yüzüm ile cümle

yüzüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O, bana yüzümü yıkamamı söyledi.He told me to wash my face.
Yüzüm seğiriyor.My face twitches.
Yağmur yüzüme yağıyordu.The rain was falling in my face.
Bob yüzüme baktı.Bob stared me in the face.
Tıraş olmadan önce yüzümü sabunlarım.I lather my face before shaving.
Bu sabah yüzümü yıkamadan okula gittim.This morning, I left for school without washing my face.
Benim doğru konuşup konuşmadığımı anlamak için gözleri yüzümü aradı.His eyes searched my face to see if I was talking straight.
Hakkımda ne söylersen söyle, yüzüme söyle, arkamdan değil.Whatever you say about me, say it to my face, not behind my back.
Sanki yüzümün yandığını hissettim.I felt as if my face were on fire.
Yüzümde soğuk bir rüzgar hissettim.I felt a cold wind on my face.
Yüzümde bir mendille uyudum.I went to sleep with a handkerchief over my face.
Her sabah yüzümü yıkarım.I wash my face every morning.
Benim yüzümü kara çıkarma.Don't let me down.
Güneş yüzüme parlıyor.The sun is shining in my face.
O telefonu yüzüme kapadı.He hung up on me.
O, yüzüme baktı.He looked me in the face.
O, yüzümdeki şaşkınlığı gördü.He saw the surprise on my face.
Kapıyı yüzüme doğru kapadı.He slammed the door right in my face.
O, yüzüme ağır bir darbe indirdi.He struck me a heavy blow in the face.
O yüzüme bir yumruk attı.He dealt me a blow in the face.
Onlar yüzüme su çarptılar.They dashed water into my face.
O yüzüme bakamadı.She couldn't look me straight in the face.
O, yüzümü gördüğünde ağlamaya başladı.She began to cry at the sight of my face.
Yüzümü görünce, ağlamaya başladı.She began to cry at the sight of my face.
Ona özür dilemek için Susan'ı aradım fakat o, telefonu yüzüme kapadı.I called Susan to apologize to her, but she hung up on me.
Gözyaşları yüzümden aşağı süzüldü.Tears ran down my face.
Yüzümde güvensizlik ifadesi vardı.I had an expression of disbelief on my face.
O benim yüzüme yalan söyledi.He lied to my face.
Tom yüzümü kara çıkardı.Tom let me down.
Tom'un olanlar hakkında yüzüme karşı yalan söylediğine inanamıyorum.I can't believe Tom lied to my face about what happened.
Tom yüzümü kara çıkardı ve ayrıca Mary'nin yüzünü de kara çıkardıTom let me down and he also let Mary down.
Birkaç gün önce yaptığın gibi yüzümü kara çıkarma.Don't let me down like you did the other day.
Yüzüm üzerinde yatarak uyudum.I slept lying on my face.
Yüzüm üzerinde uzanarak uyudum.I slept lying on my face.
O, yüzüme vurdu.He hit me in the face.
Tom telefonu yüzüme kapatmaya devam ediyor.Tom keeps hanging up on me.
Benim yüzümden incinmeni istemiyorum.I don't want you getting hurt because of me.
Onlarla alay ederek yüzümü gözümü oynatmıyorum.I don't make faces at them...
Söyleyecek bir şeyin varsa onu yüzüme söyle.If you have something to say, say it to my face.
Yüzümü yana çevirdim.I looked away.
Sanırım bu sefer şans yüzüme güldü.I guess I just got lucky this time.
Yüzümü ağartacağını biliyorum.I know you'll make me proud.
Sanırım yüzümü göstersem iyi olur.I think I'd better show my face.
Üzgünüm, gerçekten elime yüzüme bulaştırdım.I'm sorry, I really messed up.
Yüzüme yalan söyledin.You lied to my face.
Ayna olmadan kendi yüzümüzü göremeyiz.We cannot see our own faces without a mirror.
Tom benim yüzümden öldü.Tom died because of me.
Senin göğüslerin mükemmel. Onlara yüzümü koymak isterim.Your boobs are excellent. I would like to put my face in them.
Benim yüzümden ayrılıyorsun.You leave because of me.
Sis l kadar yoğundu ki yüzümün önündeki elimi göremedim.The fog was so thick that I couldn't see my hand in front of my face.
O yüzüme güldü.He laughed in my face.
Ona bakmamı yakaladı ve benim yüzüm kızardı.He caught me staring at him and I blushed.
Şarkı söylerken yüzümü yıkarken bir sabun köpüğü yuttum.I swallowed a soap bubble when I was washing my face while singing.
Tom yüzüme güldü.Tom laughed in my face.
Tom, yüzümü yıkamamı söyledi.Tom told me to wash my face.
Yüzümü kuruladım.I dried my face.
Tom kapıyı yüzüme kapattı.Tom slammed the door in my face.
Yüzüme su çarptım.I splashed my face with water.
Tom'un telefonu yüzüme kapattığına inanamıyorum.I can't believe Tom hung up on me.
Tom benim yüzümden cezalandırılıyor.Tom is being punished because of me.

İlgili Sayfalar