yık ile cümle

yık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu gömleği yıkamamın zamanıdır.I think it's time for me to wash this shirt.
Kasırgalar çok yıkıcıdırlar.Hurricanes are very destructive.
Hortumlar çok yıkıcıdır.Tornadoes are very destructive.
Çamaşır yıkarken bir sorunum yok ama giysileri katlamaktan nefret ediyorum.I don't have a problem doing the laundry, but I hate folding the clothes.
Ben sadece arabamı yıkatmanın ve cilalatmanın kaça mal olacağını merak ediyordum.I was just wondering how much it would cost to have my car washed and waxed.
Çamaşır yıkamayı neredeyse bitirmek üzereyim.I'm just about finished doing the laundry.
Pantalonunu çamaşır makinesine atarsan onları senin için yıkarım.If you throw your jeans in the washing machine, I'll wash them for you.
Yemeden önce meyveyi yıkamalısın.You should wash fruit before you eat it.
Bulaşıkları yıkamada sana yardım etmemi ister misin?Would you like me to help you with washing the dishes?
Tom en azından haftada bir kez çamaşırları yıkar.Tom washes clothes at least once a week.
Tom bulaşıkları yıkamayı henüz bitirdi.Tom has just finished washing dishes.
Tom'un çiti boyamasına gerek yoktu. Onu boyadıktan bir hafta sonra onu yıktılar.Tom didn't need to paint the fence. They tore it down a week after he painted it.
Tom evi yıktı.Tom tore down the house.
Tom'un arabasını yıkamasının bu kadar çok zaman alması şaşırtıcı.It's amazing how much time it takes Tom to wash his car.
Tom Mary'ye bulaşıkları yıkamasını söyledi.Tom told Mary to wash the dishes.
Tom Mary'ye yüzünü yıkamasını söyledi.Tom told Mary to wash her face.
Mary'nin çamaşır yıkaması için Tom yardım etmeli.Tom is supposed to help Mary do the laundry.
Tom Mary'nin bulaşıkları yıkamasına yardım etti.Tom helped Mary wash the dishes.
Tom Mary'ye arabayı yıkattı.Tom had Mary wash the car.
Tom Mary'ye bulaşıkları yıkattı.Tom got Mary to wash the dishes.
Tom arabayı yıkamak zorunda değil. Mary onu zaten yıkadı.Tom doesn't have to wash the car. Mary's already washed it.
Tom Mary için bulaşıkları yıkadı.Tom did the dishes for Mary.
Tom ve Mary eski evlerini yıktırdı.Tom and Mary had their old house torn down.
Üzücü haberi duyduktan sonra, o, gözyaşları içinde yıkıldı.After hearing the sad news, she broke down in tears.
Saçımı yıkamadım.I haven't washed my hair.
Dün saçımı yıkadım. Bugün onu keseceğim.Yesterday I washed my hair. Today I'll cut it.
Kuru temizleme mi yoksa normal yıkama mı istiyorsun?Do you want dry cleaning or regular wash?
Tom yeni gömleğini yıkadığında çekti ve şimdi uymuyor.Tom's new shirt shrunk when he washed it and now it doesn't fit.
Tom tüm havluları yıkadı.Tom washed all the towels.
Tom genellikle kirli tabakları bir hafta kadar biriktirir, sonra onları yıkar.Tom usually lets dirty dishes pile up for a week, then he washes them.
Mary bulaşıkları yıkarken, Tom mutfak zeminini süpürdü.Tom swept the kitchen floor while Mary washed the dishes.
Tom kendini soğuk su ile yıkadı.Tom splashed himself with cold water.
Tom iki haftadır saçını yıkamadı.Tom hasn't washed his hair for two weeks.
Tom'un yıkanılması gereken bazı elbiseleri var.Tom has some clothes that need to be washed.
Tom bulaşık yıkamayı sevmez.Tom doesn't like washing dishes.
Tom yemek yemeği bitirir bitirmez bulaşıkları yıkar.Tom does the dishes as soon as he finishes eating.
Tom öğle yemeğinden önce bulaşık yıkadı.Tom did the laundry before lunch.
Tom bugün bir sürü çamaşır yıkadı.Tom did a lot of laundry today.
Tom dişlerini fırçaladı ve yüzünü yıkadı.Tom brushed his teeth and washed his face.
Bu Tom'un şimdiye kadar gördüğü ilk yıkım derbiydi.This was the first time Tom had ever seen a demolition derby.
Tom'un Mary'yi çamaşırlarını onun için yıkaması konusunda ikna edebilmesi mümkündür.It's possible that Tom was able to convince Mary to do his laundry for him.
Arabayı yıkamak beklediğimizden daha uzun zaman aldı.Washing the car took longer than we expected.
Arabamı yıkayacağım.I will wash my car.
Bulaşıkları yıkama sırası sende. Dün ben yıkamıştım.It's your turn to do the washing up. I did it yesterday.
Tom ellerini yıkamak istedi.Tom wanted to wash his hands.
Tom ayaklarını yıkadı.Tom scrubbed his feet.
Daima hafta sonları giysilerimi yıkarım.I always wash my clothes on week ends.
Jenny yılda iki kez mutfak duvarını yıkadı.Jenny washed the kitchen wall twice a year.
Ben banyodayım çünkü ellerimi yıkıyorum.I'm inside the bathroom because I'm washing my hands.
Ağzınızı yıkayın.Wash your mouth out.
Bu kilise top ateşiyle yıkılmıştı.This church was destroyed by cannon fire.
Yemeği sen pişirdiğin için, bulaşıkları ben yıkayacağım.Since you did the cooking, I'll do the dishes.
Vücudunu yıkamalısın.You must wash your body.
O, yıkıcıdır.That's devastating.
Yemek yemeden önce ellerimi nerede yıkayabilirim?Where can I wash my hands before I eat?
Bin iki yüz elli altı tane asker Alamut kalesini yıktı.One thousand two hundred and fifty-six soldiers destroyed the fortress of Alamut.
O, arabayı yıkıyor.She is washing the car.
Bu gömlek yıkanılmalı.This shirt needs to be washed.
Bu giysiler kirli ve yıkanması gerekir.These clothes are dirty and need to be washed.
Ben ağzını sabunla yıkayacağım.I'll wash your mouth out with soap!
İlgili Sayfalar