Hem benim sorumluluğum, hem de bana para veriyorlar.To mój obowiązek i dostanę za to wynagrodzenie.
Hem benim sorumluluğum, hem de bana para veriyorlar.Είναι υποχρέωσή μου και θα πληρωθώ.
Hem benim sorumluluğum, hem de bana para veriyorlar.Відповідальність і гроші зверху.
Hem benim sorumluluğum, hem de bana para veriyorlar.Моя отговорност е и ми плащат.
Her şeyi onlar kontrol ediyorlar ve bütün önemli kararları onlar veriyorlar. Politikacıları unut.Yang mengendalikan semua, dan merekalah yang melakukan semua keputusan penting
Her şeyi onlar kontrol ediyorlar ve bütün önemli kararları onlar veriyorlar.政治家は、選択の自由を偽装するためのお飾りだ
Hidroniyum yaratıyorlar, çevrelerindeki suya proton veriyorlar. Böylece bir asit olarak görüyoruz.Ils créent de l'hydronium en donnant ces protons aux molécules d'eau ça fait de lui un acide
Hidroniyum yaratıyorlar, çevrelerindeki suya proton veriyorlar.Creano ioni idronio, donano protoni all'acqua circostante.
Hidroniyum yaratıyorlar, çevrelerindeki suya proton veriyorlar.Hidrogén lesz belőlük, átadnak protont a környező víznek.
Hidroniyum yaratıyorlar, çevrelerindeki suya proton veriyorlar.Kwasy produkują protony, dodają je do wody.
Hidroniyum yaratıyorlar, çevrelerindeki suya proton veriyorlar.Vytváří hydronium, darují protony vodě okolo.
Hidroniyum yaratıyorlar, çevrelerindeki suya proton veriyorlar.Ze maken hydronium, dus geven protonen aan het omringende water.
Hidroniyum yaratıyorlar, çevrelerindeki suya proton veriyorlar.Δημιουργούν οξώνια, δίνουν πρωτόνια στο νερό εκεί γύρω.
Hidroniyum yaratıyorlar, çevrelerindeki suya proton veriyorlar.وهكذا يشكل هيدرونيوم . فالحوامض تتبرع(تعطي) البروتينات الى الماء حولها
Hissedalara rapor veriyorlar.Beszámolnak a részvényeseknek.
Hissedalara rapor veriyorlar.Devono rispondere agli azionisti.
Hissedalara rapor veriyorlar.Ei raportează unor acţionari.
Hissedalara rapor veriyorlar.Eles reportam a um grupo de investidores.
Hissedalara rapor veriyorlar.Ellos informan a los accionistas.
Hissedalara rapor veriyorlar.Họ báo cáo cho một nhóm cổ đông.
Hissedalara rapor veriyorlar.Ils rendent des comptes à des actionnaires.
Hissedalara rapor veriyorlar. Kar etmek zorundalar.주주 집단에게 보고 하고, 그들은 이익을 내야만 하죠.
Hissedalara rapor veriyorlar. Kar etmek zorundalar.Oni se zodpovídají akcionářům a musí tak generovat zisk.
Hissedalara rapor veriyorlar. Kar etmek zorundalar.Sie müssen sich vor einem Kreis von Aktionären verantworten.Sie müssen Profit erzielen.
Hissedalara rapor veriyorlar. Kar etmek zorundalar.הם מדווחים לקבוצה של בעלי מניות. הם חייבים להראות רווח.
Hissedalara rapor veriyorlar. Kar etmek zorundalar.إنهم يقومون برفع تقارير لأصحاب الأسهم. وينبغي أن يحققوا أرباح.
Hissedalara rapor veriyorlar. Kar etmek zorundalar.その為データを収集し
Hissedalara rapor veriyorlar.Mereka membuat laporan ke pemegang saham.
Hissedalara rapor veriyorlar.Zdają raport przed akcjonariuszami.
Hissedalara rapor veriyorlar.Zij moeten verantwoording afleggen aan hun aandeelhouders.
Hissedalara rapor veriyorlar.Вони звітують перед зборами акціонерів.
Hissedalara rapor veriyorlar.Они отчитываются группе акционеров.
Hissedalara rapor veriyorlar.Те са отговорни пред група акционери.
HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.에이즈에 걸리지 않는 법을 가르쳐야 합니다.
HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.לא להידבק ב HIV (איידס).
HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.وكيفية حماية انفسهم من فيروس نقص المناعة المكتسبة " إتش آي في "
HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.こういった地域で貧富の差を埋める解決策は
İki kesimdeki Amerikanlar da AIDS ve küresel yoksulluğa önem veriyorlar ve bir çok insanlık sorunundaAmerykanie po obu stronach przejmują się globalnym ubóstwem, AIDS oraz sprawami humanitarnymi.
İki kesimdeki Amerikanlar da AIDS ve küresel yoksulluğa önem veriyorlar ve bir çok insanlık sorununda양쪽 미국인들 모두는 세계의 빈곤과 에이즈에 그리고 많은 인도주의 문제에 관심을 갖습니다.
İki kesimdeki Amerikanlar da AIDS ve küresel yoksulluğa önem veriyorlar ve bir çok insanlık sorunundaועד להרבה ארגונים מקומיים, כמו "אל כיכר הכפר", בטלהסי שבפלורידה, שמנסה לקרב בין מנהיגי מדינות כדי להקל
İki kesimdeki Amerikanlar da AIDS ve küresel yoksulluğa önem veriyorlar ve bir çok insanlık sorunundaاميركا من الطرفين تهتم بالفقر و الايدز و الكثير من المشاكل الانسانية
İki kesimdeki Amerikanlar da AIDS ve küresel yoksulluğa önem veriyorlar ve bir çok insanlık sorununda重大な問題として認識しています リベラル派と福音派は本来味方同士なのです
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.A második az, hogy nagy becsben tartják a tanári hivatást.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.A segunda coisa é que atribuem um estatuto muito elevado à profissão docente.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Det andet er, at de tillægger en meget høj status til lærergerningen.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Det andra är att de tillskriver en väldigt hög status till lärarens yrke.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Drugo je, da je učiteljski poklic zelo visoko cenjen.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Druhá věc je to, jak vysokou vážnost přisuzují učitelské profesi.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.În al doilea rînd, acordă un statut înalt profesiei de cadru didactic.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Kedua, mereka memberikan status yang sangat elit untuk profesi mengajar.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.두번째는 그들은 가르치는 직업을 굉장히 높게 평가합니다.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.La seconde est qu'ils attribuent un statut très élevé à la profession d'enseignant.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Lo segundo, es que le atribuyen un estatus muy alto a la profesión docente.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Po drugie: przypisują wielką wagę zawodowi nauczyciela.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Ten tweede: ze geven een hoge status aan het onderwijs als vak.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Thứ hai là các hệ thống này trao cho nghề dạy học một vị thế rất cao.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Una seconda è che si attribuisce uno status molto alto alla professione di insegnante.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Zweitens: Sie schreiben dem Lehrerberuf einen sehr hohen Status zu.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Το δεύτερο είναι ότι αποδίδουν πολύ υψηλή θέση στο επάγγελμα του δασκάλου.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Во-вторых, они очень большое значение придают профессии учителя.