Vaaz vermek uygulamaktan daha kolaydır.To preach is easier than to practice.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.In an audience as sophisticated as this one, that would be preaching to the choir.
Ancak, sesinin vaaz vermek için çok zayıf olduğunu düşündüğü için tıbbı seçti.[2]However, he chose medicine mainly because he considered his voice too weak for preaching.[16]
1484'ten sonra Giovanni da Correggio, vaaz vermek için şehir şehir dolaşmaya başlar.After 1484, Giovanni da Correggio begins to wander from city to city preaching.
Vaaz vermek veya dini faaliyetlerde bulunmak devletin iznine tabidir.لذا فإن الإخلاص في القول والعمل، أساس القبول عند الله.
İlk ziyaretlerini misyonerlik görevi ve vaaz vermek için yapmışlardır.Ei își fac apostolatul prin predicare și reconciliere.
İlk ziyaretlerini misyonerlik görevi ve vaaz vermek için yapmışlardır.Han opfattede det som sin opgave at prædike.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...Ce n'est pas le moment de l'explication, des prêches, ou de la théologie; c'est le temps des larmes.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...Es ist nicht die Zeit für Erklärungen oder Predigten oder Theologie; es ist eine Zeit für Tränen.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...Het is geen moment voor uitleg, of preken, of theologie; het is een moment voor tranen.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...그건 설명, 설교, 또는 신학을 들먹을 때가 아니라 그것은 눈물을 보여야 할 순간입니다.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...No es tiempo para explicaciones, prédicas, o teología; es tiempo de lágrimas.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...Non é un tempo per la predica o per la teologia, ma per le lacrime."
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...Nu este timpul potrivit pentru explicații, predici sau teologie; este un timp al lacrimilor.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...To nie czas na wyjaśnienia, prawienie kazań czy teologię; to czas na łzy.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...V takové chvíli není čas na vysvětlování, kázání či teologii, je to čas pro slzy.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...Δεν είναι ώρα για εξηγήσεις, ή κηρύγματα, ή θεολογία. Είναι ώρα για δάκρυα.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...Сейчас — не время объяснений, молитв, или богословских споров; сейчас — время слез. Это действительно так.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...Това не е време за обяснения, проповеди или теории. Това е време за сълзи.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...אין זה זמן להסברים, הטפות או תאולוגיה. זהו זמן לדמעות.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...لن يكون هذا وقت للتفسير أو الوعظ أو للحديث في علم اللاهوت, إنه وقت للدموع
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...共に涙する時間なのです
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Bei einem Publikum, das so gebildet ist, -- so wie diesem -- würde ich nur offene Türen einrennen.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Con una audiencia tan sofisticada como esa -como esta- sería como darle una misa al Papa.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Devant un public aussi éclairé que cela... que celui-la ce serait prêcher un converti.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Egy ilyen pallérozott hallgatóság előtt csak nyílt kapukat döngetnék.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.För en så pass sofistikerad publik som denna vore det som att predika för de redan frälsta.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.For et publikum så sofistikeret som denne - som dette - ville det være at prædike til de omvendte.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.În fața unui public atât de sofisticat -- ca acesta -- aş bate la porţi deschise.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.In un pubblico sofisticato come questo, sarebbe come predicare al coro.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.이처럼 수준 높은 청중 앞에서 그런 설교를 한다면 성가대에게 전도하는 셈이겠죠.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Kun yleisö on näin sivistynyttä -- se olisi saarnaamista samanmielisille.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Numa audiência tão sofisticada como esta isso seria como fazer um sermão ao papa.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Pred tako prefinjenim občinstvom bi bilo, kot bi hotel prepričati že prepričane.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Przy widowni tak wyrobionej, jak ta tutaj, byłoby to nawracanie wiernych.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.S tak sofistikovaným publikem by to bylo jako kázat kostelnímu sboru.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Terhadap audiens yang cerdas seperti Anda semua itu sama saja dengan mengkhotbahi pengikut setia.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.V obecenstve tak sofistikovanom ako tamto -- ako toto -- by to bolo nosenie dreva do lesa.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Voor een gesofisticeerd publiek zoals jullie zou ik preken voor de eigen parochie.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Voor een ontwikkeld publiek zoals jullie zou ik preken voor eigen parochie.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Σε ένα τόσο εκλεπτυσμένο κοινό όπως αυτό θα ήταν σαν να κάνω θρησκευτικό κήρυγμα σε εκκλησιαστική χορωδία.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Для такої освіченої аудиторії — як ця — це було б як проповідувати перед церковним хором.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Пред една просветена публика -- като вас -- това би значило да покръствам вече покръстените.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.וברצוני להבטיח לכם שאיני עומד לעשות זאת. בקהל מתוחכם כמוכם,
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.וברצוני להבטיח לכם שאינני עומד לעשות זאת. בקהל מתוחכם כמוכם,
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.أمام مشاهدين بقدر كبير من المعرفة...مثلكم.. سأكون كالذي يبشر الواعظين.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.それは釈迦に説法というものでしょう 私が皆さんに説教したいのはそんなことではなく