yılanlar ile cümle

yılanlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Yılanların Öcü Rusçaya çevrilir.Vzhodnoslovaška narečja prehajajo v rusinščino.
Bütün pullular gibi yılanlar da, vücudu üst üste binen pullarla kaplı ektotermik amniyot omurgalılardır.Podobno kot drugi luskarji so kače ektotermni amnioti, katerih telo preraščajo rožene luske.
Yılanların Öcü, Fakir Baykurt.Pievinės varlės, mažosios kūdrinės varlės.
Deniz yılanları çoğunlukla Hint Okyanusu'nda ve Pasifik Okyanusu'nnun güneybatısında bulunur.Jūrinės gyvatės pasitaiko daugiausia Indijos vandenyne ir Ramiojo vandenyno pietvakariuose.
İlginçtir ki Avustralya zehirli yılanlardan daha fazla zehirsiz yılan türlerini barındırır.Australijoje yra daugiau nuodingųjų nei nenuodingųjų gyvačių rūšių.
O, yılanlar gibi, garip hayvanlardan hoşlanıyor.Jam patinka keisti gyvūnai, tokie kaip gyvatė.
O, yılanlar gibi, garip hayvanlardan hoşlanıyor.Jai patinka keisti gyvūnai, tokie kaip gyvatė.
Bazı yılanların göz ve burunları arasında ince zarlı iki çukur bulunur.Silmade ja mokakilbiste vahel on kaks rida väikseid soomuseid.
Zehirli yılanlar birçok familyaya dahildir ve tek bir taksonomik grup oluşturmaz.Hirss on väikeste teristega üheaastaste teraviljade rühm, mis ei moodusta ühtset taksonoomilist gruppi.
Yılanlar Antarktika dışında bütün kıtalarda bulunur.Madusid leidub kõigis maailmajagudes peale Antarktika.
Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Neanche io dico che i serpenti sono da coccolare.
Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.No digo que a las serpientes se las pueda abrazar precisamente.
Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Tôi không nói rằng mấy con rắn dễ thương.
Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Δεν λέω ότι τα φίδια είναι ακριβώς για αγκαλιές.
‹‹Bakın, aranıza yılanlar, Büyüden etkilenmeyen engerekler göndereceğim, Sizi sokacaklar›› diyor RAB.Bo oto Ja poślę na was węże najjadowitsze, przeciwko którym niemasz zaklinania; i pokąsają was, mówi Pan.
‹‹Bakın, aranıza yılanlar, Büyüden etkilenmeyen engerekler göndereceğim, Sizi sokacaklar›› diyor RAB.여호와께서 말씀하시되 내가 술법으로도 제어할 수 없는 뱀과 독사를 너희 중에 보내리니 그것들이 너희를 물리라 하시도다
‹‹Bakın, aranıza yılanlar, Büyüden etkilenmeyen engerekler göndereceğim, Sizi sokacaklar›› diyor RAB.Защото, ето, Аз пращам върху вас змии, ехидни, Които не се омайват, Но ще ви хапят, казва Господ.
‹‹Bakın, aranıza yılanlar, Büyüden etkilenmeyen engerekler göndereceğim, Sizi sokacaklar›› diyor RAB.כי הנני משלח בכם נחשים צפענים אשר אין להם לחש ונשכו אתכם נאם יהוה׃
‹‹Bakın, aranıza yılanlar, Büyüden etkilenmeyen engerekler göndereceğim, Sizi sokacaklar›› diyor RAB.لاني هانذا مرسل عليكم حيّات افاعي لا ترقى فتلدغكم يقول الرب
‹‹Bakın, aranıza yılanlar, Büyüden etkilenmeyen engerekler göndereceğim, Sizi sokacaklar›› diyor RAB.看 哪 、 我 必 使 毒 蛇 到 你 們 中 間 、 是 不 服 法 術 的 、 必 咬 你 們 . 這 是 耶 和 華 說 的
‹‹Bakın, aranıza yılanlar, Büyüden etkilenmeyen engerekler göndereceğim, Sizi sokacaklar›› diyor RAB.看哪 、 我 必 使 毒蛇 到 你 們中間 、 是 不 服法 術 的 、 必 咬 你們.這是 耶和華 說的
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Ich sage nicht, dass Schlangen zum Kuscheln sind.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Je ne dis pas non plus qu'on peut embrasser les serpents.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.제가 짐작하기에 여러분이 말할 수 있는것은, 제가 뱀을 확실히 껴안을 수 있다고는 말하지 않는다는 겁니다.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Nem mondom azt, hogy a kígyók ölelgetni valóak.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Nie mówię, że węże są urocze.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Nu zic că acești șerpi sunt buni de îmbrățișat.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Slangen zijn niet erg knuffelbaar.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Не казвам, че змиите са точно за гушкане.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Я не пытаюсь доказать, что змей можно обнимать.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.אני משער. אני לא אומר שנחשים הם חביקים.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.انا لا أقول انها حيوانات ودودة وقابله للعناق
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.テディベアではありませんからね
Beni, New York Doğa Tarih Müzesi'ne götürür ve bana, yılanlarla ilgili kitaplar alırdı.저를 뉴욕 자연 역사 박물관으로 데리고 가서 뱀에 대한 책을 사 주시고,
Beni, New York Doğa Tarih Müzesi'ne götürür ve bana, yılanlarla ilgili kitaplar alırdı.היא לקחה אותי למוזיאון הטבע והמדע בניו יורק, קנתה לי ספרים על נחשים,
Beni, New York Doğa Tarih Müzesi'ne götürür ve bana, yılanlarla ilgili kitaplar alırdı.وتاخذني لمتحف التاريخ الطبيعي بنيويورك وتشتري لي كتبا عن الثعابين
Beni, New York Doğa Tarih Müzesi'ne götürür ve bana, yılanlarla ilgili kitaplar alırdı.蛇の本を買ってしまいました こうして私のキャリアは始まったのです
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.Các bạn thấy côn trùng, ếch, rắn, đại bàng, bướm, ếch, rắn, đại bàng.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.Du ser insekter frøer, slanger, ørne, sommerfugle, - frøer, slanger, ørne.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.Immagini di insetti, rane, serpenti, aquile, farfalle, rane, serpenti, aquile.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.Je ziet insecten, je ziet kikkers, slangen, adelaars, vlinders, kikkers, slangen, adelaars.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.곤충들을 볼 수 있고, 개구리, 뱀, 독수리, 나비들을 볼 수 있습니다. 개구리, 뱀, 독수리.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.Láthatnak bogarakat, békákat, kígyókat, sasokat, pillangókat, békákat, kígyókat, sasokat.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.Man sieht Insekten, man sieht Frösche, Schlangen, Adler, Schmetterlinge, Frösche, Schlangen, Adler.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.Se ven insectos. Se ven ranas, culebras, águilas, mariposas, ranas, culebras, águilas.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.Vedeți insecte, broaște, șerpi, vulturi, fluturi, broaște, șerpi, vulturi.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.Vemos insetos, vemos sapos, cobras, águias, borboletas, rãs, cobras, águias.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.Vidíte tu hmyz, žaby, hady, orly, motýle, žaby, hady, orly.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.Widzicie owady, żaby, węże, orły, motylki, żaby, węże, orły.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.Βλέπετε έντομα, βλέπετε βατράχια, φίδια, αετούς, πεταλούδες, βατράχια, φίδια, αετούς.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.Виждате насекоми, виждате жаби, змии, орли, пеперуди, жаби, змии, орли.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.На них насекомые - лягушки, змеи, орлы, бабочки, лягушки, змеи, орлы.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.Ось комахи, жаби, змії, орли, метелики, жаби, змії, орли.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.רואים חרקים, רואים צפרדעים, נחשים, עיטים, פרפרים, צפרדעים, נחשים, עיטים.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.ترون حشرات، ترون ضفادع، ثعابين، صقور، فراشات، ضفادع، ثعابين، صقور.
Böcekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar, kelebekler, kurbağalar, yılanlar, kartallar.今度はカエル ヘビ ワシ チョウチョウ カエル ヘビ ワシ この反転おもちゃは
Bu da, yılanlardan birine yerleştirdiğimiz radyo vericisi sayesinde yakalayabildiğimiz anlardan biri.Dit is weer iets dat we konden waarnemen doordat een van de slangen een radiozender had.
Bu da, yılanlardan birine yerleştirdiğimiz radyo vericisi sayesinde yakalayabildiğimiz anlardan biri.Ez itt ismét olyasmi, amit annak köszönhetően láthattunk, hogy volt egy rádió adóvevő az egyik kígyóban.
Bu da, yılanlardan birine yerleştirdiğimiz radyo vericisi sayesinde yakalayabildiğimiz anlardan biri.이것은 다시말해, 우리는 뱀한마리 안에 라디오 송신기를 삽입했던 사실의 장점을 볼 수 있는 것이었는데,
Bu da, yılanlardan birine yerleştirdiğimiz radyo vericisi sayesinde yakalayabildiğimiz anlardan biri.Một lần nữa, đây là những thứ chúng ta thu được từ máy phát tín hiệu của một trong những con rắn.
İlgili Sayfalar