vereceğim ile cümle

vereceğim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Onlara kağıda yazılı sınavlar vereceğim, bilgisayar yok, birbirleriyle konuşma yok."Wir geben ihnen einen schriftlichen Test -- keine Computer, keine Gespräche miteinander, etc."
Onlara kağıda yazılı sınavlar vereceğim, bilgisayar yok, birbirleriyle konuşma yok."Θα τους δώσουμε ένα διαγώνισμα στο χαρτί -- ούτε υπολογιστές, ούτε να μιλάνε μεταξύ τους κτλ.
Onlara kağıda yazılı sınavlar vereceğim, bilgisayar yok, birbirleriyle konuşma yok."Ми дамо їм письмовий тест - без компьютерів, без спілкування один з одним і так далі.
Onlara kağıda yazılı sınavlar vereceğim, bilgisayar yok, birbirleriyle konuşma yok."Мы проведём письменный экзамен - никаких компьютеров, никаких разговоров и т.п."
Onlara kağıda yazılı sınavlar vereceğim, bilgisayar yok, birbirleriyle konuşma yok."Ще им дам тест на хартия, без компютри, без да си говорят, и т.н."
Onlara kağıda yazılı sınavlar vereceğim, bilgisayar yok, birbirleriyle konuşma yok."ואז נעשה להם בחינה בכתב -- ללא מחשבים, ללא התייעצויות וכו'.
Onlara kağıda yazılı sınavlar vereceğim, bilgisayar yok, birbirleriyle konuşma yok."سوف نعطيهم ورقة الاختبار -- بدون السّماح لهم باستخدام أجهزة كمبيوتر، ولا بالحديث لبعضهم البعض، الخ."
Onlara kağıda yazılı sınavlar vereceğim, bilgisayar yok, birbirleriyle konuşma yok."コンピューターの使用や相談などは無しです」 コンピューターを使ってグループで解くと
Onlardan gereken yardımı aldıktan sonra, Ben size gerekli bilgileri vereceğim.Après eux je t'apporterai l'aide nécessaire.
Onlardan gereken yardımı aldıktan sonra, Ben size gerekli bilgileri vereceğim.Dopo di loro, certamente io ti presterò l'assistenza necessaria.
Onlardan gereken yardımı aldıktan sonra, Ben size gerekli bilgileri vereceğim.Iti voi oferi asistenta necesara dupa ce termin cu ei.
Onlardan gereken yardımı aldıktan sonra, Ben size gerekli bilgileri vereceğim.Megadom neked a megfelelő tanácsot, a többiek után.
Onlardan gereken yardımı aldıktan sonra, Ben size gerekli bilgileri vereceğim.Nach all den anderen hier werde ich dir sicherlich den notwendigen Beistand leisten.
Onlardan gereken yardımı aldıktan sonra, Ben size gerekli bilgileri vereceğim.Poskytnu ti nezbytnou pomoc, ale až po ostatních.
Onlardan gereken yardımı aldıktan sonra, Ben size gerekli bilgileri vereceğim.Sau họ, tôi sẽ sẵn lòng lắng nghe anh. Chuyện tôi rất nhanh thôi.
Onlardan gereken yardımı aldıktan sonra, Ben size gerekli bilgileri vereceğim.Zapewnię ci potrzebną pomoc zaraz po nich.
Onlardan gereken yardımı aldıktan sonra, Ben size gerekli bilgileri vereceğim.Θα σας παράσχω την απαραίτητη βοήθεια μετά από αυτούς.
Onlardan gereken yardımı aldıktan sonra, Ben size gerekli bilgileri vereceğim.Я окажу вам необходимую помощь после них.
Onu çalacak. Nasıl tepki vereceğimizi bilmiyorum, ama birşey değişecek.그가 연주 할 것이고 우리가 어떻게 반응할 건지 모르겠지만, 무언가가 바뀔 것입니다.
Onu çalacak. Nasıl tepki vereceğimizi bilmiyorum, ama birşey değişecek.Он возьмёт ту же ноту, и мы каким-то образом среагируем.
Onu çalacak. Nasıl tepki vereceğimizi bilmiyorum, ama birşey değişecek.הוא ינגן אותו. אני לא יודע איך אנו נגיב לו, אבל משהו ישתנה.
Onu çalacak. Nasıl tepki vereceğimizi bilmiyorum, ama birşey değişecek.سيعزفها. لا أعرف كيف سنتجاوب معها، لكن شيئا ما سيتغير.
Onu çalacak. Nasıl tepki vereceğimizi bilmiyorum, ama birşey değişecek.みんなでクリスの考えを受け入れます
Onun için bir şeyler vereceğim.Ik breng je wel iets voor dat.
Onun için bir şeyler vereceğim.Něco ti na to donesu.
Onun için bir şeyler vereceğim.Vou buscar-te algo para as dores de cabeça.
Oradan RABbin Musaya, ‹‹Halkı bir araya topla, onlara su vereceğim›› dediği kuyuya, Beere doğru yol aldılar.A odtiaľ odišli do Béri. To je tá Bér, o ktorej povedal Hospodin Mojžišovi: Sober ľud, a dám im vody.
Oradan RABbin Musaya, ‹‹Halkı bir araya topla, onlara su vereceğim›› dediği kuyuya, Beere doğru yol aldılar.A odtud táhli do Beer; a to jest to Beer, o němž byl řekl Hospodin k Mojžíšovi: Shromažď lid, a dám jim vodu.
Oradan RABbin Musaya, ‹‹Halkı bir araya topla, onlara su vereceğim›› dediği kuyuya, Beere doğru yol aldılar.Dali vieram a Beer; esse é o poço do qual o Senhor disse a Moisés: Ajunta o povo, e lhe darei água.
Oradan RABbin Musaya, ‹‹Halkı bir araya topla, onlara su vereceğim›› dediği kuyuya, Beere doğru yol aldılar.De allí fueron a Beer. Éste es el pozo del cual Jehovah dijo a Moisés: "Reúne al pueblo, y yo les daré agua.
Oradan RABbin Musaya, ‹‹Halkı bir araya topla, onlara su vereceğim›› dediği kuyuya, Beere doğru yol aldılar.거기서 브엘에 이르니 브엘은 여호와께서 모세에게 명하시기를 백성을 모으라 내가 그들에게 물을 주리라 하시던 우물이라
Oradan RABbin Musaya, ‹‹Halkı bir araya topla, onlara su vereceğim›› dediği kuyuya, Beere doğru yol aldılar.А от там дойдоха при Вир*. Тоя е кладенецът, за който Господ рече на Моисея: Събери людете, и ще им дам вода.
Oradan RABbin Musaya, ‹‹Halkı bir araya topla, onlara su vereceğim›› dediği kuyuya, Beere doğru yol aldılar.Отсюда отправились к Беэр; это тот колодезь, о котором Господь сказал Моисею: собери народ, и дам им воды.
Oradan RABbin Musaya, ‹‹Halkı bir araya topla, onlara su vereceğim›› dediği kuyuya, Beere doğru yol aldılar.ומשם בארה הוא הבאר אשר אמר יהוה למשה אסף את העם ואתנה להם מים׃
Oradan RABbin Musaya, ‹‹Halkı bir araya topla, onlara su vereceğim›› dediği kuyuya, Beere doğru yol aldılar.ومن هناك الى بئر. وهي البئر حيث قال الرب لموسى اجمع الشعب فاعطيهم ماء.
Oradan RABbin Musaya, ‹‹Halkı bir araya topla, onlara su vereceğim›› dediği kuyuya, Beere doğru yol aldılar.以 色 列 人 從 那 裡 起 行 、 到 了 比 珥 〔 比 珥 就 是 井 的 意 思 〕 . 從 前 耶 和 華 吩 咐 摩 西 說 、 招 聚 百 姓 、 我 好 給 他 們 水 喝 、 說 的 就 是 這 井
Oradan RABbin Musaya, ‹‹Halkı bir araya topla, onlara su vereceğim›› dediği kuyuya, Beere doğru yol aldılar.以色列人 從那裡 起行 、 到 了 比珥 〔 比珥 就 是 井 的 意思 〕 . 從前 耶和華 吩咐 摩西說 、 招聚 百姓 、 我 好給 他 們水喝 、 說 的 就 是 這井
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."내가 거기로 가서 200달러를 보상으로 드리겠습니다"
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Ich bin gleich da und er bekommt 200 Dollar Belohnung."
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Ik ben er zo, en ik geef hem 200 dollar als beloning."
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Iré para allí y le daré $200 de recompensa".
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Je serai là et je lui donnerai une récompense de 200 $."
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Jövök, és adok neki 200 dollár jutalmat."
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Prídem tam a dám mu odmenu 200 dolárov."
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Přijedu tam a dám mu odměnu 200 dolarů."
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Przyjadę i dostanie 200 dolarów nagrody".
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Så er jeg der og vil give ham $200 i belønning."
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Tôi sẽ đến đó ngay và hậu ta anh ấy 200 đô la."
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Tulen sinne ja annan hänelle 200 dollarin löytöpalkkion."
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Vengo li e gli do una ricompensa di 200$".
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Vin să îi dau o recompensă de 200 de dolari."
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Vou aí e dou-lhe uma recompensa de 200 dólares."
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Θα έρθω να του δώσω 200 δολάρια, αμοιβή".
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Аз ще дойда и ще го възнаградя с $200."
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Я приеду и заплачу $200 вознаграждения."
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."Я приїду та заплачу йому 200 доларів винагороди".
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."אגיע לשם ואתן לו 200 דולר כפרס."
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."وسوف آتي لأخذ العلبة وأعطيه 200$ مكافأة "
Oraya geleceğim ve ona 200 dolar ödül vereceğim."それはいいと思い
Otoriteyi zorlamana izin vereceğim.Ich werde dich lassen, die Autoritäten herauszufordern.

İlgili Sayfalar