yürümesi ile cümle
yürümesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Su içebilirsin fakat aynı zamanda da onun yürümesine izin verebilirsin.You can drink water, but you can also let it walk.
Ben bir seferinde bir adamın çıplak ayakla sıcak kömürlerin üzerinde yürümesini gördüm.I once saw a man walk barefoot over hot coals.
O, ona otobüse binmek yerine yürümesini tavsiye etti.She advised him to walk instead of taking a bus.
Tom'un yürümesine izin veremeyiz. Onu götürelim.We can't let Tom walk. Let's give him a ride.
Tom Mary'nin eve yürümesini önerdi.Tom has offered to walk Mary home.
Tom, Mary'nin tek başına evine yürümesinin güvenli olmayacağını düşünüyordu.Tom thought it wouldn't be safe for Mary to walk home by herself.
Tom, Mary'nin tek başına evine yürümesinin güvenli olacağını düşündü.Tom thought it would be safe for Mary to walk home by herself.
Tom, Mary'nin onun evine yürümesine izin vereceğini umduğunu söyledi.Tom said he hoped that Mary would let him walk her home.
Tom'un bu öğleden sonra eve yürümesi gerekli olmayacakTom won't need to walk home this afternoon.
Tom Mary'den daha hızlı yürümesini istedi.Tom asked Mary to walk more quickly.
Tom'un bugün eve yürümesi gerekebilir.Tom might need to walk home today.
Tom'un bugün eve yürümesi gerekiyor.Tom will need to walk home today.
Yürümesi çok yavaş.He walks very slowly.
Bu etki bazı böceklerin su üzerinde yürümesine olanak verir.This allows insects to walk on water.
Birleştirilmiş dizideki boşluklar primer yürümesi yapılarak doldurulabilir.Gaps in the assembled sequence may be filled by primer walking.
Video, Rihanna'nın uzaklaşıp siyah arka plana yürümesiyle bitiyor.The video ends with Rihanna walking away slowly into a dark background.
Video üyelerin farklı yönlere doğru yürümesiyle sona erer.The video ends as the band walk off in separate directions.
İlişkinin yürümesi için çok çabalamanız gerekiyor." dedi.You have to work hard to make it work."
Ancak yakın tarihte bürokratik işlerin kolay yürümesi için muhtarlık ayrılmıştır.Instead, they relied on slow-moving bureaucracies.
Bu iş modelinin yürümesi için, iş yapmanız için en çok gereken şeyler neler?What's the most important things you need to do for the business to make the business model work.
Yürümesi gerekiyor, bu yüzden...She has to be moving, so ...
Sosyal bağ kuramıyordu ve konuşamıyordu. Yürümesi bile garipti.She could not create social connections, she could not speak; even her walking was strange.
Denizde yüce dağlar gibi gemilerin yürümesi O'nun varlığının delillerindendir.Ships sailing in the ocean like ensigns are a sign of His.
Denizlerde yüce dağlar gibi gemilerin yürümesi de O'nun kudretinin delillerindendir.Ships sailing in the ocean like ensigns are a sign of His.
Görüp de donuk sandığın dağlar, bulutun yürümesi gibi yürümektedir.And you will see the mountains which you think to be firm pass by like clouds.
Sen dağları görürsün de, yerinde durur sanırsın. Oysa onlar bulutun yürümesi gibi yürümektedirler.And you will see the mountains which you think to be firm pass by like clouds.
Oysa onlar bulutların yürümesi gibi yürümektedirler.In fact, they move like clouds.
Oysa onlar bulutun yürümesi gibi yürümektedirler.In fact, they move like clouds.
Ancak belediye başkanın işlerin yavaş yürümesinden memnun değil.The mayor, however, is unhappy with the slow pace.
Statü müzakerelerinin başlangıçta mekik diplomasisi şeklinde yürümesi bekleniyor.The status talks are expected to initially be in the form of shuttle diplomacy.
Bu noktada Rüknüddevle, Adudüddevle'ya Vasit'e yürümesini ve İzzüddevle'yi rahatlatmasını emretti.At this point, Rukn al-Dawla ordered 'Adud al-Dawla to march on Wasit and relieve Izz al-Dawla.
Bu hareket, bir dans hareketi olan Turialı diz yürümesine (Turian knee walk) benzer.Runden (Laps): Dieser Modus ähnelt dem Turnier Modus.
Genellikle dört ayak üzerinde yürümesine rağmen, genç bir Bulbasaur arka ayakları üzerine de çıkabilir.Il est devenu quadrupède, même s'l peut toujours se dresser sur ses pattes arrière.
Video, Rihanna'nın uzaklaşıp siyah arka plana yürümesiyle bitiyor.Il video si conclude con Rihanna allontanarsi lentamente in uno sfondo scuro.
Ancak yakın tarihte bürokratik işlerin kolay yürümesi için muhtarlık ayrılmıştır.Il tutto non fa che gravare sul già complesso iter burocratico delle visite.
Dağlarında herkesin yürümesi kolay değildir.Assim ela aprende que a vida nas montanhas não é fácil.
Video, Rihanna'nın uzaklaşıp siyah arka plana yürümesiyle bitiyor.O video termina com Rihanna se virando na cadeira.
Genellikle dört ayak üzerinde yürümesine rağmen, genç bir Bulbasaur arka ayakları üzerine de çıkabilir.Hij liep meestal op vier poten maar kon ook op alleen de achterpoten rennen.
Ancak yakın tarihte bürokratik işlerin kolay yürümesi için muhtarlık ayrılmıştır.W praktyce, aktualne rozwiązania techniczne są zbyt wolne.
Dağlarında herkesin yürümesi kolay değildir.Марш в горах є дуже складним.
Osmanlıya da Rusya’ya yürümesini teklif etti.Завадовському запропонували покинути Росію.
Merkez Komite toplantısında alınan bu karar Stalin'in iktidara yürümesinde önemli bir etken oldu.A Time magazin kiemelte, hogy a döntőbizottságban maga Sztálin is helyet kapott.
Merkez Komite toplantısında alınan bu karar Stalin'in iktidara yürümesinde önemli bir etken oldu.Όταν το θέμα συζητήθηκε στην κεντρική Επιτροπή επικράτησε η άποψη του Στάλιν.
Merkez Komite toplantısında alınan bu karar Stalin'in iktidara yürümesinde önemli bir etken oldu.Hans indflydelse på centralkomitéen forsvandt, mens Stalins blev styrket.
Yine de kendi başına ancak kazadan bir ay sonra yürümesi mümkün olduğu söylendi.Angin bisa membawa dia menuju tempat sejauh satu bulan perjalanan hanya dalam waktu sekejap.
Video üyelerin farklı yönlere doğru yürümesiyle sona erer.影片的最後團體四人從不同方向離場。
Dağlarında herkesin yürümesi kolay değildir.각 지방산에는 길이의 제한이 없다.
Osmanlıya da Rusya’ya yürümesini teklif etti.그리고 캄란 만에 러시아가 진출하는 것에도 합의했다.
Yeter sayıda takviyeli olan Haçlı ordusunun doğrudan doğruya Kahire üzerine yürümesi kararlaştırıldı.Nikto presne nevedel, s akým veľkým vojskom Caesar postupuje na juh.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.A jej głównym celem było przeprowadzenie rehabilitacji Niemiec w pokojowy sposób.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.Hun belangrijkste doel was het herstel van Duitsland op een vreedzame manier te laten gebeuren .
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.연합의 주 목적은 독일의 재활을 돕되 평화적으로 하자는 것이었습니다.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.legfőbb céljuk Németország talpra állításának békés keretek közt tartása volt.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.Lo scopo era far sì che la ricostruzione della Germania proseguisse senza tensioni.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.Și scopul principal era să se asigure că reabilitarea Germaniei se face într-un mod paşnic.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.Và mục đích chính của họ là giữ cho sự phục hồi của Đức diễn ra một cách hòa bình.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.Y su principal objetivo era lograr que la rehabilitación de Alemania tuviera lugar de una forma pacífica.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.Его главной целью было послевоенное восстановление Германии мирным путем.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.Тяхната основна цел беше да се подсигури възстановяването на Германия да стане по мирен начин.
Asıl amaçları Almanya'nın rehabilitasyonunun barışçıl bir şekilde yürümesini sağlamaktı.והמטרה העיקרית שלו היתה לדאוג ששיקום גרמניה יתנהל בדרך שקטה.