yaşayabilmek ile cümle

yaşayabilmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Yaşayabilmek için yeriz.We eat so we can live.
Buffy, Sunnydale'de tekrar yaşayabilmek için çaba gösterir.Buffy struggles with life back in Sunnydale.
Büyük karıncayiyenler, esaret altında 16 yıl kadar yaşayabilmektedir.Giant anteaters can live around 16 years in captivity.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."We tell ourselves stories in order to live.
Ve bunların tümü de insanlığın hayali olan uçmaya en yakın duyguyu yaşayabilmek için.And all this to come as close as possible to the human dream of being able to fly.
Ancak ilk insanlar Nuh örneğinde görülebileceği gibi bin yıl (veya daha fazla) yaşayabilmekteydiler.So bestritten neun seiner Gegner gegen ihn ihren ersten Profikampf.
Hamo yaşayabilmek için evindeki eşyaları satar.Saba führt den Ankömmling in das Haus.
Büyük karıncayiyenler, esaret altında 16 yıl kadar yaşayabilmektedir.Les fourmiliers géants peuvent vivre environ 16 ans en captivité.
Yaşayabilmek için Fransızca dersleri verdi ve çeviri yaptı.Elle y donne des cours de français pour survivre.
Hamo yaşayabilmek için evindeki eşyaları satar.Patrice propose à Benoit de faire de la vente à domicile.
Herkes rutin hayatını yaşayabilmektedir.Cada red funciona a su manera.
Molok, yaşayabilmek için çöle çok iyi uyum sağlamıştır.Свайнсона хорошо приспособлена к жизни в пустынной местности.
Esaret içinde kutup ayıları 30 yıl yaşayabilmekteler.ومن الجدير بالذكر أنه يمكن للدب القطبي أن يعيش حتى 30 عاماً في الأسر.
Molok, yaşayabilmek için çöle çok iyi uyum sağlamıştır.Oryxen zijn goed aangepast aan het leven in de woestijn.
Bu çocuk topluluğu yiyecekleri çalarak veya avlayarak yaşayabilmekteydi.Chłopiec długo tułał się po kraju zdobywając jedzenie kradzieżą lub żebraniem.
Molok, yaşayabilmek için çöle çok iyi uyum sağlamıştır.Moloch żyje wyłącznie na pustyni.
Molok, yaşayabilmek için çöle çok iyi uyum sağlamıştır.Кулан дуже витривала тварина, пристосуватися жити в суворих умовах пустелі.
Yoksulluk sınırı, yeterli hayat standardında yaşayabilmek için gerekli olan minimum gelir miktarıdır.Межа бідності — мінімальний рівень доходу, який вважають адекватним у певний країні.
Yoksulluk sınırı, yeterli hayat standardında yaşayabilmek için gerekli olan minimum gelir miktarıdır.Sărăcia înseamnă o viață lipsită de șansele de a trăi în cadrul unui anumit standard minim de nivel de trai.
Ancak ilk insanlar Nuh örneğinde görülebileceği gibi bin yıl (veya daha fazla) yaşayabilmekteydiler.Frem til noen få år tidligere, lå makten i Athen hos de ni arkontene som på den tiden ble valgt.
Büyük karıncayiyenler, esaret altında 16 yıl kadar yaşayabilmektedir.Personer over 16 år kan jakte alene.
Molok, yaşayabilmek için çöle çok iyi uyum sağlamıştır.Cacnea bisa beradaptasi dengan baik dalam keadaan gurun.
Kadın orgazmı yaşayabilmek için birden fazla cinsel uyarana ihtiyaç duyabilir.Hầu hết phụ nữ cần được kích thích âm vật để đạt cực khoái.
Hamo yaşayabilmek için evindeki eşyaları satar.陽子を自宅に招き入れ手料理をふるまう。
Yoksulluk sınırı, yeterli hayat standardında yaşayabilmek için gerekli olan minimum gelir miktarıdır.빈곤선(貧困線, poverty threshold, 빈곤소득선)은 해당 국가에서 적절한 생활수준을 수행하는 데 필요한 최소 소득 수준이다.
Molok, yaşayabilmek için çöle çok iyi uyum sağlamıştır.Доркас е силно адаптирана към условията на пустинята.
Uzun ömürlü, 2000-3000 yıl kadar yaşayabilmektedir.Niektoré druhy sa dožívajú 2000 až 3000 rokov.
Uzun ömürlü, 2000-3000 yıl kadar yaşayabilmektedir.Labai ilgaamžiai medžiai, gyvena iki 2000–3000 metų.
Helicobacter pylori insan karnındaki asit ortamda yaşayabilmek için üreaz enzimini salgılar.Helicobacter pylori on võimeline ellu jääma inimese mao happelises keskkonnas tänu ensüüm ureaasi tootmisele.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız." Chúng ta kể chuyện cho chúng ta để sống.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Contamos histórias as nós mesmos para podermos viver.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Kerromme itsellemme tarinoita elääksemme.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Kita mengarang cerita untuk diri kita sendiri untuk tetap hidup.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."우리는 살아가기 위해 스스로 이야기를 합니다.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Ne spunem poveşti pentru a putea trăi.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Nos contamos historias a nosotros mismos para poder vivir."
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Nous nous racontons des histoires pour vivre.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Opowiadamy sobie historyjki, żeby żyć.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Raccontiamo a noi stessi delle storie per riuscire a vivere.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Történeteket mesélünk magunknak, hogy képesek legyünk élni.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Vi fortæller fortællinger til os selv for at leve.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Vi intalar oss saker för att kunna överleva.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Vravíme si príbehy, aby sme prežili.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Vyprávíme si příběhy, abychom přežili.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."We vertellen onszelf verhalen om te leven.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Wir erzählen uns selbst Geschichten um zu leben.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Λέμε στους εαυτούς μας ιστορίες έτσι ώστε να ζήσουμε.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Ми самі вигадуємо для себе історії, щоб жити.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Мы рассказываем себе истории, чтобы жить.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız."Ние си разказваме истории, за да живеем.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız." אנחנו מספרים לעצמנו סיפורים על מנת לחיות.
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız." نحن نقص لانفسنا قصصاً تجعلنا نعيش على النحو الذي نريد
" Kendimize yaşayabilmek için hikayeler anlatırız.物語に意味づけをする 現実を分析し
Onun için hayat, yaşayabilmek için 7-8 dolara... ...satılabilecek birşey değil.800円で売りとばすものではない。 自分自身のために取るものだから、自分のだと宣言するから
Onun için hayat, yaşayabilmek için 7-8 dolara... ...satılabilecek birşey değil.Hens liv er ikke noget som skal sælges væk for 50 eller 100 kr. i timen... ...i bytte for overlevelse.
Onun için hayat, yaşayabilmek için 7-8 dolara... ...satılabilecek birşey değil.Leven is voor haar niet iets wat verkocht moet worden voor 7 of 8 dollar per uur... als ruil om te overleven.
Onun için hayat, yaşayabilmek için 7-8 dolara... ...satılabilecek birşey değil.Život pre ňu nie je niečo, čo musí byť rozpredané za 2 alebo 3 eurá... ...výmenou za hodinu prežitia.
Ve bunların tümü de insanlığın hayali olan uçmaya en yakın duyguyu yaşayabilmek için.A toto všetko s cieľom priblížiť sa ako sa len dá k snu človeka lietať.
Ve bunların tümü de insanlığın hayali olan uçmaya en yakın duyguyu yaşayabilmek için.A to wszystko aby sięgnąć jak najbliżej ludzkiego marzenia by umieć latać.
Ve bunların tümü de insanlığın hayali olan uçmaya en yakın duyguyu yaşayabilmek için.Dan semua ini menjadi sangat dekat dengan impian manusia untuk dapat terbang.
İlgili Sayfalar