Sen hepimizin içinde en uzun boylu olansın.You are the tallest of us all.
Oraya uzun zamandır gitmek istemiştin, değil mi?You had wanted to go there for a long time, hadn't you?
Oraya uzun zamandır gitmek istemiştiniz, değil mi?You had wanted to go there for a long time, hadn't you?
Onları çok uzun bekletmemelisin.You shouldn't keep them waiting so long.
Ne uzun saçın var!What long hair you've got!
Baban uzun boylu.Your father is tall.
Kim daha uzun, sen mi yoksa Ken mi?Who is taller, you or Ken?
Uzun yaşamak istiyorsan sigarayı bırak.Give up smoking if you want to live long.
Uzun süre konuştun mu?Did you talk for a long time?
Orada duran uzun boylu güzel kıza bak.Look at the tall pretty girl standing there.
A, B'nin 5 katı kadar uzundur.A is 5 times as long as B.
Altı ay beklemek için uzun bir süredir.Six months is a long time to wait.
Beş yıl beklemek için çok fazla uzun.Five years is too long to wait.
Beş kişiden birinin bir araba sahibi olması uzun sürmeyecektir.It will not be long before one out of five people owns a car.
Beş mil yürümek için uzun bir mesafe.Five miles is a long distance to walk.
Üç yıl uzun bir süre, hissediyorum.Three years is a long time, I feel.
İki saat beklemek için çok uzundur.Two hours is too long to wait.
Yirmi yıl uzun bir süre.Twenty years is a long time.
Yirmi mil yürümek için uzun bir mesafe.Twenty miles is a long distance to walk.
On yedi yaşında bir delikanlı genelde babası kadar uzundur.A boy of seventeen is often as tall as his father.
On yıl uzun bir zamandır.Ten years is a long time.
Cildinizi çok uzun süre güneşe maruz bırakmayın.Don't expose your skin to the sun for too long.
Benim erkek kardeşim çok uzun.My brother is very tall.
Ağabeyim gerçekten uzun boylu, yaklaşık 1.80m.My elder brother is really tall, about 1.8m.
Sanat uzun, hayat kısadır.Art is long, life is short.
Uzun vadede, fiyatlar yükselecektir.In the long run, prices will rise.
Dürüstlük uzun vadede karşılığını alır.Honesty will pay in the long run.
Ken Bill kadar uzun boylu.Ken is as tall as Bill.
Ken uzun boylu, ama ben değilim.Ken is tall, but I'm not.
Ken uzun boyludur ama ben değilim.Ken is tall, but I'm not.
Omuz uzunluğunda keser misiniz?Could you cut it shoulder length?
İlkel hesap makineleri, bilgisayarlar geliştirilmeden uzun zaman önce vardı.Primitive calculating machines existed long before computers were developed.
Yerlilere uzun süre kurak havayla işkence yapıldı.The natives were tormented by a long spell of dry weather.
Göl buradan uzun bir mesafedir.The lake is a long way from here.
Bizim müdür uzun bir konuşma yaptı.Our principal made a long speech.
Uzun ders bana bıkkınlık verdi.The lengthy lecture palled on me.
Uzun boylu çam ağaçları gölün etrafında bir halka yapmaktadır.Tall pine trees make a ring around the lake.
Uzun boylu bir ağaç evini bizim bakışımızdan sakladı.A tall tree hid his house from our view.
Sanırım Japonya'ya dönmek uzun zaman alacak.I guess it will be a long time before I can return to Japan.
Bugün uzun kalamam.I can't stay long today.
Uzun elbiseler bu yıl moda oldu.Long dresses have come in fashion this year.
Bu genç insanlardan bazıları benimkinin iki katı kadar uzun bacaklara sahipler.Some of these young people have legs twice as long as mine.
Ayrılacak son kişi soluk yüzlü,düz siyah saçlı, uzun bir adamdı.The last to leave was a tall man, with a pale face and smooth, black hair.
Maksimum uzunluk: 200 kelime.Maximum length: 200 words.
Karılar genellikle kocalardan daha uzun yaşarlar.Wives usually outlive husbands.
Hanshin depreminde yer uzun süre sarsıldı.In the Hanshin earthquake, the ground shook for a long time.
Dün uzun süre görmediğim eski bir arkadaşımla karşılaştım.Yesterday I met an old friend of mine whom I had not seen for a long time.
O, dün çok uzun bir konuşma yaptı.He delivered a very long speech yesterday.
Ne yazık ki, babam uzun süren hastalığından iyileşemedi.To my regret, my father could not recover from his long illness.
O kitabı okumayı bitirmem uzun bir zaman alacak.It'll take me a long time to finish reading that book.
Ona güveniyorum, uzun vadede, kaybeden ben olmayacağım.I trust that, in the long run, I will not be a loser.
Ben bir ev alamadan önce uzun zaman olacak.It will be a long time before I can buy a house.
Yabancı bir dilde uzmanlaşmamız uzun zaman alır.It takes us a long time to master a foreign language.
Trenimiz uzun bir tünelden geçti.Our train went through a long tunnel.
Uzun bir süre birbirimizi görmedik?We haven't seen each other for such a long time.
Konuyu uzun uzadıya tartıştık.We debated the matter at length.
Biz yeterince uzun süredir buradayız.We've been here long enough.
Hepimiz mümkün olduğu kadar uzun yaşamak istiyoruz.All of us want to live as long as possible.
Uzun dönemde mutlu olacağız.We will become happy in the long run.
Biz uzun süredir arkadaşız.We're friends from way back.