mike'ın yanlış otobüse bindiği açık.It is clear that Mike took the wrong bus.
Mike böyle bir şey yapmış olamaz.Mike cannot have done such a thing.
Pekâlâ, şimdilik işe yarar.Well, it'll do for the time being.
Marcy haberi duyduğunda göz yaşlarına boğuldu ama kısa sürede toparlandı.Marcy burst into tears on hearing the news, but soon pulled herself together.
Yangın çıktığında pazar henüz açılmıştı.Scarcely had the market opened when the fire broke out.
Oh, yakında buna alışacaksın!Oh, you'll get used to it soon!
Sanırım bu bir Picasso'ya çok benziyor.I think it's very like a Picasso.
Boş boş uzaklara bakmayın; sadece ne yaptığınıza dikkat edin.Don't look away idly; just pay attention to what you're doing.
Sadece şaka yapıyorum.I am only joking.
Sadece detaylara yakın ilgi göstermelisin.You must give close attention to the merest details.
Yalnızca on beş dakika.Only fifteen minutes.
Yakında iyileşeceğini umuyorum.I do hope you will get well soon.
Dr Beyaz bizim tercümanımız olarak görev yapmıştır.Dr. White acted as our interpreter.
Bayan White onun amacını anlamam için yeterince yavaş konuştu.Ms. White spoke slowly enough for me to catch her meaning.
Bay White Kanada'ya gitti.Mr White has gone to Canada.
Bay White, saat 10:30 'da Tokyo'ya varacak.Mr White arrives in Tokyo at 10:30.
Profesör White, geçen yıl ilk kitabını yayınlandı.Professor White published his first book last year.
Bay White konuşmamla ilgili birkaç yorum yaptı.Mr White made a few comments on my speech.
Bay White yaklaşık benim yaşımda.Mr White is about my age.
Saat ona yaklaştı. Yatmaya gitme zamanımız geçti bile.It's close to ten o'clock. It's about time we went to bed.
Bob onu kendi karısı yaptı.Bob made her his wife.
Bob genellikle saat onda yatmaya gider.Bob usually goes to bed at ten.
Bob neredeyse topladığı tüm pulları Tina'ya verdiBob gave Tina almost all the stamps he had collected, and kept only a few for himself.