uzun ile cümle
uzun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Kalmamı istersen daha uzun bir süre kalırım.I'll stay a while longer if you want me to.
Otobüs uzundur.The bus is long.
Bu bizim uzun zamanımızı aldı fakat sonunda onu bulabildik.It took us a long time, but finally we were able to find her.
Uzun süredir yalnızdın, değil mi, Tom?You've been lonely a long time, haven't you, Tom?
Tom'u benden çok daha uzun süredir tanımaktasın.You've known Tom a lot longer than I have.
Tom uzun saatler çalışır.Tom works long hours.
Tom uzun bir yol geldi.Tom has come a long way.
Üzülmeyin. Çok uzun sürmez.Don't worry. It won't take very long.
Ben uzun zamandır bu şarkıyı dinlemedim.I haven't heard this song in a long time.
İtalya'daki en uzun nehir Po'dur.The longest river in Italy is the Po.
Polisin gaddarlığı uzun süredir bir sorundur.Police brutality has been a problem for a long time.
Tom uzun süredir bekliyor.Tom has been waiting a long time.
"Tom'u uzun zamandır tanıyor musun?" "Hayır, daha yeni tanıştım.""Have you known Tom for a long time?" "No, I've only just met him."
Martin Francesca kadar uzun.Martin is as tall as Francesca.
Kız kardeşim ailemizde en uzun kişidir.My sister is the tallest person in our family.
Severn Nehri sadece 354 km'dir, ancak İngiltere'deki en uzun nehirdir.The River Severn is only 354 km, but it is the longest river in England.
Mario ikinizin daha uzunu.Mario is the taller of the two.
O, Mary'den daha uzun.She is taller than Mary.
Senin saçın benimkinden daha uzun.Your hair is longer than mine.
Farenin kuyruğu uzun.The mouse's tail is long.
Marian and Harry'nin uzun saçı var.Marian and Harry have long hair.
Bu beklediğimden çok daha uzun sürdü.It took a lot longer than I expected.
Tom'un herkesi bu kadar uzun süre nasıl kandırabildiğini merak ediyorum.I wonder how Tom was able to fool everybody for so long.
O çok uzun zaman önce oldu.It happened so long ago.
Bunun uzun bir süre boyunca olmayacağını umuyorum.I hope that won't happen for a long time.
Uzun konuşmalardan nefret ederim.I hate long speeches.
Uzun süreli işsizlik çok sinir bozucu ve moral bozucu olabilir.Long-term unemployment can be very frustrating and demoralising.
Tom Mary'den daha uzundur.Tom is taller than Mary.
Tom otuz yıldan uzun süredir Boston'da yaşıyor.Tom has lived in Boston for over 30 years.
Uzun süre Boston'da bulunmadım.I haven't been to Boston for a long time.
Bana uzun lafın kısasını ver.Give me the bottom line.
Tom uzun zaman önce umudunu bıraktı.Tom gave up hope a long time ago.
Sen uzun zaman önce bana bu resmi verdin.You gave me this picture a long time ago.
Tom uzun zamandır hiçbir şey yememiş gibi görünüyordu.Tom looked as if he hadn't eaten anything in a long time.
Tom uzun zamandır iyi bir yemek yemedi.Tom hasn't eaten a decent meal in a long time.
Uzun süredir evde pişirilmiş akşam yemeği yemedim.I haven't eaten a home-cooked dinner in ages.
Tom paltosunu giymeye başladı ama sonra biraz daha uzun kalmaya karar verdi.Tom started to put his coat on, but then decided to stay a bit longer.
Tom bir uzun içimlik aldı.Tom took a long drink.
Tom oradaki uzun beyaz sakallı şu adam.Tom is that man over there with a long white beard.
Tom sınıftaki en uzun kişi.Tom is the tallest one in the class.
En uzun bekleyen kişi Tom'dur.Tom is the one that has been waiting the longest.
O uzun süre önce doğru olabilirdi ama artık doğru değil.That might have been true a long time ago, but it's not true anymore.
Tom'un o kadar uzun beklemeye niyeti yoktu.Tom had no intention of waiting that long.
Onunla ilk tanıştığımda Tom'un uzun saçları vardı.Tom had long hair when I first met him.
Üç yıl uzun bir zaman gibi görünüyor.Three years seems like a long time.
Uzun boylu musun?Are you tall?
Çok uzun bir konuşma yaptık.We had a very long talk.
Uzun zamandır uyuduğumdan daha iyi uyudum.I slept better than I have for a long time.
Uzun süredir bu yolculuğu hayal ediyorum.I've been dreaming of this trip for a long time.
Güzel uzun bir konuşma yaptık.We had a nice long talk.
Ben uzun zaman bu konuda Tom'la konuştum.I talked to Tom about this for a long time.
Tom Mary'ye John'la uzun bir konuşma yaptığını söyledi.Tom told Mary that he had a long talk with John.
Tom ve Mary bitişik odada uzunca bir süredir konuşuyorlardı.Tom and Mary have been in the next room talking for quite a while.
Tom'un uzun boylu olduğunu düşünüyorum.I think Tom is tall.
Uzun süre kalabilir misin?Can you stay long?
Tom asla uzun kalmaz.Tom never stays long.
Tom uzun süre kalamaz.Tom can't stay for long.
Biraz daha uzun kalabilir miyim?Can I stay a little longer?
Tom Mary'nin daha uzun kalmasını istedi.Tom wanted Mary to stay longer.
Daha uzun kalabilirsem kalırım.If I could stay longer, I would.