vereceğim ile cümle
vereceğim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Konu nasıl tepki vereceğimizdir.העניין הוא, איך נגיב?
Konu nasıl tepki vereceğimizdir.المشكلة هي، كيف سنتفاعل؟
Konu nasıl tepki vereceğimizdir.もちろん 我々には何が起こるか分かりません
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.A kráľ povedal žene: Iď do svojho domu, a ja rozkážem o tebe.
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.Då sade konungen till kvinnan: »Gå hem igen; jag vill giva befallning om dig.»
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.Da sagde Kongen til Kvinden: "Gå kun hjem, jeg skal jævne Sagen for dig!"
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.Da sa kongen til kvinnen: Gå hjem igjen! Jeg skal ordne saken for dig.
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.Der König sprach zum Weibe: Gehe heim, ich will für dich gebieten.
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.Então disse o rei � mulher: Vai para tua casa, e eu darei ordem a teu respeito.
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.Entonces el rey dijo a la mujer: --Ve a tu casa, que yo me ocuparé de tu caso
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.Il re disse alla donna: «Và pure a casa: io darò ordini a tuo riguardo»
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.Împăratul a zis femeii: ,,Du-te acasă. Voi da porunci cu privire la tine.``
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.왕이 여인에게 이르되 네 집으로 가라 내가 너를 위하여 명령을 내리리라
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.Kralj pa veli ženi: Pojdi domov, in zapovem zate!
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.Kuningas sanoi vaimolle: "Mene kotiisi, minä annan käskyn sinusta".
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.Le roi dit à la femme: Va dans ta maison. Je donnerai des ordres à ton sujet.
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.Monda azért a király az asszonynak: Menj el házadhoz, és parancsolok a te dolgod felõl.
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi."Pulanglah," jawab raja, "akan kuurus perkara itu.
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.Tedy řekl král ženě: Navrať se do domu svého, a jáť poručím o tobě.
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.Tedy rzekł król do niewiasty: Idź do domu twego, a ja skażę za tobą.
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.Vua nói cùng người đờn bà rằng : Hãy trở_về nhà_ngươi ; ta sẽ truyền lịnh về việc ngươi .
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.Vua nói cùng người đờn bà rằng: Hãy trở về nhà ngươi; ta sẽ truyền lịnh về việc ngươi.
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.Και ειπεν ο βασιλευς προς την γυναικα, Υπαγε εις τον οικον σου, και εγω θελω προσταξει υπερ σου.
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.И сказал царь женщине: иди спокойно домой, я дам приказание о тебе.
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.И царят каза на жената: Иди у дома си; аз ще разпоредя за тебе.
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.ויאמר המלך אל האשה לכי לביתך ואני אצוה עליך׃
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.فقال الملك للمرأة اذهبي الى بيتك وانا اوصي فيك.
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.王 對 婦 人 說 、 你 回 家 去 罷 、 我 必 為 你 下 令
Kral, ‹‹Evine dön, ben davanla ilgili buyruk vereceğim›› dedi.王對婦 人說 、 你 回家 去 罷 、 我 必為 你 下令
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››All'uomo di Dio il re disse: «Vieni a casa con me per rinfrancarti; ti darò un regalo»
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››Da sa kongen til den Guds mann: Kom hjem med mig og vederkveg dig og la mig få gi dig en gave!
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››Då talade konungen till gudsmannen: »Kom hem med mig och vederkvick dig; sedan vill jag giva dig en gåva.»
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››Derpå sagde Kongen til den Guds Mand: "Følg med mig hjem og vederkvæg dig, så vil jeg give dig en Gave!"
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››Disse então o rei ao homem de Deus: Vem comigo a minha casa, e conforta-te, e dar-te-ei uma recompensa.
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››Entonces el rey dijo al hombre de Dios: --Ven conmigo a casa y come, y yo te daré un presente
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››És monda a király az Isten emberének: Jere haza velem és egyél ebédet, meg akarlak ajándékozni.
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››Împăratul a zis omului lui Dumnezeu: ,,Intră cu mine în casă, să iei ceva de mîncare, şi-ţi voi da un dar.``
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››Kemudian raja berkata kepada nabi itu, "Mari makan di rumahku. Aku mau memberi hadiah kepadamu.
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››왕이 하나님의 사람에게 이르되 나와 함께 집에가서 몸을 쉬라 내가 네게 예물을 주리라
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››Potom hovoril kráľ mužovi Božiemu: Poď so mnou do domu a posilni sa pokrmom, a dám ti dar.
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››Tedaj ogovori kralj moža Božjega: Pojdi z mano domov in se pokrepčaj, in dam ti darilo.
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››Tedy řekl král muži Božímu: Poď se mnou domů a posilň se, a dámť dar.
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››Tedy rzekł król do męża Bożego: Pójdź ze mną do domu, abyś się posilił, a dam ci upominek.
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››Und der König redete mit dem Mann Gottes: Komm mit mir heim und labe dich, ich will dir ein Geschenk geben.
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››И сказал царь человеку Божию: зайди со мною в дом и подкрепи себя пищею, и я дам тебе подарок.
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››Тогава царят каза на Божия човек: Дойди с мене у дома и обядвай, и ще ти дам подарък.
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››וידבר המלך אל איש האלהים באה אתי הביתה וסעדה ואתנה לך מתת׃
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››ثم قال الملك لرجل الله ادخل معي الى البيت وتقوّت فاعطيك اجرة.
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››王 對 神 人 說 、 請 你 同 我 回 去 喫 飯 、 加 添 心 力 、 我 也 必 給 你 賞 賜
Kral, Tanrı adamına, ‹‹Benimle eve kadar gel de bir şeyler ye›› dedi, ‹‹Sana bir armağan vereceğim.››王 對 神人 說 、 請 你 同 我 回去 喫飯 、 加添 心力 、 我 也 必給 你 賞賜
Kulaklarınızı korumak için size üç hızlı numara vereceğim, ve lütfen bunu çocuklarınıza da gösterin.저는 여러분의 귀를 지킬 수 있는 3가지 빠른 팁을 드리겠습니다, 그리고 제발 이 방법을 아이에게 알려주세요.
Kulaklarınızı korumak için size üç hızlı numara vereceğim, ve lütfen bunu çocuklarınıza da gösterin.Dám vám nyní tři rychlé tipy, abyste chránili své uši, prosím, předejte je svým dětem.
Kulaklarınızı korumak için size üç hızlı numara vereceğim, ve lütfen bunu çocuklarınıza da gösterin.Dám vám tri rýchle tipy, ako si môžete chrániť uši, a, prosím vás, posuňte ich vašim deťom.
Kulaklarınızı korumak için size üç hızlı numara vereceğim, ve lütfen bunu çocuklarınıza da gösterin.Dam Wam trzy porady, jak chronić słuch, przekażcie je swoim dzieciom.
Kulaklarınızı korumak için size üç hızlı numara vereceğim, ve lütfen bunu çocuklarınıza da gösterin.Deixo-vos três dicas rápidas para protegerem os vossos ouvidos e passem-nas aos vossos filhos, por favor.
Kulaklarınızı korumak için size üç hızlı numara vereceğim, ve lütfen bunu çocuklarınıza da gösterin.Ik geef jullie drie snelle tips om je oren te beschermen, en geef ze door aan jullie kinderen, alsjeblieft.
Kulaklarınızı korumak için size üç hızlı numara vereceğim, ve lütfen bunu çocuklarınıza da gösterin.Jeg giver jer tre hurtige tips til at beskytte jeres ører og giv dette venligst videre til jeres børn.
Kulaklarınızı korumak için size üç hızlı numara vereceğim, ve lütfen bunu çocuklarınıza da gösterin.Les voy a dar tres consejos para proteger los oídos y, por favor, transmítanselo a sus hijos:
Kulaklarınızı korumak için size üç hızlı numara vereceğim, ve lütfen bunu çocuklarınıza da gösterin.Mondok három tippet, hogyan védjék meg a fülüket, és kérem adják át a gyermekeiknek is.
Kulaklarınızı korumak için size üç hızlı numara vereceğim, ve lütfen bunu çocuklarınıza da gösterin.Saya akan memberi anda 3 tips praktis untuk melindungi telinga anda. Silahkan sampaikan ini ke anak-anak anda.