vereceğim ile cümle
vereceğim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Kalk, sana vereceğim toprakları boydan boya dolaş.››你 起 來 、 縱 橫 走 遍 這 地 、 因 為 我 必 把 這 地 賜 給 你
Kalk, sana vereceğim toprakları boydan boya dolaş.››你 起來 、 縱橫 走遍 這地 、 因為 我 必 把 這地 賜給你
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.A dáš pokrývku na truhlu svrchu a do truhly dáš svedoctvo, ktoré ti dám.
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.A fedelet pedig helyezd a ládára felül, a ládába pedig tedd a bizonyságot, a melyet adok néked.
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.Dáš pak slitovnici svrchu na truhlu, a do truhly vložíš svědectví, kteréž dám tobě.
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.E porás o propiciatório em cima da arca; e dentro da arca porás o testemunho que eu te darei.
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.In deni pokrov sprave na vrh skrinje, in v skrinjo deni pričevanje, katero ti dam.
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.I włożysz ubłagalnię na wierzch skrzyni, a do skrzyni włożysz świadectwo, któreć dam.
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.Ja aseta armoistuin arkin päälle ja pane arkkiin laki, jonka minä sinulle annan.
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.속죄소를 궤 위에 얹고 내가 네게 줄 증거판을 궤 속에 넣으라
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.Leg het verzoendeksel op de ark en leg daar de stenen plaquettes met de wet in, die Ik u zal geven.
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.Ngươi hãy để nắp thi ân trên hòm, rồi để vào trong hòm bảng chứng mà ta sẽ ban cho.
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.Ngươi hãy để nắp thi_ân trên hòm , rồi để vào trong hòm bảng chứng mà ta sẽ ban cho .
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.Och du skall sätta nådastolen ovanpå arken, och i arken skall du lägga vittnesbördet, som jag skall giva dig.
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.Og Sonedækket skal du lægge over Arken, men i Arken skal du lægge Vidnesbyrdet, som jeg vil give dig.
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy."Pondrás el propiciatorio sobre el arca, por encima; y dentro del arca pondrás el testimonio que yo te daré
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.Porrai il coperchio sulla parte superiore dell'arca e collocherai nell'arca la Testimonianza che io ti darò
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.Să pui capacul ispăşirii pe chivot, şi în chivot să pui mărturia, pe care ţi -o voi da.
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.Så skal du sette nådestolen ovenpå arken, og i arken skal du legge vidnesbyrdet, som jeg vil gi dig.
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.Taruhlah kedua batu di dalam peti itu dan pasanglah tutupnya di atasnya
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.Tu mettras le propitiatoire sur l`arche, et tu mettras dans l`arche le témoignage, que je te donnerai.
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.Und sollst den Gnadenstuhl oben auf die Lade tun und in die Lade das Zeugnis legen, das ich dir geben werde.
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.И да положат умилостивилището върху ковчега; а в ковчега да вложиш плочите на свидетелството, което ще ти дам.
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.И положи крышку на ковчег сверху, в ковчег же положи откровение, которое Я дам тебе;
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.ונתת את הכפרת על הארן מלמעלה ואל הארן תתן את העדת אשר אתן אליך׃
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.وتجعل الغطاء على التابوت من فوق. وفي التابوت تضع الشهادة التي اعطيك.
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.要 將 施 恩 座 安 在 櫃 的 上 邊 、 又 將 我 所 要 賜 給 你 的 法 版 放 在 櫃 裡
Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy.要 將 施恩 座安 在 櫃 的 上邊 、 又 將 我 所 要 賜給 你 的 法版 放在 櫃裡
Karar vermene izin vereceğim.Dejaré que tomes decisiones.
Karar vermene izin vereceğim.Hagylak majd dönteni.
Karar vermene izin vereceğim.Ich werde dich lassen, Entscheidungen zu treffen.
Karar vermene izin vereceğim.Ik laat je beslissingen nemen.
Karar vermene izin vereceğim.Je vais vous laisser prendre des décisions.
Karar vermene izin vereceğim.저는 여러분에게 결정권을 주려고 합니다. 당신에게 힘을 주려고 합니다.
Karar vermene izin vereceğim.Lascerò che tu prenda delle decisioni, lo farai a tua discrezione.
Karar vermene izin vereceğim.Nechám vás rozhodovat.
Karar vermene izin vereceğim.Pozwolę ci podejmować decyzje.
Karar vermene izin vereceğim.Saya akan membiarkan Anda membuat keputusan.
Karar vermene izin vereceğim.Te voi lăsa să iei decizii.
Karar vermene izin vereceğim."Vou permitir que tomem decisões.
Karar vermene izin vereceğim.Θα σου δώσω τη δυνατότητα λήψης αποφάσεων.
Karar vermene izin vereceğim.Ще те оставя да взимаш решения.
Karar vermene izin vereceğim.Я дам им возможность принимать решения.
Karar vermene izin vereceğim.Я дозволю вам приймати рішення.
Karar vermene izin vereceğim.אני אתן לך להחליט החלטות. אני אעצים אותך,
Karar vermene izin vereceğim.سأدعك تتخذ القرارات ، و أوكل لك بعض المهام.
Karar vermene izin vereceğim.トップから現場の社員に権限委任するのです
Karar vermene izin vereceğim.我準備畀支咪你. 我要授權畀你.
Karolara sana vereceğim, sen de burada sıraya dizeceksin.Annan sinulle ruudut, jotta ne -- ja sinä laitat ne tähän kauniiseen riviin, okei? Sinä näet, kyllä?
Karolara sana vereceğim, sen de burada sıraya dizeceksin.Będę ci dawał kara. Ułóż je tu, w równym rządku. Dobrze widać?
Karolara sana vereceğim, sen de burada sıraya dizeceksin.Ik geef je een ruiten, leg jij ze hier netjes op een rijtje. Kan je het zien?
Karolara sana vereceğim, sen de burada sıraya dizeceksin.제가 다이아몬드를 드릴테니 이쪽에 놓아주세요. 잘 보이도록요. 모두가 보일수있게. 좋아요.
Karolara sana vereceğim, sen de burada sıraya dizeceksin.Och jag ger dig ruter, och så lägger du dom här i en fin rad, ok? Och du kan se?
Karolara sana vereceğim, sen de burada sıraya dizeceksin.Şi vă dau un caro, să le -- să le pui acolo într-un şir drăguţ, da? Bine.
Karolara sana vereceğim, sen de burada sıraya dizeceksin.Te doy diamantes y los vas poniendo aquí en una bonita hilera, correcto ¿y puedes ver, no? Bien.
Karolara sana vereceğim, sen de burada sıraya dizeceksin.И ви давам кари, така че те... слагаш ги тук в хубава редица, нали така. И виждаш, нали?
Karolara sana vereceğim, sen de burada sıraya dizeceksin.Я даю вам буби и они - вы кладете их здесь, В аккуратный ряд. И вы можете видеть, правда?
Karolara sana vereceğim, sen de burada sıraya dizeceksin.ואני אתן לך יהלומים, אז הם - שימי אותם כאן בשורה יפה, נכון. ואת יכולה לראות, נכון? טוב.
Karolara sana vereceğim, sen de burada sıraya dizeceksin.اعطيكي الديناري وتقومين بوضعها هنا في صف جميل, حسنا. تستطيع الرؤيا؟ جيد.
Karolara sana vereceğim, sen de burada sıraya dizeceksin.見えますか? ダイヤのAだね? (ゾーイ: 合ってる)