yaşayacaksın ile cümle
yaşayacaksın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.55
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Hayatı nasıl yaşamak istiyorsan öyle mi yaşayacaksın?Живешь ли ты своей жизнью так, как хочешь?
Hayatı nasıl yaşamak istiyorsan öyle mi yaşayacaksın?אתה חושב שאתה יכול לחיות את החיים שלך איך שבא לך?
Hayatı nasıl yaşamak istiyorsan öyle mi yaşayacaksın?انت تعيش حياتك ولكن هل تشعر بأنك تعيشها فعلاً ؟
Hayatı nasıl yaşamak istiyorsan öyle mi yaşayacaksın?ああ・・・それじゃ お母さんと商売でもする?
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››A Ježiš mu povedal: Dobre si odpovedal, to čiň a budeš žiť.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››,,Bine ai răspuns``, i -a zis Isus; ,,fă aşa, şi vei avea viaţa vecinică.``
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Da sa han til ham: Du svarte rett; gjør dette, så skal du leve!
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Ðức Chúa Jêsus phán rằng: Ngươi đáp phải lắm; hãy làm điều đó, thì được sống.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Ðức_Chúa_Jêsus phán rằng : Ngươi đáp phải lắm ; hãy làm điều đó , thì được sống .
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››E Gesù: «Hai risposto bene; fà questo e vivrai»
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Er aber sprach zu ihm: Du hast recht geantwortet; tue das, so wirst du leben.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››"Goed!" zei Jezus. "Doe dat en u zult eeuwig leven krijgen."
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Han sade till honom: »Rätt svarade du. Gör det, så får du leva,
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Hän sanoi hänelle: "Oikein vastasit; tee se, niin sinä saat elää".
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››I řekl mu Ježíš: Právě jsi odpověděl. To čiň, a živ budeš.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››I rzekł mu: Dobrześ odpowiedział; to czyń, a będziesz żył.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››"Jawabanmu itu benar," kata Yesus. "Lakukanlah itu, maka engkau akan hidup.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››예수께서 이르시되 네 대답이 옳도다 이를 행하라 그러면 살리라 하시니
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Le dijo: --Has respondido bien. Haz esto y vivirás
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Men han sagde til ham: "Du svarede ret; gør dette, så skal du leve."
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Monda pedig annak: Jól felelél; ezt cselekedd, és élsz.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Pa mu reče: Prav si odgovoril; to delaj, in živel boš.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Tornou-lhe Jesus: Respondeste bem; faze isso, e viverás.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Tu as bien répondu, lui dit Jésus; fais cela, et tu vivras.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Ειπε δε προς αυτον Ορθως απεκριθης τουτο καμνε και θελεις ζησει.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Иисус сказал ему: правильно ты отвечал; так поступай, и будешь жить.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Исус му рече: Право си отговорил; това стори, и ще живееш.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Рече ж йому: Право відказав єси. Се чини, то й жити меш.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››ויאמר אליו כן השיבות עשה זאת וחיה׃
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››فقال له بالصواب اجبت. افعل هذا فتحيا.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››耶 穌 說 、 你 回 答 的 是 . 你 這 樣 行 、 就 必 得 永 生
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››耶穌說 、 你 回答 的 是 . 你 這樣行 、 就 必得 永生
İslam kötüdür diyen Amerikadaki birini insanileştirmeye çalışırsanız sorun yaşayacaksınızdır.Amerykanina, który powiedział, że Islam jest złem to Irańczycy nie będą chcieli tego zrozumieć.
İslam kötüdür diyen Amerikadaki birini insanileştirmeye çalışırsanız sorun yaşayacaksınızdır.이슬람교가 사악하다고 말한 미국의 누군가에게 인정을 보이도록 한다면 그렇게 하는 데 어려움을 겪을 것입니다.
İslam kötüdür diyen Amerikadaki birini insanileştirmeye çalışırsanız sorun yaşayacaksınızdır.כשתנסו להתייחס באנושיות לאמריקאי שאמר שהאיסלם רשע, יהיה להם קושי עם זה. אוקיי.
İslam kötüdür diyen Amerikadaki birini insanileştirmeye çalışırsanız sorun yaşayacaksınızdır.عند محاولة قسوة شخص في أمريكا بقوله أن الاسلام شر، بهذا سيشكل مشكله، حسناً
İslam kötüdür diyen Amerikadaki birini insanileştirmeye çalışırsanız sorun yaşayacaksınızdır.問題になるでしょう だから道徳的な想像力を人工的に広げるのは 非常に困難です
İyi olacak ve yaşayacaksınız.Bạn sẽ ổn. Bạn sẽ sống.
İyi olacak ve yaşayacaksınız.Ça va aller. Vous allez vivre.
İyi olacak ve yaşayacaksınız.Es wird alles gut. Sie werden leben.
İyi olacak ve yaşayacaksınız.Het gaat allemaal wel meevallen. Je blijft in leven.
İyi olacak ve yaşayacaksınız.당신은 괜찮을꺼에요, 살 수 있어요.
İyi olacak ve yaşayacaksınız."Vais ficar bem. Vais sobreviver.
İyi olacak ve yaşayacaksınız.Vas a estar bien. Vas a vivir.
İyi olacak ve yaşayacaksınız.Vedrai che starai bene. Sopravviverai.
İyi olacak ve yaşayacaksınız.Vei fi bine. Vei trăi.
İyi olacak ve yaşayacaksınız.Wszystko będzie dobrze. Będziesz żyła.
İyi olacak ve yaşayacaksınız.Всё будет в порядке. Вы будете жить.
İyi olacak ve yaşayacaksınız.Ще се оправиш. Ще живееш.
İyi olacak ve yaşayacaksınız.את תהיי בסדר. את תחיי.
İyi olacak ve yaşayacaksınız.و سوف تصبحين بخير. ستعيشين.
İyi olacak ve yaşayacaksınız.そして赤ちゃんはきっと感染していないわ」と
Kim Moo Yeol Müzikali izlerken kahkahayı ve eğlenceyi yaşayacaksınız.Kim Moo Yeol Kalian akan merasakan tawa dan kegembiraan selama menonton musikal ini
Kim Moo Yeol Müzikali izlerken kahkahayı ve eğlenceyi yaşayacaksınız.كيم موو يوسوف تختبرون الضحك والمرح بينما انتم تشاهدون المسرحية الموسيقية
Şöyle olamaz, 'Hım, bağlılıklarımızdan ayrılışımızın acısını ve hüznünü yaşayacaksın.'Nemôže to byť, 'Oh, budete cítiť ten smútok alebo tú bolesť oddelenosti od svojich zväzkov.'