vakit vakit ile cümle
vakit vakit kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.הזיכרים נוהגים להתפלל, בדומה למרבית המוסלמים, חמש פעמים ביום.
Vakitlerini eğlenerek geçirirler.תהנו מחייכם על עוד הם נמשכים.
O vakitte yedi bin yıldan daha yaşlıdır.גרים הוא בן מעל 10,000 שנה.
PJ ile uğraşmayı ve onunla vakit geçirmeyi sever.ג'יי, נרגש לעבוד איתו.
Çocuklar oyuncaklarla vakit geçirir ve birdirbir gibi oyunlar oynarlardı.ילדים, שיחקו בדרך כלל עם צעצועים או במשחקים כגון סוס ארוך.
Vakit öğlen olmuştur.זמן זה הוא בשקיעה.
Almanlar burada oldukları vakit geldi.אחריהם הגיעו גרמנים.
Esenç o vakitler 81 yaşında.עת ההודעה היה בן 81.
Yeterince vakit yoktu.אין לה זמן פנוי.
Bu vakit, takvimlerde imsak vakti olarak gösterilmektedir.בשלב זה מופיעות הערבות.
Vakit'te yazı işleri müdürü oldu.הפך למשך הזמן למנהל מכס.
Fakat ısıtmaya vakit yoktu.Не е необходимо време за нагряване.
Sezar vakit kazanmak için bu heyetten karara varmak için mehil istedi.За Цезар е време за вземане на съдбоносно решение.
Uzun bir vakit Arap Alfabesi kullanılmıştır.Използвала се е арабската азбука.
Çalışmayı seviyorum, fakat aynı zamanda iyi vakit geçirmeyi de seviyorum."Беше добро заглавие , но аз харесвам и новото“.
Fakat hala boş vakitlerini fotoğraf çekerek geçirdi.В свободното си време се занимава с фотография.
On beş yıl boyunca öğrencileri ile vakit geçirmeye devam etti.За период от 15 години е обучил над 500 свои ученици.
Koalalar türlerinin bir gereği olarak belli vakitlerde beslenmezler.Нейният трик е да се храни в точно определени часове.
Genellikle Antik Yunan ile vakit geçirir.Модерният гръцки с древногръцкия.
Devriyelerden sonra ise baş başa kalıp vakit geçirmişlerdir.По-късно воините ги настигат и продължават похода си.
İlk yazıları Vakit Gazetesi’nde “Hatice Süreyya” takma adı ile yayımlandı.През първата си година вестникът е под името „Утринна хасковска поща“.
Hele hele bu vakit kapı döyülmezdi.През това време клетката не може да бъде възбудена.
1938 yılında Vakit gazetesinde "Seni Seviyorum" adlı romanı yayınlandı.През 1930 г. написва пиесата „Каквато ме пожелаеш“.
Arkadaşlarımla vakit geçirmekten hoşlanıyorum.Харесва ми да прекарвам време с приятелите си.
Vakit geçirme yerine bir iş bulmaya gitsen daha iyi.Вместо да си губиш времето, е по-добре да отидеш и да си намериш работа.
Uzun bir vakit Arap Alfabesi kullanılmıştır.U tursko vrijeme koristio se arapski alfabet.
Yeterince vakit yoktu.Nije gubio vrijeme.
Vakit öğlen olmuştur.To je bilo vrijeme doručka.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.U slobodno vrijeme voli štrikati, čitati i provoditi vrijeme sa svojim prijateljima i obitelji.
Bu vakitte güneş ışınları zayıftır, güneş henüz doğmamıştır ve ufkun altındadır.Ona je ovisna o položaju Sunca, najmanja je za Sunce u zenitu, a najveća za Sunce na obzoru (horizontu).
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.On je želio provesti više vremena sa svojom obitelji svih ovih godina.
Ayarlarla vakit kaybetmeyin.Nemojte oštetiti usjeve.
Charlie, geç vakitte eve gelen bir sarhoştur.Umjesto toga, on se opet napije i dođe kasno kući.
Akşam vakitlerinden ise rejimin kentin üçte ikisini kontrolü altında tuttuğu belirtilmiştir.Do kraja dana Rommel je imao pod kontrolom dvije trećine utvrda.
Çalışmayı seviyorum, fakat aynı zamanda iyi vakit geçirmeyi de seviyorum."Volim igrati u Španjolskoj i mislim da ću mnogo naučiti za vrijeme dok sam ovdje".
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Ako dôvod uviedol, že chce stráviť viac času s rodinou.
Denizlerde tüccar olarak çalıştı ve yurtdışında biraz vakit geçirdi.Začal pracovať ako námorník, čo znamenalo, že trávil veľa času v zahraničí.
O vakitte yedi bin yıldan daha yaşlıdır.Má viac ako 700 rokov.
Her vakitte nâfile sadaka verilebilir.Členstva sa môže dobrovoľne kedykoľvek vzdať.
Bu vakitlere kerahat vakti denir.Pre túto dobu potrebujete obrátenie!
Nüfusu civar ormanlara ve mağaralara kaçıp açık havada ve soğuk yerlerde vakit geçirmek zorunda kaldı.Zrejme využíval jaskyne a pukliny, aby sa ukryl pred chladným počasím.
Ve yine de onu seyretmek isterdiniz, onunla vakit geçirmek isterdiniz."Už je mi dobre, môžete sa za nimi pozrieť."
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.Kráľ Koloman mal rád poľovačky v okolitých lesoch.
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Moslimovia sa modlia 5x denne.
"Allahım vakit yetecek mi?Sme mocnejší než čas.
Paris, Dresden, Prag ve Viyana'da vakit geçirdikten sonra 1753'te memleketi Venedik'e döndü.Po návšteve ďalších talianskych miest (Bologna, Ferrara, Florencia, Neapol) sa v roku 1771 vrátil do Viedne.
Âşıklar, seher vakitlerinde uyku yerine zikri tercih etmelidir.Samce vyhľadávajú svoje spacie dutiny skôr ako samice.
Geri döndüğü vakit ise köydeki samanlıkları, evleri yakar ve hayvanlara zarar verir.Po ceste domov začne ubližovať zvieratkám a ničiť všetko živé naokolo.
Bu vakitlerde uyunulması uygun görülmezdi.Ta zvečer ni hotel zaspati.
Yeterince vakit yoktu.Pomanjkanje časa.
Her vakitte nâfile sadaka verilebilir.Odlikovanje se lahko podeli posmrtno.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Hoteli so preživeti več časa z družino in prijatelji.
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Opravljanje molitve - Muslimanom je zapovedano, da petkrat dnevno opravljajo obvezno molitev.
O vakitte yedi bin yıldan daha yaşlıdır.Stare so več kot 17.000 let.
Çalışmayı seviyorum, fakat aynı zamanda iyi vakit geçirmeyi de seviyorum."Rada imam njen stil in mislim, da je zelo zanimiva."
Ve her vakit bu istikamette çalışacağız."Zato vem, da je to delo za vse večne čase. "
"Türkler Edirne'yi ne vakit aldılar?"."Ste že slišali za New Idrio?".
On beş yıl boyunca öğrencileri ile vakit geçirmeye devam etti.Na univerzah je preživel 15 let.
Bir evde cenaze olduğu vakit komşular hemen el birlik ederler.Na poti domov se Marjetki doma dogovorijo o pogrebu.
Almanlar burada oldukları vakit geldi.Vse to pa je izginilo takrat, ko so prišli Nemci.