varmış ile cümle
varmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bir yabancı gerçekten Gregor bekleyin yalan olduğu sonucuna varmışlardır. onu ve onun ısırmak istedi.זר באמת אולי מכך הסיקו גרגור היה אורב ורצתה לנשוך אותה.
Bir yabancı gerçekten Gregor bekleyin yalan olduğu sonucuna varmışlardır. onu ve onun ısırmak istedi.غريب حقا قد أبرمت من هذا أن غريغور كان الكذب في انتظار وأراد لها أن يعض عليها.
Bir yabancı gerçekten Gregor bekleyin yalan olduğu sonucuna varmışlardır. onu ve onun ısırmak istedi.彼女と彼女を噛まないようにしたかった。 もちろん、グレゴールはすぐにソファの下に身を隠したが、彼は待つ必要がありました
Bir zamanlar, çocukları telef eden berbat bir hastalık varmış.Była sobie raz straszna choroba atakująca dzieci.
Bir zamanlar, çocukları telef eden berbat bir hastalık varmış.C'era una volta un'orribile malattia che colpiva i bambini.
Bir zamanlar, çocukları telef eden berbat bir hastalık varmış.Cu mult timp în urmă, exista o boală înfiorătoare care afecta copiii.
Bir zamanlar, çocukları telef eden berbat bir hastalık varmış.En gång för länge sedan, fanns en hemsk sjukdom som drabbade barn.
Bir zamanlar, çocukları telef eden berbat bir hastalık varmış.Era uma vez uma doença medonha que afectava crianças.
Bir zamanlar, çocukları telef eden berbat bir hastalık varmış.Er was eens een vreselijke ziekte die kinderen trof.
Bir zamanlar, çocukları telef eden berbat bir hastalık varmış.Es gab einmal eine furchtbare Krankheit, die Kinder befiel.
Bir zamanlar, çocukları telef eden berbat bir hastalık varmış.Había una vez una enfermedad espantosa que afectaba a los niños.
Bir zamanlar, çocukları telef eden berbat bir hastalık varmış.Il était une fois une maladie redoutable qui affectait les enfants.
Bir zamanlar, çocukları telef eden berbat bir hastalık varmış.옛날 옛적에 아이들에게 치명적인 병이 있었습니다.
Bir zamanlar, çocukları telef eden berbat bir hastalık varmış.Μια φορά κι έναν καιρό, μια τρομερή ασθένεια έπληττε παιδιά.
Bir zamanlar, çocukları telef eden berbat bir hastalık varmış.Едно време имало ужасна болест, засягаща деца.
Bir zamanlar, çocukları telef eden berbat bir hastalık varmış.Когда-то в одной стране существовала ужасная болезнь, которой могли заразиться дети.
Bir zamanlar, çocukları telef eden berbat bir hastalık varmış.לפני שנים רבות, היה היתה מחלה איומה שפגעה בילדים
Bir zamanlar, çocukları telef eden berbat bir hastalık varmış.في يوم من الأيام, كان هناك مرض مفزع يهدد الأطفال
Bir zamanlar, çocukları telef eden berbat bir hastalık varmış.実際 地球上の病気の中で最も重篤なもので
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.A fost odată ca niciodată o bacterie fericită.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.Byla jednou jedna malá veselá bakterie.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.C'era una volta un piccolo batterio felice.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.Dawno, dawno temu była sobie mała bakteria.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.Det var en gång en lycklig liten bakterie.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.Egyszer volt, hol nem volt, élt egy boldog baktérium.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.Era uma vez uma pequena bactéria feliz.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.Er was eens een gelukkige kleine bacterie.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.Es war einmal ein glückliches kleines Bakterium.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.Había una vez una pequeña bacteria feliz.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.Il était une fois une petite bactérie heureuse.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.Kde bolo tam bolo, žila jedna šťastná baktéria.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.아주 먼 옛날, 행복한 작은 박테리아가 살았어요.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.Nekoč je živela majhna vesela bakterija.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.Pada suatu saat ada sebuah bakteri kecil yang hidup bahagia.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.Μια φορά κι έναν καιρό, υπήρξε αυτό το μικρό ευτυχισμένο βακτήριο.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.Жила-була собі маленька щаслива бактерія.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.Жила-была весёлая маленькая бактерия.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.Имало едно време малка щастлива бактерия.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.היה היה פעם חיידק קטן ושמח.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.في يوم من الأيام كان هنالك بكتريا صغيرة و سعيدة.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.あまり仲良くならないでください
Bu çok rahatsız edici, sanki çocuğun bir sorunu varmış gibi duruyor.Ceci est dérangeant, on dirait qu'il y a quelque chose qui ne va pas chez lui.
Bu çok rahatsız edici, sanki çocuğun bir sorunu varmış gibi duruyor.Het lijkt er op of er iets mis is met hem.
Bu çok rahatsız edici, sanki çocuğun bir sorunu varmış gibi duruyor.Wygląda tak, jakby coś mu dolegało.
Bu çok rahatsız edici, sanki çocuğun bir sorunu varmış gibi duruyor.وهذا مزعج،انها تبدو وكأن هناك شيء خاطيء معه.
Bu en son yayılmış ayak : bu olaydaki kendi bacağı varmış gibi hareket eden bir gövde.C'est le pied réparti ultime; son corps entier est utilisé comme un pied.
Bu en son yayılmış ayak : bu olaydaki kendi bacağı varmış gibi hareket eden bir gövde.Den er den ultimative fordelte fod; hele dens krop agerer som en fod.
Bu en son yayılmış ayak : bu olaydaki kendi bacağı varmış gibi hareket eden bir gövde.È il piede distribuito definitivo. Il suo intero corpo, in questo caso, sta fungendo da piede.
Bu en son yayılmış ayak : bu olaydaki kendi bacağı varmış gibi hareket eden bir gövde.Es el pie distribuido definitivo; todo su cuerpo en este caso hace las veces de pie.
Bu en son yayılmış ayak : bu olaydaki kendi bacağı varmış gibi hareket eden bir gövde.Es ist der ultimative erweiterte Fuß: Der gesamte Körper agiert in diesem Fall als Fuß.
Bu en son yayılmış ayak : bu olaydaki kendi bacağı varmış gibi hareket eden bir gövde.Este cel mai nou picior distribuit; întreg corpul său în acest caz funcţionează ca un picior.
Bu en son yayılmış ayak : bu olaydaki kendi bacağı varmış gibi hareket eden bir gövde.Het is de ultieme verdeelde voet, zijn hele lichaam treedt in dit geval op als voet.
Bu en son yayılmış ayak : bu olaydaki kendi bacağı varmış gibi hareket eden bir gövde.이것이 분포된 발의 최고봉입니다. 온 몸이 마치 발처럼 움직이죠.
Bu en son yayılmış ayak : bu olaydaki kendi bacağı varmış gibi hareket eden bir gövde.To ekstremalny przykład zastępczej stopy: całe ciało spełnia jej zadania.
Bu en son yayılmış ayak : bu olaydaki kendi bacağı varmış gibi hareket eden bir gövde.Това е върховното разпределено стъпало; цялото му тяло в този случай действа като негово стъпало.
Bu en son yayılmış ayak : bu olaydaki kendi bacağı varmış gibi hareket eden bir gövde.Это альтернативный вид распределённой стопы, когда всё тело — ступня.
Bu en son yayılmış ayak : bu olaydaki kendi bacağı varmış gibi hareket eden bir gövde.זוהי הרגל המבוזרת האולטימטיבית. כל הגוף משמש ככף רגל.
Bu en son yayılmış ayak : bu olaydaki kendi bacağı varmış gibi hareket eden bir gövde.إنها القدم الموزعة النهائية؛ كل جسده في هذه الحالة يعمل كقدم
Bu en son yayılmış ayak : bu olaydaki kendi bacağı varmış gibi hareket eden bir gövde.我々の設計図に最初に加える重要な機能は
Bugünlerde geçmiş kıyasla daha az umut varmış gibi gelebilir.Puede parecer que haya menos esperanza ahora que la que había antes.