Amerika/ VancouverАмерика/ Ванкувер
Amerika/ VancouverАмерика/ Ванкувър
Amerika/ Vancouverאמריקה/ ונקובר
Amerika/ Vancouverأمريكا/ فانكوفر
Amerika/ Vancouverアメリカ/バンクーバー
Bir Vancouver sabahı, British Columbia Üniversitesi'ndeki kampüse gittik, ve insanlara yaklaşıp sorduk;Eines Morgens in Vancouver gingen wir zum Campus der Universität von British Columbia und sprachen Leute an:
Bir Vancouver sabahı, British Columbia Üniversitesi'ndeki kampüse gittik, ve insanlara yaklaşıp sorduk;Op een ochtend in Vancouver gingen we de campus op van de Universiteit van British Columbia.
Bir Vancouver sabahı,Într-o dimineaţă în Vancouver ne-am dus în campus
Bir Vancouver sabahı,어느 날 아침, 밴쿠버에 있는 브리티시 콜롬비아 대학의
Bir Vancouver sabahı,V Vancouvru smo nekega jutra odšli v študentsko naselje
Bir Vancouver sabahı,Однажды утром в Ванкувере мы пришли на территорию
Bir Vancouver sabahı,Одного ранку у Ванкувері, ми вийшли в студентське містечко
Bir Vancouver sabahı,בבוקר אחד בונקובר, יצאנו אל הקמפוס
Bir Vancouver sabahı,في صباح ما في فانكوفر ، ذهبنا إلى الحرم الجامعي
Bir Vancouver sabahı,ブリティッシュ・コロンビア大学で
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.Aceasta este propaganda din Vancouver despre ce oraş verde au ei.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.C'est la publicité de Vancouver pour dire comme leur ville est verte.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.Das ist die Stadtwerbung von Vancover. Sie zeigt, wie grün die Stadt ist.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.Đây là cơ quan truyền giáo của Vancouver về như thế nào là một thành phố xanh.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.Det här är Vancouvers propaganda om hur grön deras stad är.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.Dit is Vancouvers propaganda over een hoe groene stad ze zijn.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.Esta é propaganda de Vancouver sobre quão verde é a cidade.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.Esta es la propaganda de Vancouver sobre lo verde que es como ciudad.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.Ez itt Vancouver propagandaanyaga, hogy milyen zöld a város.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.Inilah propaganda Vancouver tentang betapa ramah lingkungannya mereka.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.이 것은 밴쿠버가 얼마나 친환경적인지를 알리는 프로파간다입니다.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.Oto kampania reklamowa propagująca zielone miasta w Vancouver.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.Questa è la campagna di Vancouver su quanto sia verde la città.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.Toto je Vancouverská propaganda o tom, aké zelené ich mesto je.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.Toto je Vancouverská propaganda o tom, jak je jejich město zelené.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.Αυτή είναι η εκστρατεία του Βανκούβερ για το πόσο πράσινη πόλη είναι.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.Това е пропаганда във Ванкувър за това колко е зелен града.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.Це реклама Ванкувера як екологічного міста.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.Это социальная реклама Ванкувера, как зеленого и экологичного города.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.זה הקמפיין של ונקובר על כמה העיר ירוקה.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.هذا إعلان لمدينة فانكوفر .. يوضح عن طريقهم نحو المدن الخضراء
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.とても多くの人が緑に囲まれたこの都市の
Büyük bir tesisat kurmak üzere bizi davet ettiler Vancouver 2010 kış Olimpiyatlarına.Nos convocaron para crear una instalación gigante en los Juegos Olímpicos de Vancouver 2010.
Büyük bir tesisat kurmak üzere bizi davet ettiler Vancouver 2010 kış Olimpiyatlarına.Poproszono nas o stworzenie ogromnej instalacji na igrzyska olimpijskie w Vancouver w 2010 r.
Büyük bir tesisat kurmak üzere bizi davet ettiler Vancouver 2010 kış Olimpiyatlarına.Нам предложили создать крупную установку на Олимпийских Играх 2010 в Ванкувере.
Denediğimiz ilk yöntem şuydu. Bir Vancouver sabahı,Ensin teimme niin, että eräänä aamuna Vancouverissa lähdimme yliopistokampukselle
Denediğimiz ilk yöntem şuydu. Bir Vancouver sabahı,Takže, první způsob, který jsme zkusili.
Denediğimiz ilk yöntem şuydu. Bir Vancouver sabahı,Така че първият път, ние направихме това.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Aquí, por ejemplo, está Vancouver, una ciudad que si no han visitado, deben hacerlo.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Aqui, por exemplo, é Vancouver. Se nunca lá estiveram, deviam ir fazer uma visita
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Chảng hạn như Vancouver, nếu bạn chưa bao giờ tới đó, thì bạn nên đến đấy mà xem.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur. Harika bir şehir.Tu je Vancouver, ak ste tam ešte neboli, mali by ste ísť, je to skvelé mesto.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Här, till exempel, är Vancouver, som om ni inte varit där, borde besöka.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Hier, bijvoorbeeld, is Vancouver, dat je, als je er nog nooit geweest bent, zou moeten bezoeken.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Hier, zum Beispiel, ist Vancouver, falls Sie dort noch nicht waren, sollten sie es besuchen.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Iată, ca examplu, este Vancouver, dacă nu aţi fost acolo, trebuie vizitat.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Itt például Vancouver látható, amelyet, ha nem láttak volna még, feltétlenül meg kell nézniük.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.예를 들어, 여기 벤쿠버가 있죠. 만약 아직 안가보셨다면
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Na przykład Vancouver. Jeśli jeszcze tego nie zrobiliście, powinniście się tam wybrać.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Questa é Vancouver. Se non ci siete ancora stati, dovreste visitarla.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Zde například kanadský Vancouver, a pokud jste tam nebyli, měli byste tam zajet na návštěvu.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Εδώ, για παράδειγμα, είναι το Βανκούβερ, το οποίο, εάν δεν έχετε πάει, επιβάλλεται να το επισκεφτείτε.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Да вземем Ванкувър, в който, ако не сте били трябва да посетите. Прекрасен град
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Ось, наприклад, Ванкувер; відвідайте його, якщо ви там не бували.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.הנה לדוגמה, ונקובר, ואם עוד לא הייתם שם,