Onların doğal yırtıcı hayvanları yok.They have no natural predators.
Kurtlar müthiş yırtıcı hayvanlardır.Wolves are formidable predators.
Bu türün popülasyonu yırtıcı hayvanlardan, parazitlerden ve kuş hastalıklarından etkilenmektedir.This duck's population is affected by predators, parasites and avian diseases.
Sesi tehlikeli bir yırtıcı hayvan mı çıkarıyor, yoksa sadece rüzgar mı?Is it a dangerous predator, or is it just the wind?
"Çalıların arasında gelen tüm hışırtılar yırtıcı hayvanlara aittir, rüzgar değil."All rustles in the grass are dangerous predators and not just the wind.
Rüzgar cansız bir varlık; yırtıcı hayvan ise irade sahibi bir etken.Well, the wind is inanimate; the dangerous predator is an intentional agent.
Habitat kaybı ve yırtıcı hayvanların adaya kazara girmesi nedeniyle tehdit altındadır.[1]It is threatened by habitat loss and the accidental introduction of predators to the island.[2]
Yırtıcı hayvanlar arasında tilkiler, kurtlar ve porsuklar bulunur.Predators include foxes, wolves, and badgers.
İlk memeliler çok küçüktü ve muhtemelen yırtıcı hayvanlardan kaçmak için gececiydiler.The first mammals were very small, and were probably nocturnal to escape predation.
Yırtıcı hayvanlardır.Faux animaux.
Yırtıcı hayvanlardır.Las bestias vergonzosas.
Bu türün popülasyonu yırtıcı hayvanlardan, parazitlerden ve kuş hastalıklarından etkilenmektedir.La población de este pato se ve afectada por los depredadores, los parásitos y las enfermedades aviares.
Deniz parsı ise tam bir yırtıcı hayvandır, penguenler ve diğer fok türlerini avlar.Sjöleoparden är en effektiv predator som jagar pingviner och andra sälar.
Bu türün popülasyonu yırtıcı hayvanlardan, parazitlerden ve kuş hastalıklarından etkilenmektedir.Populationen påverkas av predatorer, parasiter och fågelsjukdomar.
Yırtıcı hayvanlardır.Oroar djur.
Peşine düşen yırtıcı hayvanlar da bu çalılıklara girmeyi göze alamazlar.Тому прості смертні не сміли наближатися до цих місць.
Bu yırtıcı hayvanlar mağaralarda yaşayan insanlar için tehlikeli bir düşmandı.Zvířata na nich vyobrazená jsou totiž přirozenými nepřáteli hmyzích škůdců napadajících rýžová pole.
Örneğin bir kuş aylarca yumurtalarını yırtıcı hayvanlardan korur.Takto postavené hnízdo chránilo vajíčka před útoky některých ptáků živících se vejci.
Ayılar çok vahşi ve yırtıcı hayvanlardır.În general, suidele sunt animale sălbatice și agresive.
Antilopların görüş açılarının genişliği, onların yırtıcı hayvanları farketmesine olanak sağlar.Ez ősi ösztön maradványa lehet, mely a ragadozó állatok érzékelését segítette.
Yırtıcı hayvanlardır.Selkärangattomat eläimet.
Ayrıca hiçbir akıllı yaşam izi ve yırtıcı hayvan yoktur.Baik dari jejak fisik maupun jejak yang tidak kasat mata.
İnsanlar tarım ve sürü hayvancılığını geliştirmeden evvel, kurt, dünyanın en yaygın yırtıcı hayvanıydı.Do početka razvitka poljoprivrede i stočarstva vuk je bio najrasprostranjenija zvijer na zemlji.
Bu türün popülasyonu yırtıcı hayvanlardan, parazitlerden ve kuş hastalıklarından etkilenmektedir.Na populaciju ove patke utječu grabežljivci, paraziti i ptičje bolesti.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.Ainsi, les prédateurs comme les lions les suivent et voilà ce qu'ils font
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.A ragadozók, például az oroszlánok, pedig követik őket, aminek ez a következménye.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.Così i predatori come i leoni li seguono, e questo è quello che fanno.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.Die Raubtiere, die Löwen, folgen ihnen. Und dann tun sie das hier.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.Drapieżniki jak lwy podążają za nimi i oto co robią.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.Dravci jako lvi je následují, a dělají tohle.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.Iar prădători precum leii le urmăresc şi iată ce fac.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.Joten saalistajat, kuten leijonat, seuraavat niitä, ja ne tekevät tämän.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.그래서 사자같은 포식동물이 따라와, 이런 짓을 합니다.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.Por isso, predadores, como leões, seguem-nas e é isto que eles fazem
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.Roofdieren zoals leeuwen volgen hen, met dit als gevolg.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.Takže predátori, ako napríklad levy, ich nasledujú. A robia toto.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.Và vì thế các động vật ăn thịt như sư tử theo sau chúng, và đây là điều những con sư tử đó làm
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.Y depredadores, como los leones, los siguen, y esto es lo que hacen.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.Συνεπώς αρπακτικά όπως τα λιοντάρια, τα ακολουθούν, κι αυτό εδώ είναι το αποτέλεσμα.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.И хищники, такие как львы, охотятся на них, и вот, что они делают.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.И хищници като лъвовете ги следват и правят това.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.Хижаки, як-от леви, переслідують їх, і ось що вони роблять.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.אז טורפים, כמו אריות, עוקבים אחריהן, וזה מה שהם עושים.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.حتى الحيوانات المتوحشة كالأسود تلحق بهم, وهذا ما يفعلونه.
Aslanlar gibi yırtıcı hayvanlar da onları takip ederek ve bunları yapıyorlar.ライオンが 家畜を 殺してしまうんです
Bu iki sentor, üç yırtıcı hayvan ile kavgaya tutuşmuşlar.На ній зображені 2 кентаври і 3 великі кішки.
Bu iki sentor, üç yırtıcı hayvan ile kavgaya tutuşmuşlar.وتعرض لكائنين خرافيين ، وثلاث قطط ضخمة "نمور"
"Çalıların arasında gelen tüm hışırtılar yırtıcı hayvanlara aittir, rüzgar değil.""Alle ritselingen in het gras zijn roofdieren en niet alleen de wind."
"Çalıların arasında gelen tüm hışırtılar yırtıcı hayvanlara aittir, rüzgar değil.""Allt rasslande i gräset är farliga rovdjur och inte bara vinden."
"Çalıların arasında gelen tüm hışırtılar yırtıcı hayvanlara aittir, rüzgar değil."Al raslen i græsset er farlige rovdyr og ikke bare vinden.
"Çalıların arasında gelen tüm hışırtılar yırtıcı hayvanlara aittir, rüzgar değil.""Jedes Rascheln im Gras ist ein gefährliches Raubtier und niemals einfach nur der Wind."
"Çalıların arasında gelen tüm hışırtılar yırtıcı hayvanlara aittir, rüzgar değil.""Kaikki ruohikon kahahdukset ovat vaarallisia saalistajia eivätkä johdu pelkästä tuulesta."
"Çalıların arasında gelen tüm hışırtılar yırtıcı hayvanlara aittir, rüzgar değil.""Každý šramot v trávě je predátor, ne pouhý vánek."
"Çalıların arasında gelen tüm hışırtılar yırtıcı hayvanlara aittir, rüzgar değil."Każdy szelest trawy oznacza niebezpiecznego drapieżce, a nie wiatr.
"Çalıların arasında gelen tüm hışırtılar yırtıcı hayvanlara aittir, rüzgar değil.""모든 수풀의 부스럭거림은 단순한 바람이 아니라 위험한 맹수이다."
"Çalıların arasında gelen tüm hışırtılar yırtıcı hayvanlara aittir, rüzgar değil.""Minden fűsusogás veszélyes ragadozót jelent, és nem csupán a szél okozza."
"Çalıların arasında gelen tüm hışırtılar yırtıcı hayvanlara aittir, rüzgar değil.""Mọi tiếng động trong cỏ đều là kẻ thù nguy hiểm không phải gió."
"Çalıların arasında gelen tüm hışırtılar yırtıcı hayvanlara aittir, rüzgar değil."Qualsiasi fruscio tra l'erba è un predatore pericoloso e non semplicemente il vento.
"Çalıların arasında gelen tüm hışırtılar yırtıcı hayvanlara aittir, rüzgar değil.""Toate foșnetele din iarbă sunt făcute de animale de pradă periculoase și nu doar de vânt."
"Çalıların arasında gelen tüm hışırtılar yırtıcı hayvanlara aittir, rüzgar değil.""Todo o restolhar de ervas quer dizer predadores perigosos, e não apenas o vento"