vereceğim ile cümle
vereceğim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Mesajını Tom'a vereceğim.I'll give Tom your message.
Araba sürmene izin vereceğim.I'll let you drive.
Tom'un araba sürmesine izin vereceğim.I'll let Tom drive.
Tom'a bu bisikleti bir doğum günü hediyesi olarak vereceğim.I'm going to give Tom this bicycle as a birthday present.
Neye ihtiyacın olursa sana ödünç vereceğim.I'll lend you whatever you need.
Senin onu yapmana izin vereceğim.I'm going to let you do that.
İhtiyacın olan şeyi sana ödünç vereceğim.I'll lend you what you need.
Tom'un onu yapmasına izin vereceğimi sanmıyorum.I don't think I'd let Tom do that.
Bu kitabı yarın Tom'a geri vereceğim.I'll give this book back to Tom tomorrow.
Tom'un onu yapmasına izin vereceğim.I'm going to allow Tom to do that.
Tom'un onu yapmasına izin vereceğimi düşünmüyorum.I don't think I'll permit Tom to do that.
Açıklamana izin vereceğim.I'll let you explain.
Tom'a ne yapacağını söylemene izin vereceğim.I'll let you tell Tom what to do.
Tom'a ne yapılması gerektiğini söylemene izin vereceğim.I'll let you tell Tom what needs to be done.
Bu elmayı onu isteyen birine vereceğim.I'll give this apple to anyone who wants it.
Onu yapmak için ihtiyacın olan araçları sana ödünç vereceğim.I'll lend you the tools that you need to do that.
Tom'un hoşlandığı gibi yapmasına izin vereceğim.I'm going to let Tom do as he likes.
Tom'un istediğini yapmasına izin vereceğim.I'm going to let Tom do what he wants.
Bunu halletmene izin vereceğim.I'll let you handle that.
Sana arabamı ödünç vereceğim.I'll lend you my car.
Sana kalemimi ödünç vereceğim.I'll lend you my pen.
Sana bir şans vereceğim.I'll give you a chance.
Sana bu kalemi vereceğim.I'll give you this pen.
Bu kalemi sana vereceğim.I'll give this pen to you.
Bunu tekrar denemenize izin vereceğim.I'll let you try it again.
Bunu sana geri vereceğim.I'll give that back to you.
Eve erken gitmene izin vereceğim.I'll let you go home early.
İşleri halletmene izin vereceğim.I'll let you handle things.
Biraz dinlenmene izin vereceğim.I'll let you rest a little.
Yemek yapmana izin vereceğim.I'll let you do the cooking.
Konuşmanı yapmana izin vereceğim.I'll let you do the talking.
Sana ikinci bir şans vereceğim.I'll give you a second chance.
Sana telefon numaramı vereceğim.I'll give you my phone number.
Sana yiyecek bir şeyler vereceğim.I'll give you something to eat.
Sana biraz daha zaman vereceğim.I'll give you a little more time.
Bu problemi çözmene izin vereceğim.I'll let you handle that problem.
Bugün öğle yemeği için ödeme yapmana izin vereceğim.I'll let you pay for lunch today.
Sana açıklamak için bir şans vereceğim.I'll give you a chance to explain.
Hazır olduğunda size haber vereceğim.I'll let you know when it's ready.
Sana birkaç dakika daha vereceğim.I'll give you a couple more minutes.
Bunu ve şunu sana vereceğim.I'll give you this one and that one.
Bunu düşünmen için sana zaman vereceğim.I'll give you time to think it over.
Bunu düşünmek için sana bir dakika vereceğim.I'll give you a minute to think about it.
Bunu düşünmek için sana biraz zaman vereceğim.I'll give you some time to think it over.
Ağrıyı kesmek için sana bir şey vereceğim.I'll give you something to kill the pain.
Bunun hakkında biraz daha düşünmene izin vereceğim.I'll let you think about it a bit longer.
Bunun hakkında düşünmen için sana biraz zaman vereceğim.I'll give you some time to think about it.
Bunu biraz daha düşünmene izin vereceğim.I'll let you think about it a little longer.
Bir şey olduğunda en kısa zamanda size haber vereceğim.I'll let you know as soon as anything happens.
Bunu düşünmen için sana biraz daha zaman vereceğim.I'll give you a little more time to consider that.
Bunu düşünmek için sana biraz daha zaman vereceğim.I'll give you a little more time to think about it.
Bunu düşünmek için sana birkaç gün daha vereceğim.I'll give you another couple of days to think it over.
Okumak için sana birkaç kitap ödünç vereceğim.I'll lend you some books to read.
Muhtemelen Tom Jackson'a oy vereceğim.I'll probably vote for Tom Jackson.
İçeceklerin parasını ben vereceğim.I'll pay for the drinks.
Sana hazırlanman için otuz dakika süre vereceğim.I'll give you thirty minutes to get ready.
Keşke ona doğum gününde ne vereceğimi kararlaştırabilseydim.I just wish I could figure out what to give her for her birthday.
Sana bir ders vereceğim.I'll teach you a lesson.
Sana önce güzel haberi vereceğim.I'll tell you the good news first.
Sana son bir şans daha vereceğim.I'm going to give you a final chance.