Ana içeriğe geç
Sözlük

uzun ile cümle

uzun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom neredeyse babası kadar uzun boyludur.Tom is almost as tall as his father.
Tom, Mary'yi uzun zamandır görmedi.Tom hasn't seen Mary in a long time.
Bu uzun bir serideki ilktir.It's the first in a long series!
Uzun süredir böyle güzel bir saten fular arıyorum.I've been looking for a nice satin scarf like that for aeons.
Uzun zamandır ilk kez, yorgun hissediyorum ve açıkçası yorgunum.For the first time in a long while, I feel uninspired and quite frankly, I'm tired.
Akvaryum balığımı uzun süre yalnız ve yiyeceksiz bıraktım ve o sonunda öldü.I left my gold fish alone and without food for too long and it eventually died!
Sanırım Tom'un gidecek uzun bir yolu var.I think Tom has a long way to go.
Tom uzun boylu, ama benim kadar uzun değil.Tom is tall, but not as tall as me.
Zaten gündüz. Uzun gece bitti.It's already day. The long night is over.
Filmi uzun zaman önce gördüm.I saw the movie long ago.
Ahlaki evrenin yayı uzun, ancak adalete doğru eğilir.The arc of the moral universe is long, but it bends toward justice.
Siz gençsiniz ve sağlıklısınız ve mutlaka uzun bir hayat yaşayacaksınız.You are young and healthy and you will surely live a long life.
Tom uzun süre grubumuzla şarkı söylemedi.Tom hasn't sung with our band in a long time.
Uzun bir yol katettik ve çok başarılı olduk.We've come a long way and accomplished a lot.
Bıçak sadece 10 santimetre uzunluğundaydı.The knife was just 10 centimeters long.
Uzun vadeli faiz oranları yükseldi.Long-term interest rates have surged.
Elimden geldiğince uzun bir süre kalmak istedim.I wanted to stay as long as I could.
Uzun süredir seninle birlikteyim.I've been with you for a long time.
Uzun süren hızlı bir kovalamacadan sonra polis memuru, Tom'u vurup öldürdü.After a long high-speed chase, the police officer shot and killed Tom.
Tom, Mary'yi uzun bir zamandır düşünmemişti.Tom had not thought of Mary in a long time.
Biz çok uzun günler harcadık.We've put in a lot of long days.
Tom bu kadar uzun süre kalmayı planlamamıştı.Tom had not intended to stay so long.
Uzun bir ilişkimiz oldu.We've had a long relationship.
Ben uzun yolculukları sevmiyorum.I don't like long journeys.
İnsanlar neden daha uzun yaşıyor?Why are people living longer?
Uzun mesafe için buradayız.We're here for the long haul.
Hiçbir şey çok uzun süre işlemedi.Nothing worked for very long.
Tom uzun bir yol katetti.Tom has come a long, long way.
Tom uzun bir yoldan geldi.Tom has come a long, long way.
Uzun mesafe araç kullanamam.I can't drive long distances.
Tom uzun süre düşünmek zorunda değildi.Tom didn't have to think long.
Tom ve Mary uzun süre devam etmediler.Tom and Mary didn't last long.
Uzun vadeli çözümlere ihtiyacımız var.We need long-term solutions.
Uzun bir süredir bir hayranım.I've been a fan a long time.
Uzun süredir bunun içindeyim.I'm in it for the long haul.
Sanırım fazla uzun yaşadım.I guess I've lived too long.
Tom benden daha uzun olmak zorunda.Tom has to be taller than me.
Uzun süre konsantre olamadım.I couldn't concentrate long.
Uzun çizgiler gereksizdir.Long lines are unnecessary.
Uzun kuyruklar gereksizdir.Long lines are unnecessary.
Tom'un uzun kolları ve bacakları var.Tom has long arms and legs.
Yolculuğumuz uzun sürecek.Our journey will be long.
Tom uzun süre yaşadı.Tom lived for a long time.
Tom bana uzun bir hikaye anlattı.Tom told me a long story.
Beyzbol maçları uzundur.Baseball games are long.
Çok uzun bir emirdir.It's a very tall order.
Tom senin gibi uzun boylu değil.Tom isn't tall like you.
Uzun sürmeyebilirsin.You may not last long.
Uzun bir zaman sürdürdük.We lasted a long time.
Sonunda uzun zamandır korktuğum şey geldi.At last came that which I had long feared.
Yaşıma göre boyum uzundu.I was tall for my age.
Tom uzun olmamalı.Tom shouldn't be long.
Genel olarak, erkekler kadınlardan daha uzundur.In general, men are taller than women.
Bu uzun bir süreçtir.It's a long process.
Uzun boylu ve sıskayım.I'm tall and skinny.
Onun adı uzun ve telaffuz edilmesi zor.Her name is long and hard to pronounce.
Önümüzde uzun bir yolculuk var.We have a long journey ahead of us.
Bu kadar uzun kalmamalıydık.We shouldn't have stayed so long.
Burada uzun süredir çalışıyor musun?Have you been working here long?
Tom uzun zamandır arabasını yıkamadı.Tom hasn't washed his car in a long time.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
uzun ile cümle - Sayfa 48 - uzun kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App