İşinizi yapmalısınız.You should go about your business.
Bence işiniz tamam.I think your work is all right.
işiniz ortalamanın altında.Your work is below average.
Kendi tarzınızla işinizi yapın.Do your work in your own way.
İşini kendi elinle bozma.Don't kill the goose that lays the golden eggs.
Biz onun işini onunkilerle karşılaştırdık.We compared his work with hers.
Bilimcilere göre atmosfer yıldan yıla gittikçe daha fazla ısınıyor.According to scientists, the atmosphere is getting warmer year after year.
Onun işini kaybetmesine neyin sebep olduğunu düşünüyorsun?What do you think caused him to lose his job?
İşinizi kaybetseniz, ne yapardınız?What would you do, if you lost your job?
Madem ki işini bitirdin eve gitmekte özgürsün.Now that you have finished your job, you are free to go home.
Mary ev işini vaktinde yapmalı.Mary ought to do her homework on time.
Hava gittikçe ısınıyor.It's getting warmer and warmer.
Mike işini çok sevmesine rağmen, iyi para getirmiyor.Though Mike likes his job very much, it does not pay well.
O niçin işini bıraktı?Why did he quit his job?
Sizin işiniz nedir?What's your job?
Tom işini kaybetti.Tom lost his job.
Tom'un işini yapması için birini kabul etmek zorunda kalacağız.We'll have to take on someone to do Tom's work.
Tommy, işini kaybetme riskini göze almadı.Tommy did not want to run the risk of losing his job.
Tom işini çok sevdi.Tom liked his job very much.
Eğer o kitapla işiniz bittiyse, o kitabı almak isterim.If you are done with that book, I'd like to have it.
Oda ısınıyor.The room is warming up.
Sonuç olarak işini kaybetti.The consequence was that she lost her job.
Daha önce size anlattığım gibi, bu da işinizin bir parçası.This is also part of your work, as I told you before.
O, yakında işini yapabilecek.He will be able to do the work soon.
Çorba ısınıncaya kadar bekleyin.Wait till the soup warms.
John işini bıraktığını eşine nasıl açıklayacağını bilmiyordu.John did not know how to explain to his wife that he had quit his job.
John emekli olduğunda, oğlu onun işini devraldı.When John retired, his son took over his business.
Bay Jones yaşlandığı zaman, işini oğluna devredecek.When Mr Jones gets old, he will hand over his business to his son.
Şimdi ısınızı ölçeceğim.Now, I'll take your temperature.
Bu oda kolayca ısınır.This room heats easily.
Bu ceketi giyersen, daha fazla ısınırsın.Put this jacket on, and you'll be much warmer.
Hava bugünlerde gittikçe ısınıyor.It is getting warmer and warmer these days.
Bayan Crouch, bir işiniz var mı?Mrs. Crouch, do you have a job?
İşiniz için teşekkür ederim.Thank you for your business.
Gevezelik etmeyi bırakın ve işinizi bitirin.Stop chattering and finish your work.
Geyik yapmayı kesin, işinize dönün.Cut the chit-chat and get to work.
Elektrikli ev aletleri ev işini daha kolay yaptı.Electrical appliances have made housework easier.
Amerika'daki işiniz nedir?What's your business in the States?
İşinize devam etmelisiniz.You should attend to your business.
İşini bitirdin mi?Have you finished your work?
İşini sevdiğine inanıyorum.I believe you like your job.
Sanırım şu andaki işini bırakmasan iyi olur.I think you had better stick to your present job.
İşini bitirdiğinden eve gitmede özgürsün.Now that you have finished your work, you are free to go home.
İşinizden memnun musunuz?Are you satisfied with your job?
Siz işinizi bitirdiniz.You've finished your work.
Sen işini bitirdin.You've finished your work.
İşiniz tamamen tatmin edici değil.Your work is not altogether satisfactory.
Akşam yemeği işini bitirmeden önce hazır olacak.Dinner will be ready by the time you have finished your work.
"Bugünün işini yarına bırakma" bir atasözüdür."A stitch in time saves nine" is a proverb.
İşini kişisel işlerin ile karıştırmaman gerekir.You should not confuse business with personal affairs.
Şimdi sadece ısınıyorum.I am just warming up now.
Karısı olmasaydı , o işini değiştirmezdi.If it had not been for his wife, he would not have changed his job.
İşinizi bitirdikten hemen sonra gidebilirsiniz.You may leave immediately after you finish your work.
İşinizde çok iyi olduğunuzu görüyorum.I see you're doing very well in your business.
İşiniz nasıl?How's your job?
İşini aile hayatınla birleştirsen iyi olur.You had better combine your work with your family life.
İşinize daha fazla dikkat edin.Pay more attention to your work.
İşinize katılın.Attend to your business.
İşiniz hakkında endişelenmeyin.Don't worry about your work.
İşinizle aranız nasıl gidiyor?How are you getting on with your work?