yüzler ile cümle
yüzler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Medeniyet bu gizli topraklarda yüzlerce yıldır gelişti.Civilization has flourished for hundreds of years in this hidden land.
Sözlü gelenek yüzlerce yıldır vardır.Oral tradition has existed for hundreds of years.
Tüm insanlar yüzlerce yıl hatırlanacak.All you people will be remembered for hundreds of years.
Yüzlerce yıldır hiç kimse o cehennemi çölü geçmedi.No one has crossed that infernal desert in hundreds of years.
Tomi sadece güzel yüzleri umursar.Tom only cares about pretty faces.
Yüzlerce insan alana çıktı.Hundreds of people came out into the square.
Sana yüzlerce kez söyledim.I've told you so a hundred times.
Tom'un yüzlerce kitabı var.Tom has hundreds of books.
Yüzlerce lise öğrencisini taşıyan bir feribot Güney Kore'de battı.A ferry carrying hundreds of high school students sank in South Korea.
Leatherback kaplumbağaları yüzlerce kilo ağırlığında olabilirler.Leatherback turtles can weigh hundreds of kilos.
Bütün çocuklar yüzlerini boyatmak için sıraya girdiler.All the kids lined up to have their faces painted.
Yüzleri hatırlamada iyi misin?Are you good at remembering faces?
Tom çok tanıdık yüzler gördü.Tom saw many familiar faces.
Onların yüzlerini görmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to see their faces.
Onların yüzlerini görmeliydin.You should've seen their faces.
Tom yüzlerini seçememiş.Tom couldn't make out their faces.
Tom yüzlerini göremedi.Tom couldn't make out their faces.
Onlar yüzlerimizi gördüler.They've seen our faces.
Ben yüzlerce kitap okudum.I've read hundreds of books.
Bazı yüzleri hatırlayabiliyorum, ama burada gördüğümü hatırlamadığım bazı insanlar var.I can remember some faces, but there are some people here I don't remember seeing.
Tom'un köpeği insanların yüzlerini yalamayı seviyor.Tom's dog likes to lick people's faces.
Onlar yüzlerce mil rampa ve köprüler yapmak zorundaydı.They had to build hundreds of miles of ramps and bridges.
Büyük babam yüzlerce kısa hikaye anlatır.My grandfather tells hundreds of anecdotes.
Tom yüzlerce makale ve birkaç kitap yazdı.Tom has written hundreds of articles and several books.
Her gün yüzlercesi ölür.Hundreds die every day.
Yüzlerce hayvan öldürüldü.Hundreds of animals were killed.
Yüzlerce öldürüldü.Hundreds have been killed.
Yüzlerce sığır göle gitti.Hundreds of cattle went to the lake.
Tatoeba günde yüzlerce, hatta binlerce cümle oranında büyür.Tatoeba grows at a rate of hundreds, or even thousands, of sentences per day.
Yüzlerce çocuk katıldı.Hundreds of children participated.
Bu yazı yüzlerce beğeni alırsa başımı tıraş edeceğim.If this post gets a hundred likes, then I'll shave my head.
Dışarıda yüzlerce insan vardı.There were hundreds of people outside.
Polis, Fadıl'ın arabasında yüzlerce dolar nakit buldu.Police found hundreds of dollars cash in Fadil's car.
Muhtemelen yüzlerce milyon doları olan birisi nasıl mutsuz olabilir?How can someone who has hundreds of millions of dollars possibly be unhappy?
Yüzlerce kişi Tom'un cenaze törenine katıldı.Hundreds attended Tom's funeral.
Sami o Kuran ayetlerini yüzlercce defa okudu.Sami read those Quranic verses hundreds of times.
Bu parkta yüzlerce ağaç kasırgada patladı.Hundreds of trees in this park blew over in the hurricane.
Sami yüzlerce mil uzakta yaşıyordu.Sami lived hundreds of miles away.
Burada her gün yüzlerce insan yiyor.Hundreds of people eat here every day.
Sami, Kahire'nin güneyinde yüzlerce dönüm araziye sahiptir.Sami owns hundreds of acres of land south of Cairo.
Sami komik yüzler yapıyordu.Sami was making funny faces.
Bunu yüzlerce kez yaptım.I've done that a hundred times.
Yüzlerini sakladılar.They hid their faces.
Yüzlerini gizlediler.They hid their faces.
Bu galaksilerin her biri yüzlerce milyar yıldız barındırıyor.Each of these galaxies harbors hundreds of billions of stars.
Bu galaksilerin her biri yüzlerce milyar yıldız barındırır.Each of these galaxies harbors hundreds of billions of stars.
Henüz anne karnındaki ceninlerin dahi yüzlerine dokunduğunu biliyoruz.We know that even foetuses still in the womb of their mothers touch their faces.
Yüzlerce kitap okudum.I have read hundreds of books.
Tom'un yüzlerce bahanesi vardı.Tom had a hundred excuses.
Gerçek barakalar ise ertesi yıl yüzlerce tutsak ile inşa edildi.The actual barracks were built the following year by hundreds of prisoners.
Maranzano'nun ofisine yüzleri Maranzano'nun adamlarınca tanınmayan dört Yahudi gangster gönderdi.He sent to Maranzano's office four Jewish gangsters whose faces were unknown to Maranzano's people.
Nablus şehrinde, yüzlerce protestocu Hamas bayrağı dalgalandırdı .In the city of Nablus, hundreds of protesters waved Hamas flags.
Burada yeni yüzler tanıdım.All are new faces.
Yüzlerce yas tutan kişi, Hebron’da 20 Kasım’da öldürülen adamın cenaze törenine katıldı.Hundreds of mourners attended the funeral of the Palestinian man killed in Hebron on 20 November.
Medya tarafından kendisine bin yüzlerin adam olarak lakab takıldı."'മലയാളം വിക്കി'ക്ക് പതിനായിരത്തിന്റെ നിറവ്" (in Malayalam).
Yüzlerce kişi Nantes, Place Royal'da toplandı.Thousands also gathered in Nantes at the Place Royale.
Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin).Consult your own convenience and (especially) your own whim.
Yine de beslenirlerken yüzlercesi bir araya gelebilir.However they can gather in the hundreds when feeding.
Karmaşık bir sistemde, bu tür gereksinim listeleri yüzlerce sayfaya kadar sürebilir.In a complex system such requirements lists can run to hundreds of pages long.
Halep ve civarında, yüzlerce gösterici öldürüldü ve sekiz bin kişi tutuklandı.In and around Aleppo, hundreds of demonstrators were killed, and eight thousand were arrested.
İlgili Sayfalar