Ana içeriğe geç
Sözlük

veren ile cümle

veren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
2005/2006’da bunların sonuçlarına dair rapor veren araştırma projeleri, 5.puiteohjelma (2007–2013), käynnistettiin vuoden 2006 lopussa.
2005/2006’da bunların sonuçlarına dair rapor veren araştırma projeleri, 5.Výzkum prevence tvoří mnohem menší část vědecké literatury citované v národních zprávách.
Açıkça yapısal formül bize en çok bilgiyi verendir. aA samozřejmě strukturní vzorec vám poskytne nejvíc informací.
Açıkça yapısal formül bize en çok bilgiyi verendir. aDan jelas, struktur formula memberikan Anda yang paling informasi.
Açıkça yapısal formül bize en çok bilgiyi verendir. aE, obviamente, a fórmula estrutural dá-lhe a mais da informação.
Açıkça yapısal formül bize en çok bilgiyi verendir. a그리고 분명히 구조식은 여러분에게 가장 많은 정보를 제공합니다.
Açıkça yapısal formül bize en çok bilgiyi verendir. aOczywiście to właśnie wzór strukturalny daje najwięcej informacji o cząsteczce.
Açıkça yapısal formül bize en çok bilgiyi verendir. aUnd natürlich die Strukturformel gibt Ihnen das beste Informationen.
Açıkça yapısal formül bize en çok bilgiyi verendir. aИ очевидно структурната формула дава най-много информация.
Açıkça yapısal formül bize en çok bilgiyi verendir. aוכמובן, נוסחת המבנה נותנת לך הכי הרבה מידע.
Afro-Amerikan ve Asyalı olup krem renkli ve sarı saçlı olacağının garantisini veren kimse yok.הוא אדם צבעוני. ובכל זאת, אין לנו מישהו שמשתדל לוודא
Afro-Amerikan ve Asyalı olup krem renkli ve sarı saçlı olacağının garantisini veren kimse yok.أت تكون شخصًا ملونًا. ومع ذلك، لا أحد يحاول أن يجعل
Afro-Amerikan ve Asyalı olup krem renkli ve sarı saçlı olacağının garantisini veren kimse yok.だからと言って アフリカ系アメリカ人や アジア人の間に生まれる 次世代の子供たちの肌をクリーム色に
Ama bu hata veren bir işlem.DNA 조각이 길어 질 수록
Ama bu hata veren bir işlem. Parçayı ne kadar uzun yaparsan, o kadar çok hata olur.Jest to głęboko degeneratywny proces: im dłuższy odcinek, tym więcej błędów.
Ama bu hata veren bir işlem. Parçayı ne kadar uzun yaparsan, o kadar çok hata olur.Но это дегенеративный процесс, то есть чем длиннее часть, тем больше в ней ошибок.
Ama bu hata veren bir işlem.וזה תהליך מידרדר, כך שככל שהפיסה ארוכה יותר
Ama bu hata veren bir işlem.وهي تقوم بإعادة توليد العملية، لذا فكلما كانت القطعة أطول،
Ama bu hata veren bir işlem.多くのエラーを含んだ断片が出来てしまいます
Ama işte, gerçekten lityum kullanmaya karar veren hastaların ortalamasının cevabı burada.Aber hier ist die Antwort des Mittelwerts jener Patienten die sich entschieden haben, Lithium zu nehmen.
Ama işte, gerçekten lityum kullanmaya karar veren hastaların ortalamasının cevabı burada.Ale w tym jest odpowiedź na pytanie odnośnie powodu dlaczego pacjenci zdecydowali by brać lit.
Ama işte, gerçekten lityum kullanmaya karar veren hastaların ortalamasının cevabı burada.Dar aici este raspunsul mediei pacientilor care chiar au decis sa ia Lithium.
Ama işte, gerçekten lityum kullanmaya karar veren hastaların ortalamasının cevabı burada.Estes são todos os doentes que começaram a tomar lítio.
Ama işte, gerçekten lityum kullanmaya karar veren hastaların ortalamasının cevabı burada.Hier is het antwoord van het gemiddelde van de patiënten die daadwerkelijk besloten lithium te nemen.
Ama işte, gerçekten lityum kullanmaya karar veren hastaların ortalamasının cevabı burada.하지만 여기 리튬을 투여하기로 결정했던 환자들의 평균적인 결과가 있습니다.
Ama işte, gerçekten lityum kullanmaya karar veren hastaların ortalamasının cevabı burada.Mais voici la réponse de la moyenne des patients qui ont effectivement décidé de prendre du lithium.
Ama işte, gerçekten lityum kullanmaya karar veren hastaların ortalamasının cevabı burada.Nhưng đây sẽ là câu trả lời cho lí do vì sao bệnh nhân quyết định sử dụng lithium.
Ama işte, gerçekten lityum kullanmaya karar veren hastaların ortalamasının cevabı burada.Pero aqui está la respuesta de la media de los pacientes que finalmente decidieron tomar litio.
Ama işte, gerçekten lityum kullanmaya karar veren hastaların ortalamasının cevabı burada.Но вот ответ о среднем больном, который решил принимать литий.
Ama işte, gerçekten lityum kullanmaya karar veren hastaların ortalamasının cevabı burada.Но ето отговора на пациентите, които всъщност решиха да вземат литий.
Ama işte, gerçekten lityum kullanmaya karar veren hastaların ortalamasının cevabı burada.שהתחילו לקחת ליתיום. זו עקומת הכוונה לטיפול. ואתם יכולים לראות כאן, הנקודות הכחולות למעלה, הבהירות,
Ama işte, gerçekten lityum kullanmaya karar veren hastaların ortalamasının cevabı burada.لكن هاهو الجواب من متوسط المرضى الذين في الحقيقة قرروا أن يأخذوا الليثيوم .
Ama işte, gerçekten lityum kullanmaya karar veren hastaların ortalamasının cevabı burada.実際にリチウムを服用すると決めた患者の 結果の平均値です ここの患者全員が リチウムを服用し始めました
Amerikan başkanlık seçimlerinde, dış politika gibi konularda oy veren insanların yüzde 80'i,미 대통령 선거에서 대외 정책을 이유로 투표를 한 유권자 중의 80% 정도는
Amerikan başkanlık seçimlerinde, dış politika gibi konularda oy veren insanların yüzde 80'i,איפשהו לאורך הקווים של 80 אחוז מהאנשים שהצביעו בבחירות לנשיאות של ארה"ב בנושאים כמו מדיניות החוץ
Amerikan başkanlık seçimlerinde, dış politika gibi konularda oy veren insanların yüzde 80'i,大統領選挙に行った80%の人は イラクやアフガニスタンを 地図で探せなかった
Ancak benim favorim bir kabuklu olan Phronima olurdu. Uzaylı filmlerine ilham veren canavarlar gibi görünüyor.Aztán itt vannak a hólyagos medúzák, amik mérgező csalival fogják meg prédájukat.
Ancak benim favorim bir kabuklu olan Phronima olurdu. Uzaylı filmlerine ilham veren canavarlar gibi görünüyor.Ma il mio preferito è il crostaceo Fronima; il suo aspetto mostruoso ha ispirato il film "Alien".
Ancak benim favorim bir kabuklu olan Phronima olurdu. Uzaylı filmlerine ilham veren canavarlar gibi görünüyor.Mais mon préféré est le crustacé Phronima ; son aspect monstrueux a inspiré le film " Alien ".
Ancak benim favorim bir kabuklu olan Phronima olurdu. Uzaylı filmlerine ilham veren canavarlar gibi görünüyor.Mas o meu favorito tem de ser o crustáceo Phronima; o seu aspeto monstruoso inspirou o filme "Aliens".
Ancak benim favorim bir kabuklu olan Phronima olurdu. Uzaylı filmlerine ilham veren canavarlar gibi görünüyor.Pero mi favorito es el crustáceo fronema; su aspecto monstruoso inspiró la película "Alien".
Ancak hücrelere enerji veren bu makinalar gerçekten şaşırtıcıdırlar ve tüm yaşamın temelini oluştururlar.Estas máquinas, que dão poder ao interior das células são mesmo extraordinárias e são a base de toda a vida.
Ancak hücrelere enerji veren bu makinalar gerçekten şaşırtıcıdırlar ve tüm yaşamın temelini oluştururlar.세포 내부를 작동시키는 이와같은 기계는 상당히 흥미로우며, 모든 생명의 기초라고 할 수 있습니다.
Ancak hücrelere enerji veren bu makinalar gerçekten şaşırtıcıdırlar ve tüm yaşamın temelini oluştururlar.Queste macchine che danno energia all'interno delle cellule sono la base della vita, e sono sorprendenti.
Ancak hücrelere enerji veren bu makinalar gerçekten şaşırtıcıdırlar ve tüm yaşamın temelini oluştururlar.Механизмы, диктующие действия внутри клетки, поистине поразительны. Они являются основой всего живого.
Ancak hücrelere enerji veren bu makinalar gerçekten şaşırtıcıdırlar ve tüm yaşamın temelini oluştururlar.אך מכונות אלה שמספקות אנרגיה לפנימיותו של התא הן מדהימות למדי, והן בעצם יסוד כל החיים.
Ancak hücrelere enerji veren bu makinalar gerçekten şaşırtıcıdırlar ve tüm yaşamın temelini oluştururlar.لكن هذه الماكينات التي تعمل داخل الخلايا فعلاً مدهشة جداً، وهي حقاً أساس كل الحياة.
Ancak hücrelere enerji veren bu makinalar gerçekten şaşırtıcıdırlar ve tüm yaşamın temelini oluştururlar.これが全ての命の基盤と言えます 全ての機械がお互いに関わりを持っています
Aniden açık bir dalgalanma biraz ses onun yanında patlak veren ve o döndü.Deodată, un pic de sunet clar clipocit a izbucnit în apropierea ei, iar ea se întoarse.
Aniden açık bir dalgalanma biraz ses onun yanında patlak veren ve o döndü.De repente, um som claro rippling pouco estourou perto dela e ela se voltou.
Aniden açık bir dalgalanma biraz ses onun yanında patlak veren ve o döndü.De repente, un sonido claro como el murmullo poco estalló cerca de ella y ella se volvió.
Aniden açık bir dalgalanma biraz ses onun yanında patlak veren ve o döndü.Hirtelen tiszta hullámzó kis hang kitört a közelébe, és megfordult.
Aniden açık bir dalgalanma biraz ses onun yanında patlak veren ve o döndü.그녀의 근처에 탈출해서 그녀는 둥근 설정되어.
Aniden açık bir dalgalanma biraz ses onun yanında patlak veren ve o döndü.Nagle jasne, falujący dźwięk trochę wybuchła w pobliżu niej, a ona odwróciła się.
Ancak bu tamamen hangi fikirlerin yayılıp hangilerinin yayılmadığına karar veren farklı bir süreç biçimi.Teljesen más a folyamat, ami eldönti, hogy mely ötletek terjednek, és melyek nem.
Ancak bu tamamen hangi fikirlerin yayılıp hangilerinin yayılmadığına karar veren farklı bir süreç biçimi.Utan att det är en helt annan process som avgör vilka idéer som sprids, och vilka som inte blir det..
Ancak bu tamamen hangi fikirlerin yayılıp hangilerinin yayılmadığına karar veren farklı bir süreç biçimi.Είναι εντελώς διαφορετική η διαδικασία που καθορίζει ποιες ιδέες διαδίδονται, και ποιες όχι.
Ancak bu tamamen hangi fikirlerin yayılıp hangilerinin yayılmadığına karar veren farklı bir süreç biçimi.А е напълно различен процес, който определя кои идеи се разпространяват, и кои - не.
Ancak bu tamamen hangi fikirlerin yayılıp hangilerinin yayılmadığına karar veren farklı bir süreç biçimi.זה תהליך אחר לגמרי שקובע אילו רעיונות יופצו ואילו לא.
Ancak bu tamamen hangi fikirlerin yayılıp hangilerinin yayılmadığına karar veren farklı bir süreç biçimi.لكنها طريقة مختلفة كلياً للعملية التي تحدد أي فكرة تنتشر، وأي فكرة لا تنتشر.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod