vereceğim ile cümle
vereceğim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Bundan sonra RAB Musaya, ‹‹Haavarim dağlık bölgesine çık, İsraillilere vereceğim ülkeye bak›› dedi,Il Signore disse a Mosè: «Sali su questo monte degli Abarim e contempla il paese che io dò agli Israeliti
Bundan sonra RAB Musaya, ‹‹Haavarim dağlık bölgesine çık, İsraillilere vereceğim ülkeye bak›› dedi,In GOSPOD veli Mojzesu: Pojdi na to goro Abarim, in oglej ž nje deželo, ki sem jo dal sinovom Izraelovim.
Bundan sonra RAB Musaya, ‹‹Haavarim dağlık bölgesine çık, İsraillilere vereceğim ülkeye bak›› dedi,Jehovah dijo a Moisés: --Sube a este monte de Abarim y mira la tierra que he dado a los hijos de Israel
Bundan sonra RAB Musaya, ‹‹Haavarim dağlık bölgesine çık, İsraillilere vereceğim ülkeye bak›› dedi,여호와께서 모세에게 이르시되 너는 이 아바림산에 올라가서 내가 이스라엘 자손에게 준 땅을 바라보라
Bundan sonra RAB Musaya, ‹‹Haavarim dağlık bölgesine çık, İsraillilere vereceğim ülkeye bak›› dedi,Monda azután az Úr Mózesnek: Menj fel az Abarim hegyére, és lásd meg a földet, a melyet Izráel fiainak adtam.
Bundan sonra RAB Musaya, ‹‹Haavarim dağlık bölgesine çık, İsraillilere vereceğim ülkeye bak›› dedi,Og HERREN sagde til Moses: "Stig op på Åbarimbjerget her og se ud over Landet, som jeg vil give Israeliterne.
Bundan sonra RAB Musaya, ‹‹Haavarim dağlık bölgesine çık, İsraillilere vereceğim ülkeye bak›› dedi,Potem rzekł Pan do Mojżesza: Wstąp na tę górę Abarym, a oglądaj ziemię, którąm dał synom Izraelskim.
Bundan sonra RAB Musaya, ‹‹Haavarim dağlık bölgesine çık, İsraillilere vereceğim ülkeye bak›› dedi,Řekl také Hospodin Mojžíšovi: Vstup na horu tuto Abarim, a spatř zemi, kterouž jsem dal synům Izraelským.
Bundan sonra RAB Musaya, ‹‹Haavarim dağlık bölgesine çık, İsraillilere vereceğim ülkeye bak›› dedi,Siden sa Herren til Moses: Stig op på Abarim-fjellet her og se utover landet som jeg har gitt Israels barn!
Bundan sonra RAB Musaya, ‹‹Haavarim dağlık bölgesine çık, İsraillilere vereceğim ülkeye bak›› dedi,И сказал Господь Моисею: взойди на сию гору Аварим, и посмотри на землю, которую Я даю сынам Израилевым;
Bundan sonra RAB Musaya, ‹‹Haavarim dağlık bölgesine çık, İsraillilere vereceğim ülkeye bak›› dedi,ויאמר יהוה אל משה עלה אל הר העברים הזה וראה את הארץ אשר נתתי לבני ישראל׃
Bundan sonra RAB Musaya, ‹‹Haavarim dağlık bölgesine çık, İsraillilere vereceğim ülkeye bak›› dedi,وقال الرب لموسى اصعد الى جبل عباريم هذا وانظر الارض التي اعطيت بني اسرائيل.
Bundan sonra RAB Musaya, ‹‹Haavarim dağlık bölgesine çık, İsraillilere vereceğim ülkeye bak›› dedi,耶 和 華 對 摩 西 說 、 你 上 這 亞 巴 琳 山 、 觀 看 我 所 賜 給 以 色 列 人 的 地
Bundan sonra RAB Musaya, ‹‹Haavarim dağlık bölgesine çık, İsraillilere vereceğim ülkeye bak›› dedi,耶和華 對 摩西說 、 你 上 這亞 巴琳山 、 觀看 我 所 賜給 以色列人 的 地
"Bundan yıllar sonra bana 'Bunlar olurken sen neredeydin?' diye sorulduğunda ne cevap vereceğim?""Ce voi răspunde, ani buni mai târziu, când lumea mă va întreba: <<Tu unde erai?>> "
"Bundan yıllar sonra bana 'Bunlar olurken sen neredeydin?' diye sorulduğunda ne cevap vereceğim?""Che cosa dirò, negli anni futuri, quando mi chiederanno, 'E tu dov'eri?'"
"Bundan yıllar sonra bana 'Bunlar olurken sen neredeydin?' diye sorulduğunda ne cevap vereceğim?""Co powiem w przyszłości, kiedy ktoś mnie zapyta 'Gdzie wtedy byłaś'"?
"Bundan yıllar sonra bana 'Bunlar olurken sen neredeydin?' diye sorulduğunda ne cevap vereceğim?""Que voy a decir, en un futuro, cuando la gente me pregunte, '¿Y dónde estabas tú?
"Bundan yıllar sonra bana 'Bunlar olurken sen neredeydin?' diye sorulduğunda ne cevap vereceğim?""Tôi sẽ nói gì, nhiều năm sau này, khi mọi người hỏi 'Bà đã ở đâu?"
"Bundan yıllar sonra bana 'Bunlar olurken sen neredeydin?' diye sorulduğunda ne cevap vereceğim?""Was antoworte ich in einigen Jahren wenn mich Leute fragen 'Wo warst du?'"
"Bundan yıllar sonra bana 'Bunlar olurken sen neredeydin?' diye sorulduğunda ne cevap vereceğim?""Wat zal ik jaren later zeggen, als mensen me vragen: waar was jij?
"Bundan yıllar sonra bana 'Bunlar olurken sen neredeydin?' diye sorulduğunda ne cevap vereceğim?""Τι θα πω, στο μέλλον, όταν με ρωτήσουν "Πού ήσουνα;"
"Bundan yıllar sonra bana 'Bunlar olurken sen neredeydin?' diye sorulduğunda ne cevap vereceğim?""Что я скажу, через много лет, когда меня спросят "А где же ты была?"
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››denn du sollst das Land vor dir sehen, daß ich den Kindern Israel gebe, aber du sollst nicht hineinkommen.
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››Du skal få se landet midt foran dig, men du skal ikke komme inn i det land som jeg gir Israels barn.
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››내가 이스라엘 자손에게 주는 땅을 네가 바라보기는 하려니와 그리로 들어가지는 못하리라 하시니라
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››Lebo síce uvidíš zem pred sebou, ale ta nevojdeš, do zeme, ktorú ja dám synom Izraelovým.
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››Mert szemközt látod a földet; de arra a földre, a melyet én adok Izráel fiainak, oda nem mégy be.
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››Pelo que verás a terra diante de ti, porém lá não entrarás, na terra que eu dou aos filhos de Israel.
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››Por eso verás la tierra delante de ti, pero no irás allá, a la tierra que doy a los hijos de Israel.
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››Pred seboj boš pač videl deželo, ki jo dajem sinovom Izraelovim, ali tja v deželo samo ne prideš.
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››Před sebou zajisté uzříš zemi tu, ale tam nevejdeš do země té, kterouž dávám synům Izraelským.
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››Quả thật, ngươi sẽ thấy xứ ở trước mặt mình, nhưng không được vào trong xứ ấy mà ta ban cho dân Y-sơ-ra-ên.
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››Quả_thật , ngươi sẽ thấy xứ ở trước mặt mình , nhưng không được vào trong xứ ấy mà ta ban cho dân Y-sơ-ra-ên .
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››Tu vedrai il paese davanti a te, ma là, nel paese che io sto per dare agli Israeliti, tu non entrerai!»
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››Tu vei vedea doar de departe ţara dinaintea ta; dar nu vei intra în ţara pe cre o dau copiilor lui Israel.`
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››Tu verras le pays devant toi; mais tu n`entreras point dans le pays que je donne aux enfants d`Israël.
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››За това, отсреща ще видиш земята; но в нея няма да влезеш, в земята, който давам на израилтяните.
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››пред собою ты увидишь землю, а не войдешь туда, в землю, которую Я даю сынам Израилевым.
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››כי מנגד תראה את הארץ ושמה לא תבוא אל הארץ אשר אני נתן לבני ישראל׃
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››فانك تنظر الارض من قبالتها ولكنك لا تدخل الى هناك الى الارض التي انا اعطيها لبني اسرائيل
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››我 所 賜 給 以 色 列 人 的 地 、 你 可 以 遠 遠 的 觀 看 、 卻 不 得 進 去
Bu nedenle ülkeyi ancak uzaktan göreceksin. Ama oraya, İsrail halkına vereceğim ülkeye girmeyeceksin.››我 所 賜給 以色列人 的 地 、 你 可以 遠遠 的 觀看 、 卻不得進去
'Bunlar olurken sen neredeydin?' diye sorulduğunda ne cevap vereceğim?""당신은 뭐했어?"라고 할 때 뭐라고 대답할까?
'Bunlar olurken sen neredeydin?' diye sorulduğunda ne cevap vereceğim?"lorsque l'on me demandera "Où étiez-vous ?"
'Bunlar olurken sen neredeydin?' diye sorulduğunda ne cevap vereceğim?""А де ж була ти?"
'Bunlar olurken sen neredeydin?' diye sorulduğunda ne cevap vereceğim?""Къде бяхте вие?"
'Bunlar olurken sen neredeydin?' diye sorulduğunda ne cevap vereceğim?"כשישאלו אותי, 'היכן היית את?'"
'Bunlar olurken sen neredeydin?' diye sorulduğunda ne cevap vereceğim?"عندما يسأل الناس، أين كنت؟
'Bunlar olurken sen neredeydin?' diye sorulduğunda ne cevap vereceğim?"革新的な歴史で有名であり
Bunu anneme vereceğim ki bir faşist öldürsün.Můžeš být mrtvý, otče, ale poslouchej mě. Tuhle pistoli dám matce, aby mohla zabít fašistu!
Bunu anneme vereceğim ki bir faşist öldürsün.Naj živi svobodarska revolucija!
Bunu anneme vereceğim ki bir faşist öldürsün.Niech żyje anarchistyczna rewolucja!
Bunu anneme vereceğim ki bir faşist öldürsün.Θα το δώσω στην μητέρα έτσι θα μπορεί να σκοτώσει ένα φασιστα!
Bunu anneme vereceğim ki bir faşist öldürsün.Ще го дам на майка му, за да може да убие фашиста!
Bunu bilenlere puan vereceğim,「1985年までには、全人類は、 誰も犠牲にせず高水準の生活が可能となる」 彼は25年早過ぎました 今がその時です
Bunu bilenlere puan vereceğim,Darò dei punti a chi sa chi sia...
Bunu bilenlere puan vereceğim,Ik geef punten voor degenen die weten wie,
Bunu bilenlere puan vereceğim,누군지 아는 분께 점수를 드리고 싶군요.
Bunu bilenlere puan vereceğim,Le daré puntos a quien lo conozca,