Vedalar her zaman üzücüdür.Goodbyes are always sad.
Herkesten bir veda hediyesi aldım.I got a farewell present from everyone.
Mademki hepimiz buradayız veda partisine başlayabiliriz.Now that we are all here, we can start the farewell party.
Max Julie'ye veda partisine niçin gidemediğini açıkladı.Max explained to Julie why he could not go to her farewell party.
Bay Turner meslektaşlarına veda etti.Mr Turner bade farewell to his colleagues.
Vedalaşmamızın zamanı geldi de geçiyor.It is high time we said good-bye.
Sanırım güzel kız utangaç genç adama veda edecek.I guess that the beautiful girl will say goodbye to the shy young man.
Bir veda partisi, Bay Smith'in şerefine düzenlendi.A farewell party was held in honor of Mr Smith.
Bir veda toplantısı, Bay Jones'un şerefinde düzenlendi.A farewell meeting was held in honor of Mr Jones.
Jane'in veda konuşması bizi çok üzdü.Jane's farewell speech made us very sad.
Sana veda etmeliyim.I must say good-bye to you.
Bu bizim son vedalaştığımız park.This is the park where we said our last good-bye.
Bu akşam onun için bir veda partisi düzenliyoruz.We are giving a farewell party for him tonight.
Biz Dr Kawamura onuruna bir veda partisi düzenledik.We held a farewell party in honor of Dr. Kawamura.
Onun için veda partisi düzenleyeceğiz.We are going to hold a farewell party for him.
Biz onun onuruna bir veda partisi verdik.We gave a farewell party in honor of her.
Ofis bir veda partisi veriyor.The office is having a farewell party.
O, veda etmeden ayrıldı.He left without saying goodbye.
O, öğrencilere veda etti.He bade farewell to the students.
Bana veda etmeden gitti.He went out without saying goodbye to me.
Veda etmeden ayrıldı odadan.She left the room without saying goodbye.
Yarın Nancy için bir veda partisi vereceğiz.We'll have a farewell party for Nancy tomorrow.
Onlarla kapıda vedalaştım.I took my leave of them at the gate.
Arkadaşlarınla vedalaş.Say good-bye to your friends.
Başkan Taft arkadaşına sıcak bir veda mektubu yazdı.President Taft wrote a warm goodbye letter to his friend.
Burr arkadaşlarıyla vedalaştı.Burr told his friends goodbye.
Max Julia'ya onun veda partisine neden gelemediğini açıkladı.Max explained to Julia why he could not come to her farewell party.
Max neden veda partisine gelemediğini Julia'ya açıkladı.Max explained to Julia why he could not come to his farewell party.
Bana veda hediyesi olarak en sevdiği kitabı verip Osaka'ya taşındı.He gave me his favorite book as a farewell gift and moved to Osaka.
Vedalaştım sonra uzaklaştım.I waved good bye and then walked away.
Bay Jones için bir veda partisi yapıldı.A farewell party was held for Mr. Jones.
Bay Jones için bir veda partisi düzenlendi.A goodbye party was held for Mr. Jones.
Askerlerden çoğu eşlerine veda öpücüğü verdi.Many of the soldiers kissed their spouses goodbye.
Biz onun için bir veda partisi düzenledik.We organized a farewell party for her.
Arkadaşımla vedalaşmak için istasyona gittim.I went to the station to say good-bye to my friend.
Tom vedalaşmadan gitti.Tom left without saying goodbye.
Tom Mary için bir veda partisi yapmamızı önerdi.Tom suggested that we have a farewell party for Mary.
Tom Mary için bir veda partisi vermemizi önerdi.Tom suggested that we have a farewell party for Mary.
Tom canı eve gitmek istedi ve kimseye veda etmeden gitti.Tom felt like going home and left without saying goodbye to anyone.
Tom o kadar veda etmedi.Tom didn't so much as say goodbye.
Veda etmek istiyorum.I want to say goodbye.
Dün Bay Jones için bir veda partisi düzenlendi.Yesterday, a farewell party was held for Mr. Jones.
Bay Smith için bir veda partisi düzenlendi.A farewell party was held for Mr. Smith.
Emekli olan bir yönetici için bir veda partisi düzenlendi.A farewell party was held for the executive who was retiring.
Vedalaşmadan gitme.Don't leave without saying goodbye.
Bana veda etmek için elini salladı.She waved goodbye to me.
Veda etmeden gitti.She went out without saying goodbye.
Her vedalaşmada geri gelmeyeceksin diye kalbim korkudan titriyor.At every goodbye my heart trembles with fear that you will never come back.
Tom'la vedalaşıncaya kadar gidemezsin.You can't leave until you've said goodbye to Tom.
Veda etmek istedim.I wanted to say goodbye.
Ben veda etmek istiyorum.I'd like to say goodbye.
Tom veda etmek istedi.Tom wanted to say goodbye.
Ben sana bir veda öpücüğü vermek istiyorum.I want to give you a goodbye kiss.
Vedalaşmadan gitmek istemedim.I didn't want to leave without saying goodbye.
Tom Mary'ye veda öpücüğü vermek istedi ama yapmaması gerektiğini biliyordu.Tom wanted to kiss Mary goodbye, but knew he shouldn't.
Tom Mary'ye bir veda öpücüğü vermek istedi ama belki yapmaması gerektiğini düşündü.Tom wanted to give Mary a goodbye kiss, but he thought maybe he shouldn't.
Vedalaşmak ister misin?Do you want to say goodbye?
Veda ederken Tom'u öpmek istiyorum.I want to kiss Tom goodbye.
Vedalaşmadan gitmek istediğine emin misin?Are you sure you want to leave without saying goodbye?
Tom el sallayarak veda etti.Tom waved goodbye.