uzun ile cümle

uzun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onun konferansları çok uzun.His lectures are very long.
Oğlum benden daha uzun boylu.My son is taller than I am.
Ne haber? Son karşılaştığımızdan beri uzun zaman oldu, değil mi?How are you doing? It's been a long time since we last met, hasn't it?
Ben ondan daha uzunum.I'm taller than him.
Diğer insanlar beni uzun süre beklettiğinde nefret ederim.I hate when other people make me wait a long time.
Sen benden daha uzunsun.You're taller than me.
Bu, uzun bir gece oldu.It's been a long night.
Ne uzun bir salatalık!What a long cucumber!
Jessie'nin uzun saçı tamamen ıslaktı.Jessie's long hair was completely wet.
Onun üzüntüsünü ihlal etme.Don't intrude on her sorrow.
Erkek kardeşim gerçekten uzun boyludur, yaklaşık 1.8 metredir.My brother is really tall, about 1.8m.
O, uzun bir hayat yaşamayacak.He won't make it to old age.
O, uzun ömürlü olmayacak.He won't live a long life.
Şu çocuk güneşte çok uzun süre bırakıldı.That child was left in the sun too long.
Çevrenin uzunluğunu nasıl çıkarırsınız? Ben unuttum.How do you derive the length of the circumference? I've forgotten.
Büyükannemi ziyaret edeli uzun zaman oldu.It's been a long time since I visited my grandmother.
O kadar uzun sürmez.It won't take so long.
Uzun kalmayı planlıyor musun?Do you plan to stay long?
Böylesine hoş bir sürprizle karşılaştığımdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I had such a pleasant surprise.
Uzun ve düzgün yaşa.Live long and prosper.
Bu, uzun zamandır duyduğum en iyi haber.That's the best news I've heard in a long time.
O, ormanda uzun yürüyüşlerden zevk alır.He takes pleasure from long walks in the woods.
Onlar beni biraz daha uzun süre kalmaya ikna etti.They talked me into staying a little longer.
Senin ne kadar uzun boylu olduğunu hatırlamıyorum.I don't remember how tall you are.
Uzun zaman önce terkedilmiş küçük kasaba zamanla donmuş gibi görünüyor.The small town, abandoned long ago, seems frozen in time.
O, kızkardeşinden daha uzun.She is taller than her sister.
Ne mutluluk ne de üzüntü sonsuza kadar sürebilir.Neither joy nor sorrow can last forever.
Nasılsın? Uzun süredir seni görmedim!How are you doing? I haven't seen you in ages!
Bir filozofun uzun, beyaz bir sakalı yoksa ben ona güvenmem.If a philosopher doesn't have a long, white beard, I don't trust him.
Birçoğu sömürgecilik altında uzun süre baskı ve zorluktan çekti.Many have long suffered oppression and hardship under colonialism.
Sana açıklamak çok uzun sürer.It would take too long to explain to you.
Onun uzun saçı tamamen ıslaktı.Her long hair was completely wet.
Bu duvar o duvardan daha uzundur.This wall is taller than that one.
Bir cetvelle on iki inç uzunluğa kadar bir şeyi ölçebilirsiniz.A ruler can measure something up to twelve inches in length.
Böyle bir uzun mektup yazdığım için üzgünüm. Kısa yazmak için vaktim yoktu.I am sorry to write such a long letter. I didn't have time to write a short one.
Keman ve piyano arasındaki fark nedir? Piyano daha uzun süre yanar.What's the difference between a violin and a piano? A piano burns longer.
Mary Tom kadar uzundur.Mary is as tall as Tom is.
Sağlık ve canlılık uzun hayat için gereklidir.Health and vitality are important for long life.
Büyük babamın hayatı uzun ve mutluydu.My grandfather's life was long and happy.
Ziyaretçiler müzeye girmek için uzun bir kuyrukta beklediler.The visitors waited in a long line to get into the museum.
Senin ne kadar uzun olduğunu ölçelim.Let's measure how tall you are.
Tamirci onarımın uzun sürmeyeceğini söyledi.The mechanic said the repair would not take long.
Tom, uzun bir günün ardından kanepede dinlenmeyi seviyor.Tom likes to rest on the couch after a long day.
Uzun bir günden sonra Tom kanepede dinlenmeyi sever.Tom likes to rest on the couch after a long day.
Çoğu basketbol oyuncu çok uzundur.Most basketball players are very tall.
Köprü çok uzun ve çok yüksek.The bridge is very long and very tall.
Uzun bir deve kervanı Batıya doğru gidiyordu.A long caravan of camel was heading to the West.
Bütün kardeşlerim benden daha uzun boylular.All my siblings are taller than me.
Saçı uzun olanlar bir saç kurutma makinesine sahiptir.Those who have a long hair own a hairdrier.
Uzun zamandır oraya gitmek istemektesin, değil mi?You have wanted to go there for a long time, haven't you?
Çok uzun zaman için mi?For very long?
Sen ayrıldığından beri uzun zaman oldu.It's been a long time since you broke up.
O ayrıldığından beri uzun zaman oldu.It's been a long time since he broke-up.
Biraz daha uzun kalın.Stay a little longer.
Uzun boylu adam, yakasına pembe bir karanfil takmıştı.The tall man wore a pink carnation in his lapel.
O uzun bir çocuk.He is a tall boy.
O uzun boylu bir çocuk.He's a tall boy.
Onu çok uzun süredir görmedim.I haven't seen him for a very long time.
En uzun parmak orta parmaktır.The middle finger is the longest.
Uzun zamandır senden haber almıyorum.I haven't heard from you for a long time.

İlgili Sayfalar