Herkesin güçlü ve zayıf yönleri vardır.Everyone has strengths and weaknesses.
Sanırım yapmak zorunda olduğumuz her şeyin arkasında yapmak istediğimiz bir şey vardır.I suppose that behind each thing we have to do, there's something we want to do...
Kilit soru ne kaybedebilirim değil fakat kaybedecek neyim vardır.The key question is not what can I gain but what do I have to lose.
İsteğin olduğu yerde, bir yol vardır.Where there's a will, there's a way.
Çok zamanın vardı.You had plenty of time.
Bunun plastik olduğunu biliyordum ama ahşap gibi tadı vardı.I knew it was plastic but it tasted like wood.
Bu dünyada sadece kelime şeklinde ifade edilemeyen şeyler vardır.There are things in this world which simply cannot be expressed in the form of words.
İnişler ve çıkışlar vardır hayatta.In life there are ups and downs.
Duvarların kulakları vardır.The walls have ears.
Biz ayrıldığımızda yağmur yağıyordu, fakat vardığımızda hava güneşliydi.It was raining when we left, but by the time we arrived, it was sunny.
Acele etmene gerek yoktu; çok erken vardın.You needn't have hurried; you've arrived too early.
Umarım farkı görecek kadar beynin vardır.I hope you have brains enough to see the difference.
Senin fikrinle benimki arasında temel bir fark vardır.There is a fundamental difference between your opinion and mine.
Sessizliğinden cevabımdan tatmin olmadığın sonucuna vardım.I take it from your silence that you are not satisfied with my answer.
Havaalanına vardığımda uçağın kalktığını gördüm.Arriving at the airport, I saw the plane taking off.
Havaalanına vardığımda onu aradım.Arriving at the airport, I called her up.
Havaalanında yüzlerce taksi vardı,hepsi iş için çığırtkanlık yapıyorlardı.There were hundreds of taxis at the airport, all touting for business.
O, havaalanına vardıktan sonra karısı ile bir telefon görüşmesi yaptı.Upon arriving at the airport, he made a phonecall to his wife.
Gökte sayısız yıldız vardı.There were countless stars in the sky.
Gökyüzünde görülen çok sayıda yıldızlar vardı.There were several stars to be seen in the sky.
Gökyüzünde görülen bir sürü yıldız vardı.There were a lot of stars seen in the sky.
Bütün gökyüzü aydınlandı ve bir patlama vardı.The whole sky lit up and there was an explosion.
Bütün gökyüzü aydınlandı,bir patlama vardı.The whole sky lit up and there was an explosion.
Umutsuzluktan dolayı o plana vardık fakat kitap iyi sattı.We arrived at that plan out of pure desperation, but the book sold well.
Zenginlerin fakirler kadar sorunu vardır.The rich have trouble as well as the poor.
Zenginlerin fakirleri hor görme eğilimleri vardır.The rich are apt to look down upon the poor.
Zenginlerin fakirler kadar sorunları vardır.The rich have troubles as well as the poor.
Çok para vardır.There is a lot of money.
Yakında bir alışveriş alanı vardır.There is a shopping area nearby.
Benim için sürpriz oldu, güzel bir sesi vardı.To my surprise, he had a beautiful voice.
Sınıfta bırakılmış pahalı bir kamera vardı.There was an expensive camera left in the classroom.
Sınıfta kalan çok az sayıda öğrenci vardı.There were few students left in the classroom.
Sınıfta az sayıda çocuk vardı.There were few children in the classroom.
Sınıfta bazı öğrenciler vardı.There were some students in the classroom.
Kuvvetli bir rüzgar vardı.There was a strong wind.
Şehir merkezi Kyoto'da büyük bir trafik sıkışıklığı vardı.There was an enormous traffic jam in downtown Kyoto.
Kyoto'ya vardığında bizi aramayı unutma.Don't forget to give us a ring when you arrive in Kyoto.
Kyoto'da birçok tapınak vardır.There are many shrines in Kyoto.
Geçen yıl fiyatlarda keskin bir artış vardı.There was a sharp rise in prices last year.
Geçen kış çok kar vardı.There was a lot of snow last winter.
Sadece geçen yıl bir çocuğumuz vardı.We had a kid just last year.
Onun sesinde ani bir değişiklik vardı.There was a sudden change in her tone.
Tatillerde kentte birçok turist vardır.There are many tourists in the city on holidays.
Başkanın on yıldır örgüt ile ilişkisi vardır.The chairperson has been associated with the organization for ten years.
Tren için oraya zamanında vardım.I got there in time for the train.
Güzel bir gündü ama parkta çok az kişi vardı.It was a pleasant day, but there were few people in the park.
İki çekimser vardı.There were two abstentions.
Masanın üzerinde bir fan vardır.There is a fan on the desk.
Masanın üstünde bazı kitaplar vardır.There are some books on the desk.
Masanın üzerinde bir anahtar vardır.There is a key on the desk.
Masanın üstünde sadece bir kitap vardır.There is only one book on the desk.
Masanın üstünde birkaç kitap vardır.There are several books on the desk.
Masanın üzerinde bir çanta vardır.There is a bag on the desk.
Masada en fazla iki kitap vardı.There were no more than two books on the desk.
Umudun olduğu sürece, bir şans vardır.As long as you have hope, a chance remains.
Hisse senedi fiyatlarında hızlı bir düşüş vardı.There was a rapid decline in stock prices.
Her yokuşun bir inişi vardır.After a storm comes a calm.
Her öğrencinin kütüphaneye erişimi vardır.Every student has access to the library.
Her ulusun kendine özgü bir karakteri vardır.Every nation has its peculiar character.
Her yolcu için iki parça bagaj limiti vardır.There is a limit of two pieces of luggage for each passenger.