Ana içeriğe geç
Sözlük

uzun ile cümle

uzun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sanırım onun hakkında uzun süre düşündüğünde o farklıdır.I suppose it's different when you think about it over the long term.
O kadar uzun beklemek istemiyorum.I don't want to wait that long.
Üzgünüm, uzun kalamam.I'm sorry, I can't stay long.
On yıl beklemek için uzun bir süre.Ten years is a long time to wait.
Güzel, gece çok uzun, değil mi?Well, the night is quite long, isn't it?
Son olarak ailemle birlikte Disneyland'a gittiğimden beri uzun zaman oldu.It has been so long since I last went to Disneyland with my family.
Veri bir dersin ideal uzunluğunun 60 dakika yerine 30 olabileceğini öneriyor.The data suggest that the optimum length of a lecture may be 30 instead of 60 minutes.
Bir tavşanın uzun kulakları ve kısa bir kuyruğu var.A rabbit has long ears and a short tail.
Yaşam uzun değil geniştir!Life is not long, it is wide!
Sen benim kadar uzunsun.You are as tall as I am.
Maria'nın uzun saçı var.Maria has long hair.
O uzun zaman önce oldu.It happened a long time ago.
Sen en uzunsun.You are tallest.
Onu uzun zaman önce tamamlamalıydın.You should have completed it long ago.
Ne kadar uzunsun!How tall you are!
Ne kadar uzunsun?How tall are you?
Uzun bir süre önce bana söylemeliydin.You should have told me a long time ago.
Böyle uzun bir yolculuktan sonra yorgun olmalısınız.You must be tired after such a long trip.
Saçınız çok uzun.Your hair is too long.
Çabanız uzun vadede ödüllendirilecektir.Your effort will be rewarded in the long run.
Seni uzun boylu bir çocukla gördüm.I saw you with a tall boy.
Golden Gate Bridge ne kadar uzunluktadır?How long is the Golden Gate Bridge?
Modern tıbbın ilerlemesi uzun bir süreçti.The advancement of modern medicine was a long process.
Çalışkan bir adam uzun vadede başarılı olur.A diligent man will succeed in the long run.
O, virajsız uzun bir yoldur.It's a long road with no curves.
Sınıfta uzun boylu bir adam var.There is a tall man in the classroom.
Eğitici reformların hâlâ gidecek uzun bir yolu var.Educational reforms still have a long way to go.
Uzun süredir ilk kez Kyoto'da şiddetli kar yağdı.A heavy snow fell in Kyoto for the first time in ages.
Inek, uzun, yeşil çimenlerin arasında çok yavaş hareket ediyordu.The cows were moving very slowly through the long green grass.
Sarayın uzun bir kulesi var.The palace has a tall tower.
Çok uzun bir tatil birini tekrar işe başlamak için isteksiz yapar.Too long a holiday makes one reluctant to start work again.
Uzun bir yokluktan sonra geri döndü.After a long absence he came back.
Eski arkadaşlarımdan biri uzun süredir ilk defa beni ziyaret etti.An old friend of mine dropped in on me for the first time in ages.
Ben uzun bir süre onu görmedim.I haven't seen him for a long time.
Uzun bir süre yazmadığım için lütfen beni affet.Please forgive me for not having written for a long time.
Konuklar mutlu çifte uzun ve müreffeh bir hayat diledi.The guests wished the happy couple a long and prosperous life.
Kısa zevk, uzun tövbe.Short pleasure, long repentance.
Umarım seni tekrar görebilmemiz çok uzun sürmez.I hope it won't be long before I can see you again.
Turist otobüsü uzun bir tünelden geçti.The sightseeing bus ran through a long tunnel.
Uzun bir soğuk hava dönemi geçirdik.We have had a long spell of cold weather.
Öğrenciler uzun süre beyin ölümü sorununu tartıştı.Students discussed the problem of brain death for a long time.
Genel olarak, kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.Generally speaking, women live longer than men.
Genel olarak konuşulursa, kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.Generally speaking, women live longer than men.
Uzun süredir birbirimizi tanımıyorduk.We haven't known each other long.
Biz mali olarak sıkıntılıydık, uzun lafın kısası, biz iflastaydık.We were financially troubled, in short, we were bankrupt.
Biz uzun bir yol geldik.We have come a long way.
Uzun tartışmadan sonra, tatilimizi İspanya'da geçirmeye karar verdik.After much debate, we decided to spend our holidays in Spain.
Bütün bagajımızı tasnif etmek uzun bir süre aldı.It took quite a while to sort out all our luggage.
Firmamızın uzun, uzun bir geçmişi var.Our company has a long, long history.
Hanako annesinden daha uzun oldu.Hanako grew taller than her mother.
Yazın, Avrupalı insanlar uzun tatilin keyfini çıkarıyor.In summer, European people enjoy long holidays.
Prens uzun bir yolculuğa çıktı.The prince has set out on a long journey.
Kralların uzun kolları vardır.Kings have long arms.
İstasyona kadar uzun bir yol var.It's a long way to the station.
İngilizce konuşan o oğlan benden daha uzundur.That boy who is speaking English is taller than I.
Biri uzun ve diğeri kısa.One is tall and the other is short.
Genelde Yeni Zelandalılar Japonlardan daha uzun boyludur.Generally speaking, New Zealanders are taller than Japanese.
Genel olarak konuşursak, erkekler kadınlardan daha uzundur.Generally speaking, men are taller than women.
Genel olarak konuşulursa, bir kadın bir erkekten daha uzun yaşayacaktır.Generally speaking, a woman will live longer than a man.
Genel olarak, kadınlar erkeklerden yaklaşık on yıl daha uzun yaşarlar.Generally speaking, women live longer than men by almost ten years.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
uzun ile cümle - uzun kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App