Onlar beşinci caddede yıkık kiralık bir evde yaşıyor.They live in a rundown tenement on 5th St.
Holly Black, New Jersey'deki Viktorya tipi yıkık dökük bir evde doğdu.Holly Black was born in a decrepit Victorian house in New Jersey.
Yıkık bir evden geliyorum.I come from a broken home.
Tom yıkık bir tip.Tom is a big time loser.
Dan ve Linda yıkık bir dairede yaşadı.Dan and Linda lived in a rundown apartment.
Konstantinopolis bu sıralarda terk edilmiş ve yıkık dökük bir durumdaydı.Constantinople by this stage was underpopulated and dilapidated.
Duvarların içinde küçük kalıntılar ve Biliotti'nin not ettiği harabe yapılar yıkıktır.Within the walls little remains, and ruined structures noted by Biliotti have been demolished.
Yurtderi, Afere mahallesinde yıkık bir kilise bulunmaktadır.MacDowall has one church that lies within the hamlet.
Bu köy içinde biraz yıkık görünüşlü kulübede Czipra adında bir yaşlı çingene kadın yaşamaktadır.In a particularly disreputable hut there lives an old gypsy woman named Czipra.
Diğer yapılar 19. yüzyılda da tamamen yıkıktı.The rest of the building was partially destroyed in the 19th century.
Burada yıkık durumdaki eski bir devlet binası hala görülebilir.A possible ancient astronomical observatory is found here.
Çoğu sınıftaki çatılar yıkık durumda, bu yüzden sınıflar yeterince karanlık olmuyor.Often the roofs are broken, so you don't have enough darkness in the classroom to do these things.
Çocukları avare gezip dilensin, Yıkık evlerinden uzakta yiyecek arasın!Let his children be wandering beggars. Let them be sought from their ruins.
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››"Is it a time for you yourselves to dwell in your paneled houses, while this house lies waste?
Milton Kalesi; Keith, Moray, İskoçya'da bulunan yıkık bir kaledir.Milton Tower is a ruined castle in Keith, Moray in Scotland.
1830'larda Şemokmedi Manastırı ve yıkık Gurieli kalesi.The Shemokmedi Monastery and ruined Gurieli castle in the 1830s.
Hepsi Cobb ailesindendir ve kasabanın eteklerinde yıkık bir karavan parkında yaşamaktaydılar.They were all from the Cobb family, living in a rundown trailer park on the outskirts of town.
Yıkık bir evde ayakta kalan bir dolabın üzerindeki seramik horoz, Borodianka, Nisan 2022Ceramic rooster on a surviving cabinet in a ruined house, Borodianka, April 2022
Şimdiki zamanda maalesef yıkık durumdadır. ^Er scheint wohl mittlerweile zerstört worden zu sein.
Diğer yapılar 19. yüzyılda da tamamen yıkıktı.Die restlichen Anlagen wurden im 19. Jahrhundert zerstört.
Köylerinden bazılarında eski yıkık kiliseleri hâlen mevcuttur.In einigen der Dörfer finden sich alte orthodoxe Kirchen.
Günümüzde yıkık vaziyette bulunan hisarın kalıntılarına rastlanmaktadır.On conçoit la frayeur qui règne à cet instant.
Şu an ise bu kale yıkık bir durumdadır.Ce château est actuellement en ruine.
Değirmenlerden günümüze yalnızca yıkık duvarları kalmıştır.До настоящего времени сохранились только разрушенные стены мельницы..
Taşteker köyündeki Kilise şu an itibarı ile yıkık durumdadır.Сегодня каменная Казанская церковь находится в плачевном состоянии.
Diğer yapılar 19. yüzyılda da tamamen yıkıktı.В XIX веке все строения были снесены.
Şu an ise bu kale yıkık bir durumdadır.В настоящее время ворота находятся в разрушенном состоянии.
Şimdiki zamanda maalesef yıkık durumdadır. ^تضيعُ على المدى أسبابُ للآن..
Tepede eski yıkık surlar bulunmaktadır.يوجد على قمة الجبل خربة أثرية قديمة.
Bu köy içinde biraz yıkık görünüşlü kulübede Czipra adında bir yaşlı çingene kadın yaşamaktadır.Em uma cabana especialmente vergonhosa vive uma velha cigana chamada Czipra.
Aynı zamanda içindeki sandukalar da yıkık dökük haldedir.Também este forno está em ruínas.
Günümüzde yıkık vaziyette bulunan hisarın kalıntılarına rastlanmaktadır.Pedimos que a privacidade deles seja respeitada neste momento difícil.
Değirmenlerden günümüze yalnızca yıkık duvarları kalmıştır.Van de molen blijven vandaag de dag enkel nog overwoekerde muurresten over.
Bugün yalnız yarısı yıkık bir burcu ayaktadır.Vandaag de dag rest alleen nog een gerestaureerde zijvleugel.
Mağara girişlerinde, bodrum ve yıkık bina kalıntılarında bulunurlar.Ze leven bij ingangen van grotten, kelders en verwoeste gebouwen.
Konstantinopolis bu sıralarda terk edilmiş ve yıkık dökük bir durumdaydı.W tym okresie Konstantynopol był wyludniony i zrujnowany.
Ancak yapısal anlamda yıkık ve virane durumundadır.Jest to przestarzała konstrukcyjnie i w złym stanie technicznym.
Bugün kendi kaderine terk edilen kale yıkık durumundadırObecnie opuszczony popada w ruinę.
Biri yıkık durumdadır.En ligger vid Svista.
Değirmenlerden günümüze yalnızca yıkık duvarları kalmıştır.На жаль, до наших днів збереглися лише стіни споруди.
Osmanlılar adayı ele geçirdiğinde yıkık bir durumdadır.Після османського завоювання в населенні острова відбулися істотні зрушення.
Tepede eski yıkık surlar bulunmaktadır.На пагорбі знаходиться безліч стародавніх пам'яток.
Uzunca bir süre sonra Prenses'in şehir dışındaki yıkık dökük malikânesine gelirler.Krátce na to si ve městě všimnou princezny Innany.
Şu an ise bu kale yıkık bir durumdadır.Jelenleg pusztuló állapotban van a barlang.
Günümüzde yıkık vaziyette bulunan hisarın kalıntılarına rastlanmaktadır.Mai életében meghatározó Zalaegerszeg közelsége.
Birkaç gözlem noktasi eski yıkık Kızılderili yerleşimi yakınındadır.Itt több olyan helyet kerestek fel, ahol ősi indián sziklarajok voltak.
Eski yıkık katedralin dört duvarı biraz pekiştirilerek yıkık halde bırakıldı.Vanhojen muurien tarpeettomat osat jätettiin rapistumaan.
Mahallenin eski okul binaları da yıkık durumda; onarılması gerekmektedir.Koulurakennus on kärsinyt homeongelmista ja se korjataan perusteellisesti.
Şu an ise bu kale yıkık bir durumdadır.Linnake on nykyään raunioina.
Bu yıkık bozuk Suriye tekrar Memluklular eline geçti.Αυτό μετατόπισε τα Βεγγαλικά από τις ρίζες των Πάλι προς τα Σανσκριτικά.
Burada yıkık durumdaki eski bir devlet binası hala görülebilir.Huset kongen døde i, kan stadig ses.
Burada yıkık durumdaki eski bir devlet binası hala görülebilir.Deler av det gamle fortet kan fortsatt sees.
Mağara girişlerinde, bodrum ve yıkık bina kalıntılarında bulunurlar.Nó sống ở lối vào hang động, tầng hầm và các tòa nhà bị phá hủy.
Osmanlılar adayı ele geçirdiğinde yıkık bir durumdadır.オスマン帝国支配下では島はひどく衰退していった。
Bugün kendi kaderine terk edilen kale yıkık durumundadır明を滅ぼした李自成の終焉の地である。
Şu an ise bu kale yıkık bir durumdadır.この時、城は壊されている。
Bugün yalnız yarısı yıkık bir burcu ayaktadır.目前只有發現一個頭顱骨。
Biri yıkık durumdadır.이 중 하나는 모두 멸종 상태이다.
Bu yıkık bozuk Suriye tekrar Memluklular eline geçti.Vyliečený narkoman Luky sa opäť vrátil za mreže!
Yıkık durumdaki saray, 1989 Devrimleri'ne kadar göz ardı edildi.Totalitný režim odstránila až nežná revolúcia v roku 1989.