yüzleri ile cümle

yüzleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Kıyı halkları Başına gelenlere şaştılar; Krallarının tüyleri korkudan diken diken oldu, Yüzleri sarardı.섬의 거민들이 너를 인하여 놀라고 열왕이 심히 두려워하여 얼굴에 근심이 나타나도다
Kıyı halkları Başına gelenlere şaştılar; Krallarının tüyleri korkudan diken diken oldu, Yüzleri sarardı.Over dig gyser alle, som bor på de fjerne Strande, deres Konger er slagne af Angst, deres Ansigt blegner.
Kıyı halkları Başına gelenlere şaştılar; Krallarının tüyleri korkudan diken diken oldu, Yüzleri sarardı.Všetci obyvatelia ostrovov sa zdesia nad tebou, a ich kráľovia sa prenáramne zhrozia; trnúť budú ich tváre.
Kıyı halkları Başına gelenlere şaştılar; Krallarının tüyleri korkudan diken diken oldu, Yüzleri sarardı.Všickni obyvatelé ostrovů ztrnou nad tebou, a králové jejich ohromeni jsouce, zhrozí se náramně.
Kıyı halkları Başına gelenlere şaştılar; Krallarının tüyleri korkudan diken diken oldu, Yüzleri sarardı.Все обитатели островов ужаснулись о тебе, и цари их содрогнулись, изменились в лицах.
Kıyı halkları Başına gelenlere şaştılar; Krallarının tüyleri korkudan diken diken oldu, Yüzleri sarardı.כל ישבי האיים שממו עליך ומלכיהם שערו שער רעמו פנים׃
Kıyı halkları Başına gelenlere şaştılar; Krallarının tüyleri korkudan diken diken oldu, Yüzleri sarardı.كل سكان الجزائر يتحيرون عليك وملوكهنّ يقشعرون اقشعرارا يضطربون في الوجوه.
Kıyı halkları Başına gelenlere şaştılar; Krallarının tüyleri korkudan diken diken oldu, Yüzleri sarardı.海 島 的 居 民 為 你 驚 奇 . 他 們 的 君 王 都 甚 恐 慌 、 面 帶 愁 容
Kıyı halkları Başına gelenlere şaştılar; Krallarının tüyleri korkudan diken diken oldu, Yüzleri sarardı.海島 的 居民 為 你 驚奇 . 他 們的 君王 都 甚 恐慌 、 面 帶 愁容
Kuruluşlar, yüzleri, binleri ve hatta milyonları bulan sayıda hayatı etkileme gücüne sahiptir.그런 조직들로부터 비롯된다는 것이 제 머리를 칩니다.
Kuruluşlar, yüzleri, binleri ve hatta milyonları bulan sayıda hayatı etkileme gücüne sahiptir.רבים מהם מסוגלים להשפיע על חיי מאות, אלפים או אפילו מיליונים.
Kuruluşlar, yüzleri, binleri ve hatta milyonları bulan sayıda hayatı etkileme gücüne sahiptir.الكثير منهم قادر على التأثير على المئات، الألوف، وحتى الملايين من الأرواح.
Kuruluşlar, yüzleri, binleri ve hatta milyonları bulan sayıda hayatı etkileme gücüne sahiptir.私には思われます では 組織はどのように思考しているのでしょうか?
Mary slunk gördüm ya da kim küllü ve korkmuş yüzleri ile ilgili acele ederken, eksik.메리가 나갔을보고하거나 누구 사람들이 회색과 공포에 얼굴에 대해 서둘러 동안 누락되었습니다.
Mary slunk gördüm ya da kim küllü ve korkmuş yüzleri ile ilgili acele ederken, eksik.lipsă, în timp ce cei pe care Maria a vazut descumpanit sau s-au grăbit despre fete cu cenuşie şi speriat.
Mary slunk gördüm ya da kim küllü ve korkmuş yüzleri ile ilgili acele ederken, eksik.חסר, בעוד אלה אשר מרי ראה או מיהר וחמק על פניהם אפר ומפוחד.
Mary slunk gördüm ya da kim küllü ve korkmuş yüzleri ile ilgili acele ederken, eksik.في عداد المفقودين ، في حين أن أولئك الذين رأوا مريم إنسل أو سارع حول رمادي مع وجوه وخائفة.
Mary slunk gördüm ya da kim küllü ve korkmuş yüzleri ile ilgili acele ederken, eksik.しかし誰も彼女は何も言うことはなると彼女のアーヤは来なかった。
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.Beispielsweise sah ich regelmäßig Bilder und Darstellungen über Traurigkeit und Leiden.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.De exemplu, am văzut frecvent imagini pline de tristețe și de suferință.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.Ik zag bijvoorbeeld regelmatig foto's en afbeeldingen van verdriet en leed.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.I tak na przykład, widziałam zdjęcia i obrazki przedstawiające smutek i cierpienie.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.Je voyais fréquement des images de tristesse et de souffrance.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.예를 들어, 저는 사진과 이미지들을 통해 슬픔과 고통을 빈번하게 보았습니다.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.Näin esimerkiksi usein kuvia surusta ja kärsimyksestä.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.Napríklad, videla som obrazy smútku a utrpenia.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.Na primer, pogosto sem videla slike in podobe žalosti in trpljenja.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.Például gyakran láttunk képeket szomorúságról, szenvedésről.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.Per esempio, ho visto spesso fotografie e immagini di tristezza e sofferenza.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.Por ejemplo, veía fotografías e imágenes generalmente de tristeza y sufrimiento.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.Por exemplo, vi frequentemente fotografias e imagens, de tristeza e sofrimento.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.Sebagai contoh, saya melihat gambar-gambar secara rutin tentang kesedihan dan penderitaan.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.Tôi thường xuyên thấy những hình ảnh về buồn đau và khổ cực.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.Viděla jsem například spousty obrázků a výjevů plných neštěstí a trápení.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.Για παράδειγμα, είδα φωτογραφίες και εικόνες συχνά θλίψης και πόνου.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.Наприклад, я бачила фотографії і зображення печалі і страждання все частіше.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.Например, често виждах снимки и образи на мъка и страдание.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.Например, я чаще видела фотографии и картины печали и страдания.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.לעיתים קרובות ראיתי תמונות של עצב וסבל.
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.فعلى سبيل المثال .. رايت صوراً ومشاهد عن الاسى والمعاناة
Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.写真や映像を見たり 困難に陥る貧しい人たちの話や
Modellerinin yüzlerinde gölgeler vardır.Có bóng trên khuôn mặt của mô hình.
Modellerinin yüzlerinde gölgeler vardır.Há sombras em rostos das modelos.
Modellerinin yüzlerinde gölgeler vardır.No sombras en las caras de los modelos.
Ne yazık ki, yüzlerini gösteremiyorum. Gerçek isimlerini de açıklayamıyorum.Helaas kan ik hun gezichten niet tonen, noch kan ik hun ware namen onthullen.
Ne yazık ki, yüzlerini gösteremiyorum. Gerçek isimlerini de açıklayamıyorum.Tiếc rằng tôi không thể công khai khuôn mặt hay tên thật của họ, bời vì những nguời bạn đồng hành của tôi
Ne yazık ki, yüzlerini gösteremiyorum.안타깝게도 얼굴을 보여드릴 수는 없습니다.
Ne yazık ki, yüzlerini gösteremiyorum.לצערי, אני לא יכול להראות את הפנים שלהם,
Ne yazık ki, yüzlerini gösteremiyorum.للاسف لا استطيع ان اظهر وجوههم
Ne yazık ki, yüzlerini gösteremiyorum.彼らの本名を明かすこともできません
O bölge hasar görünce yüzleri tanıma kabiliyetini kaybediyorsunuz, değil mi?A když je tato oblast poškozena, ztratíte schopnost vidět obličeje.
O bölge hasar görünce yüzleri tanıma kabiliyetini kaybediyorsunuz, değil mi?Alltså, när det området är skadat, förlorar man förmågan att se ansikten, okej?
O bölge hasar görünce yüzleri tanıma kabiliyetini kaybediyorsunuz, değil mi?Als dat deel van de hersenen beschadigd is, zie je gezichten niet meer.
O bölge hasar görünce yüzleri tanıma kabiliyetini kaybediyorsunuz, değil mi?Când acea arie e lezată nu mai puteţi vedea feţele.
O bölge hasar görünce yüzleri tanıma kabiliyetini kaybediyorsunuz, değil mi?Cuando se daña esta área, se pierde la habilidad de ver caras ¿de acuerdo?
O bölge hasar görünce yüzleri tanıma kabiliyetini kaybediyorsunuz, değil mi?Ha ez a rész megsérül, nem tudjuk felismerni az emberek arcát.
O bölge hasar görünce yüzleri tanıma kabiliyetini kaybediyorsunuz, değil mi?Keď je táto oblasť poškodená, stratíte schopnosť vidieť tváre, že?
O bölge hasar görünce yüzleri tanıma kabiliyetini kaybediyorsunuz, değil mi?이 영역에 손상을 입으면 얼굴을 알아보는 능력을 잃게 되겠죠, 그렇죠 ?
O bölge hasar görünce yüzleri tanıma kabiliyetini kaybediyorsunuz, değil mi?Lorsque cette zone est endommagée, vous perdez la capacité de percevoir les visages.
O bölge hasar görünce yüzleri tanıma kabiliyetini kaybediyorsunuz, değil mi?Ora, quando quell'area è danneggiata, perdete la capacità di vedere le facce, ok?

İlgili Sayfalar