yürür ile cümle
yürür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
O, bunun sadece bir inci 'eğlenceli bir gün için pek çok Thwaite üzerinden yürür.הוא ניגש Thwaite יום רבים רק בשביל הכיף 'ה של זה.
O, bunun sadece bir inci 'eğlenceli bir gün için pek çok Thwaite üzerinden yürür.يمشي لأكثر من يوم واحد أمام ثوايت كثيرة للمتعة فقط ال "منه.
Öbürlerine dört ayaklı eşek yetişir. Onu da bilmeyen yayan yürürsün.حمير بأربعة أرجل كفاية لهم . من لا يركبه يمشي على رجليه .
Ölümün gölgesi vadisinde ben yürürken bile böyle yapıyorum.I když kráčím údolím stínu smrti,
ÖNCEKİ ANTLAŞMALARIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASIABROGAREA TRATATELOR ANTERIOARE
ÖNCEKİ ANTLAŞMALARIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASIABROGATION DES TRAITÉS ANTÉRIEURS
ÖNCEKİ ANTLAŞMALARIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASIABROGAZIONE DEI PRECEDENTI TRATTATI
ÖNCEKİ ANTLAŞMALARIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASIAIKAISEMPIEN PERUSSOPIMUSTEN KUMOAMINEN
ÖNCEKİ ANTLAŞMALARIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASIA Miniszterek Tanácsa az Európai Parlamenttel folytatott konzultációt követőenjár el.
ÖNCEKİ ANTLAŞMALARIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASIDer mehrjährige Finanzrahmen und der Jahreshaushaltsplan werden in Euro aufgestellt.
ÖNCEKİ ANTLAŞMALARIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASIMEZIPARLAMENTNÍ SPOLUPRÁCE
ÖNCEKİ ANTLAŞMALARIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASIREVOGAÇÃO DOS TRATADOS ANTERIORES
ÖNCEKİ ANTLAŞMALARIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASIUPPHÄVANDE AV TIDIGARE FÖRDRAG
ÖNCEKİ ANTLAŞMALARIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASIМНОГОГОДИШНА ФИНАНСОВА РАМКА
Onları çocuklarınıza benimsetin. Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin.네 자녀에게 부지런히 가르치며 집에 앉았을 때에든지 길에 행할때에든지 누웠을 때에든지 일어날 때에든지 이 말씀을 강론할 것이며
Onları çocuklarınıza benimsetin. Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin.и внушай их детям твоим и говори о них, сидя в доме твоем и идя дорогою, и ложась и вставая;
Onları çocuklarınıza benimsetin. Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin.ושננתם לבניך ודברת בם בשבתך בביתך ובלכתך בדרך ובשכבך ובקומך׃
Onları çocuklarınıza benimsetin. Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin.وقصّها على اولادك وتكلم بها حين تجلس في بيتك وحين تمشي في الطريق وحين تنام وحين تقوم
Onları çocuklarınıza benimsetin. Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin.也 要 殷 勤 教 訓 你 的 兒 女 、 無 論 你 坐 在 家 裡 、 行 在 路 上 、 躺 下 、 起 來 、 都 要 談 論
Onları çocuklarınıza benimsetin. Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin.也 要 殷勤 教 訓 你 的 兒女 、 無論 你 坐 在 家裡 、 行在 路上 、 躺下 、 起來 、 都 要 談論
Onları çocuklarınıza öğretin. Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin."또 그것을 너희의 자녀에게 가르치며 집에 앉았을 때에든지, 길에 행할 때에든지, 누웠을 때에든지, 일어날 때에든지 이 말씀을 강론하고"
Onları çocuklarınıza öğretin. Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin.och I skolen lära edra barn dem, i det att du talar om dem, när du sitter i ditt hus och när du står upp.
Onları çocuklarınıza öğretin. Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin.ולמדתם אתם את בניכם לדבר בם בשבתך בביתך ובלכתך בדרך ובשכבך ובקומך׃
Onları çocuklarınıza öğretin. Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin.وعلّموها اولادكم متكلمين بها حين تجلسون في بيوتكم وحين تمشون في الطريق وحين تنامون وحين تقومون.
Onları çocuklarınıza öğretin. Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin.也 要 教 訓 你 們 的 兒 女 、 無 論 坐 在 家 裡 、 行 在 路 上 、 躺 下 、 起 來 、 都 要 談 論
Onları çocuklarınıza öğretin. Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin.也 要 教訓 你 們 的 兒女 、 無論 坐在 家裡 、 行在 路上 、 躺下 、 起來 、 都 要 談論
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.Anda bisa lihat dia berjalan bertelanjang kaki di tanah yang jelek dan becek dan lain-lain
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.Bạn có thể thấy anh này đang đi chân đất trên nền đất gồ ghề, đôi khi còn lầy lội nữa, vân vân và vân vân.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.Îl puteți vedea umblând în picioarele goale. pe un pământ ciudat, câteodată mlăștinos, și așa mai departe.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.맨발로 위험한 길과 때로는 늪지대 등을 걸어야 합니다.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.Możecie zobaczyć go na boso na dziwnej ziemi, czasami na błotnistej ziemi, itd, itp.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.Můžete jej vidět chodit bosého po nerovné, někdy i blátivé cestě, a tak dále.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.Potete vederlo camminare scalzo su terreno sconnesso, talvolta su terreno paludoso, e così via.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.Uno puede verlo caminar descalzo en un terreno horrible, a veces pantanoso, o incluso peor.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.U ziet dat hij blootsvoets loopt, op ongelijk, soms moerasachtig land. Enzovoort, enzovoort.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.Виждате, човекът ходи бос по неудобна, а понякога и в блатиста земя. И така нататък и така нататък.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.תוכלו לראות אותו הולך יחף על אדמה מסורבלת, לפעמים בביצות, וכדומה.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.فانت ترأه يمشي حافياً علي ارضاً غير مستوية ,وربما في المستنقعات حتي , وما الى ذلك
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.足場の悪い道やぬかるんだ道を 歩いています より重要なことに
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.Ako pravimo, da imamo deleštvo ž njim, pa živimo v temi, lažemo in ne delamo resnice;
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.Dacă zicem că avem părtăşie cu El, şi umblăm în întunerec, minţim, şi nu trăim adevărul.
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.Dersom vi sier at vi har samfund med ham, og vandrer i mørket, da lyver vi og gjør ikke sannheten;
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.Dersom vi sige, at vi have Samfund med ham, og vandre i Mørket, da lyve vi og gøre ikke Sandheden.
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.Díme-li, že s ním obecenství máme, a ve tmě chodíme, lžeme a nečiníme pravdy.
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.Ha azt mondjuk, hogy közösségünk van vele, és sötétségben járunk; hazudunk és nem az igazságot cselekeszszük.
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.Jeźlibyśmy rzekli, iż społeczność mamy z nim, a w ciemności chodzimy, kłamiemy, a nie czynimy prawdy.
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.Keď povieme, že máme obecenstvo s ním a chodíme vo tme, luháme a nečiníme pravdy;
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.만일 우리가 하나님과 사귐이 있다 하고 어두운 가운데 행하면 거짓말을 하고 진리를 행치 아니함이거니와
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.Om vi säga oss hava gemenskap med honom, och vi vandra i mörkret, så ljuga vi och göra icke sanningen.
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.Se dissermos que temos comunhão com ele, e andarmos nas trevas, mentimos, e não praticamos a verdade;
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.Si decimos que tenemos comunión con él y andamos en tinieblas, mentimos y no practicamos la verdad
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.Если мы говорим, что имеем общение с Ним, а ходим во тьме, то мы лжем и не поступаем поистине;
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.Който казва: Познавам Го, а заповедите Му не пази, лъжец е, и истината не е в него.
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.Коли говоримо, що спільність маємо з Ним, а в темряві ходимо, то не говоримо по правді і не творимо правди;
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.אם נאמר כי יש לנו התחברות עמו ונתהלך בחשך הננו כזבים ופעלתנו איננה אמת׃
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.ان قلنا ان لنا شركة معه وسلكنا في الظلمة نكذب ولسنا نعمل الحق
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.我 們 若 說 是 與 神 相 交 、 卻 仍 在 黑 暗 裡 行 、 就 是 說 謊 話 、 不 行 真 理 了
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.我 們若說 是 與神 相交 、 卻 仍 在 黑暗 裡行 、 就是 說謊話 、 不 行 真理 了
Ortalama bir insan hayatı boyunca Dünya'nın çevresini üç kez dolaşacak kadar yürür평균적인 사람은 일생동안 세상을 3번 돌아다닐 정도의 거리를 걷습니다
O, uçağın koridorunda yürürken oturmak ile ilgili konuşan anne, baba ve çocuktan oluşan bir aile idi.Byla to rodina, matka, otec a dítě, kteří šli uličkou a bavili se o tom, kde sedět.