Öyle konuşmaktan vazgeç.Stop talking like that.
Biz Tom'u vazgeçirmeye çalıştık.We tried to talk Tom out of it.
Lütfen Tom'a sigara içmekten vazgeçmesini söyle.Please tell Tom to stop smoking.
Tom'a canımı sıkmaktan vazgeçmesini söyledim.I told Tom to quit bothering me.
Tom'a daha büyük bir vazo bulmaya çalışacağımı söyledim.I told Tom I'd try to find a bigger vase.
Onlar Tom'a yaptığı şeyi yapmaktan vazgeçmesini söyledi.They told Tom to stop doing what he was doing.
Bana şikayet etmekten vazgeçeceğini söyledin.You told me you were going to stop complaining.
Bu aptalca plandan vazgeçmeni istiyorumI want you to give up this stupid plan.
Yöntem, gerçeği araştırmak için vazgeçilmezdir.Method is indispensable for investigating the truth.
Lütfen zamanımızı boşa harcamaktan vazgeç.Please stop wasting our time.
Tom benim Mary ile konuşmaktan vazgeçmemi istiyor.Tom wants me to stop talking to Mary.
Mary benim Tom'la konuşmaktan vazgeçmemi istiyor.Mary wants me to stop talking to Tom.
Onu bundan vazgeçirmeye çalıştım.I tried to talk her out of it.
Bu çiçekleri koymak için bir vazoya ihtiyacım var.I need a vase to put these flowers in.
Ebeveynlerim beni yalnız seyahat etmekten vazgeçirdi.My parents discouraged me from traveling alone.
Tom'u onu yapmaktan vazgeçirmelisin.You've got to stop Tom from doing that.
Tamam, vazgeçiyorum.Okay, I give up.
Peki, vazgeçiyorum.Okay, I give up.
Sadece vazgeçebilirsin.You might as well just give up.
Tom'un vazgeçeceğini düşündüm.I thought Tom would give up.
Hor görmekten vazgeç.Stop looking down.
Küçümsemekten vazgeç.Stop looking down.
Mücadele etmeden vazgeçemem.I can't give up without a fight.
Onu yapmaktan vazgeçmek zorunda kalacaksın.You're going to have to stop doing that.
Tom şimdi vazgeçemez.Tom can't give up now.
Tom oldukça vazifeşinas, değil mi?Tom is quite conscientious, isn't he?
Tom, Mary'yi yapmayı planladığı şeyden vazgeçirmek için elinden gelen her şeyi yaptı.Tom did everything he could to stop Mary from doing what she was planning to do.
Tom neden yaptığını yapmaktan vazgeçti?Why did Tom stop doing what he was doing?
Tom kolayca vazgeçen insan türü değil.Tom isn't the kind of guy who gives up easily.
Neden Tom burada çalışmaktan vazgeçti.Why did Tom stop working here?
Yapabildiğim her şeyi yaptım ama vazgeçmek zorunda kaldım.I did everything I could, but I had to give up.
Hayallerinden vazgeçme.Don't give up on your dreams.
Mary'yi sevmekten asla vazgeçmedim.I've never stopped loving Mary.
Tom bana kızmaktan asla vazgeçmeyecek.Tom is never going to stop being mad at me.
Bir şeyi seçmek bir şeyden vazgeçmek anlamına gelir.Choosing something means giving something up.
Tom masadan vazoyu düşürdü.Tom knocked the vase off the table.
Tom'u sevmekten hiç vazgeçmedim.I've never stopped loving Tom.
Tom vazgeçemeyecek kadar çok gururlu.Tom is too proud to give up.
En önemli şey vazgeçmemektir.The most important thing is not to give up.
Tom onu yapmaktan vazgeçtiğini söyledi.Tom said he'd stopped doing that.
Tom cam vazolardan birini aldı ve onu Mary'ye fırlattı.Tom picked up one of the glass vases and threw it at Mary.
Tom, Mary'nin pahalı Çin Ming vazosunu kırdı.Tom broke Mary's expensive Chinese Ming vase.
Vazodaki çiçekler güzel.The flowers in the vase are beautiful.
Siz ikiniz atışmaktan vazgeçer misiniz?Would the two of you quit bickering?
Kendini suçlamaktan vazgeç.Stop blaming yourself.
Beni neşelendirmeye çalışmaktan vazgeç.Stop trying to cheer me up.
Tom'u gördüklerinde konuşmaktan vazgeçtiler.They stopped talking when they saw Tom.
Tom'u bulmaya çalışmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.We'll never stop trying to find Tom.
Tom'u Boston'a gitmekten vazgeçirmek için yapabileceğin bir şey yok.There's nothing you can do to stop Tom from going to Boston.
Tom'u buluncaya kadar aramaktan vazgeçmeyeceğim.I'm not going to stop looking until I find Tom.
Ondan vazgeçmeyeceğim.I won't give up on him.
Benimle kavga çıkarmaya çalışmaktan vazgeç.Stop trying to pick a fight with me.
Sözünden vazgeçmiş gibi görünüyor.Looks like she broke her promise.
Bana bakmaktan vazgeç.Stop looking at me.
Hey, şikayet etmekten vazgeç.Hey, quit complaining.
Onu yapmaktan vazgeçmeni istiyorum.I want you to stop doing that.
İkinizin de dövüşmekten vazgeçmesini istiyorum.I want you both to stop fighting.
Ona alkolden vazgeçmesini tavsiye etti.He advised him to give up alcohol.
Sizi büyük bir hata yapmaktan vazgeçirtmeye çalışıyorum.I'm trying to stop you from making a big mistake.
Buraya gelmekten vazgeçmeni istemek zorunda kalacağım.I'm going to have to ask you to stop coming here.