Başkan olarak uzun yıllar geçirdim, zamanın geldiğini hissettiğim için istifa ettim.I've spent so many years as chairman that I feel it's time I stepped down.
Ben erkek kardeşim kadar uzun değilim ama babamdan daha uzunum.I am not so tall as my brother, but taller than my father.
Onu uzun süredir tanıyorum.I have known him a long time.
Onu ne kadar uzun süre dinlersem, onu o kadar az severim.The longer I listen to her, the less I like her.
Onu uzun süredir tanımaktayım.I've known her for a long time.
Ona uzun bir mektup yazdım.I wrote a long letter to her.
Babam kadar uzun boyluyum.I'm as tall as my father.
Mümkün olduğunca uzun süre giysilerimi korumayı seviyorum.I like to keep my clothes for as long as possible.
Uzun bir süre sorunu tartıştık.We discussed the problem for a long time.
Sorunu uzun uzadıya tartıştık.We discussed the problem at length.
Pasifik Okyanusundaki uzun bir yolculuktan zevk aldık.We enjoyed a long voyage across the Pacific Ocean.
Parkta uzun bir süre bekledik.We waited in the park for a long time.
Uzun lafın kısası savaş baltasını gömdük.To make a long story short, we buried the hatchet.
Uzun lafın kısası barış yaptık.To make a long story short, we buried the hatchet.
Uzun lafın kısası, önerini kabul edemeyiz.To make a long story short, we cannot accept your offer.
Bu okulda bir ders saati elli dakika uzunluğundadır.In this school, a period is fifty minutes long.
Uzun sonbahar gecelerinde okumaktan daha iyi bir şey yoktur.There's nothing better than reading in the long autumn nights.
Uzun süre orada olacaksın.You'll be there in plenty of time.
Süt sıcak bir günde uzun süre tutulmaz.Milk does not keep long on a hot day.
Uzun bir sıcak hava dönemi geçirdik.We have had a long spell of hot weather.
Bir kadının saçı uzun, diliyse daha da uzundur.A woman's hair is long; her tongue is longer.
Kadınlar genel olarak erkeklerden daha uzun yaşamaktadır.Women generally live longer than men.
Kadınlar genellikle erkeklerden daha uzun yaşar.Women usually live longer than men.
Kadınlar erkeklerden daha uzun yaşama eğilimindedir.Women tend to live longer than men.
Kadınlar çoğunlukla erkeklerden daha uzun yaşıyorlar.Women commonly live longer than men.
Bir filin uzun bir burnu vardır.An elephant has a long nose.
O neredeyse ayak bileklerine kadar uzanan uzun bir siyah ceket giyiyordu.He was wearing a long black coat that reached almost to his ankles.
Japonya'daki başka bir nehir Shinano'dan daha uzun değil.No other river in Japan is longer than the Shinano.
Japonya'daki hiçbir nehir Şinano'dan uzun değildir.No other river in Japan is longer than the Shinano.
Shinano Japonya'daki başka herhangi bir nehirden daha uzundur.The Shinano is longer than any other river in Japan.
Yeni tünel eskisinin iki katı uzunluğunda.The new tunnel is twice as long as the old one.
Yeni tünel eskisinin iki katı kadar uzun.The new tunnel is twice as long as the old one.
Baba ve oğul uzun bir ayrılıktan sonra buluştu.The father and son met after a long separation.
Yaşam uzun ve dolambaçlı bir yoldur.Life is a long and winding road.
Seni uzun zamandır görmedim. Seni en son ne zaman gördüğümü hatırlıyor musun?I haven't seen you for ages. Do you remember when I saw you last?
Dünyanın en uzun nehri hangisidir?What is the longest river in the world?
Dünyanın en uzun nehri nedir?What is the longest river in the world?
Seto Köprüsü ne kadar uzunluktadır?How long is the Seto Bridge?
Gümrükte uzun kuyruklar olacak.There will be long lines at the Customs.
Uzun zaman önce, genç bir adam vardı.A long time ago, there was a young man.
Uzun zaman önce, küçük bir adada yaşlı bir kral yaşarmış.A long time ago, there lived an old king on a small island.
O şarkıyı uzun zaman önce söylediğimi hatırlıyorum.I remember singing that song long ago.
Tapınağın yanında uzun bir ağaç vardı.There used to be a tall tree near the temple.
Uzun zaman önce küçük bir adada yaşlı bir kral yaşarmış.Long, long ago, there lived an old king on a small island.
Uzun zaman önce köyün birinde yaşlı bir adam yaşarmış.Long, long ago, there lived an old man in a village.
Uzun, uzun zaman önce yaşlı bir adam ve karısı yaşarmış.Long, long ago, there lived an old man and his wife.
Uzun uzun zaman önce güzel bir kız yaşardı.Long long ago, there lived a pretty girl.
Bebek uzun süredir ağlıyordu.The baby has been crying for a long time.
Geçen haftanın toplantısı bu yıl yaptığımız en uzun toplantıydı.Last week's meeting was the longest we have had this year.
Gemi ile gitmek arabayla gitmekten daha uzun sürüyor.Traveling by boat takes longer than going by car.
Her iki taraf yenilgiyi kabul etmediğinden dolayı, o uzun bir savaştı.It was a long war because neither side would give in.
Uzun bir hikayeyi kısalttığı için, kovuldu.To cut a long story short, he was fired.
Eve erken geldiğin kadar uzun gidebilirsin.You may go as long as you come home early.
Hızlı yürüyemem, ama uzun süre yürüyebilirim.I can't walk fast, but I can walk for a long time.
Erken kalkan uzun yaşar.One who keeps good hours will live long.
Erken kalkanlar uzun yaşarlar.Those who keeps early hour will live long.
Bu uzun ısrarlı bir çaba gerektirecek.This is going to require a long steady effort.
Oğlun şimdiye kadar oldukça uzun olmalı.Your son must be quite tall by now.
Oğlum şimdi benim kadar uzun boylu.My son is now as tall as I am.
Bu köye giden uzun bir yoldur.It is a long way to the village.