Ana içeriğe geç
Sözlük

yaş ile cümle

yaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Eğer hava ve su olmasaydı, yaşayamazdık.If it were not for air and water, we could not live.
Hava ve su olmasa, hiçbir şey yaşayamazdı.Without air and water, nothing could live.
Eğer hava olmasa dünyada yaşayamayız.If it were not for air, we could not live on the earth.
Hava olmasaydı dünyada yaşayamazdık.If it were not for air, we could not live on the earth.
Hava olmasa hiçbir yaratık yaşayamaz.Were it not for air, no creatures could live.
Yaşayan hiçbir şey havasız yaşayamazdı.No living thing could live without air.
Havasız hiçbir şey yaşayamazdı.Without air, nothing could live.
Hava olmasa hiçbir şey yaşayamaz.But for air, nothing could live.
Havasız yaşayamayacağımız açıktır.It is clear that we cannot live without air.
Hava yoksa insan on dakika bile yaşayamaz.If there were no air, man could not live even ten minutes.
Hava olmasa yaşayamayız.If it were not for air, we could not live.
Çılgınlık yapmadan yaşayan insan düşündüğü kadar akıllı değildir.Who lives without folly is not so wise as he thinks.
O zengin ve bir dilenci gibi yaşıyor.He is rich yet he lives like a beggar.
Para yaşamın bedelini ödeyemez.Money cannot compensate for life.
Bizim Amerikalı komşumuz önümüzdeki yıl beş yıldır Japonya'da yaşıyor olacak.Our American neighbor will have lived in Japan for five years next year.
Yakında yaşayan çiftçi araştırmak için geldi.The farmer that lived nearby came to investigate.
Onlar bizim bu günlerden birinde bir deprem yaşayacağımızı söylüyorlar.They say we'll have an earthquake one of these days.
Bu şehir, yağmur yağmazsa yakında şiddetli bir su sıkıntısı yaşayacaktır.This city will suffer from an acute water shortage unless it rains soon.
Görevli memur arkasından yaşlı bir adamın geldiğini hissetti.The police officer on duty sensed an elderly man coming up behind him.
Soğanları doğradığım zaman gözlerimden yaş geliyordu.Tears came into my eyes when I was chopping onions.
Soğanları doğrarken gözüm yaşardı.Tears came into my eyes when I was chopping onions.
Nasıl olduysa yaşlı adam sağlığına kavuştu.Amazingly, the old man recovered his health.
Şaşırdım, o yaşıyordu.To my surprise, she was alive.
Eğitim, yaşamın en temel yönlerinden biridir.Education is one of the most essential aspects of life.
Muhtemelen o kırk yaşının üstünde.She is probably over forty.
Kyoto'da yaşadığım zamanlarda,müzeyi sıklıkla ziyaret ederim.I would often visit the museum when I lived in Kyoto.
Ben tam olarak Kyoko'nun nerede yaşadığını bilmiyorum, ama Sannomiya yönünde.I don't know exactly where Kyoko lives, but it's in the direction of Sannomiya.
Balıklar suda yaşar.Fish live in the water.
Balık suyun dışında yaşayamaz.Fish cannot live out of water.
Balık denizde yaşar.Fish live in the sea.
Balık bu nehirde yaşamayı bıraktı.Fish have ceased to live in this river.
İnekler otla yaşar.Cows live on grass.
Maaş yaş ve deneyime göre tespit edilir.The salary is fixed according to age and experience.
Ağlamamış genç bir adam acımasızdır ve gülmeyecek yaşlı bir adam bir aptaldır.The young man who has not wept is a savage, and the old man who will not laugh is a fool.
Sigara içmek kesinlikle yasaktır.Smoking is strictly prohibited.
Sigara içmek artık tüm yerli uçak seferlerinde yasaklandı.Smoking is now banned on all domestic plane flights.
Açlık hiçbir yasayı tanımaz.Hunger knows no law.
Bakım onun görünüşünü on yaş büyük yaptı.Care has made her look ten years older.
Bakım onu çabuk yaşlandırdı.Care aged him quickly.
Geri dönenlerin Japonya'da yaşamaya alışma sorunu var.Returnees have trouble getting used to life in Japan.
Bir aile birini bir makinede yaşatmak için parasının hepsini harcamamalı.A family should not spend all of its money to keep someone alive on a machine.
Ender vahşi hayvanların bu ülkeye ithalatı kesinlikle yasaklanmıştır.The importation of rare wild animals to this country is strictly prohibited.
On iki yıldır Kamakura'da yaşıyorum.I have lived in Kamakura for twelve years.
O, okul dışında, evi olmayan, karton kutularda yaşayan insanları gördü.Outside the school, she saw people with no homes living in cardboard boxes.
Okula yürüme mesafesinde yaşıyorum.I live within walking distance of school.
Öğrenmenin yaşı yoktur.You're never too old to learn.
Kimse öğrenmek için çok yaşlı değildir.One is never too old to learn.
Hiç kimse öğrenmek için çok yaşlı değildir.No one is too old to learn.
Nükleer savaş bu gezegendeki yaşamı sona erdirecektir.Nuclear war will bring life on this planet to an end.
Bu kentin kuzey kesiminde daha fazla insan yaşar.More people live in the northern part of the city.
Şehirde yaşamak kırsalda yaşamaktan oldukça farklıdır.Living in the town is quite different from living in the country.
Genel olarak, kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.Generally speaking, women live longer than men.
Genel olarak konuşulursa, kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.Generally speaking, women live longer than men.
Yurt dışında yaşamaktan hiç rahatsızlık hissetmiyor musun?Don't you feel any inconvenience living abroad?
Yurt dışında yaşamak bir yabancı dili öğrenmek için en iyi yoldur.Living abroad is the best way to learn a foreign language.
Çoğumuz yabancı bir ülkede kültür şoku yaşarız.In a foreign country most of us go through culture shock.
Herkes yasadışı yabancılar karşı düşmanca bir tavır aldı.Everybody took a hostile attitude toward illegal aliens.
Eğer yurt dışında ilk yaşama deneyiminse, Kanada gidilecek iyi bir yerdir.Canada is a good place to go if it's your first experience living abroad.
Denize yakın yaşamasına rağmen o hala yüzemiyor.Despite having lived near the sea, she still cannot swim.
Bazı şirketler işçilerine yaşam boyu bir iş garanti ediyor.Some companies guarantee their workers a job for life.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod