Ana içeriğe geç
Sözlük

uzmanlaşmak ile cümle

uzmanlaşmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
2 ya da 3 yılda Fransızcada uzmanlaşmak oldukça zordur.It's quite difficult to master French in 2 or 3 years.
Yabancı bir dilde uzmanlaşmak yıllar alır.It takes years to master a foreign language.
Yabancı bir dilde uzmanlaşmak zordur.It's difficult to master a foreign language.
Önde gelen alanlarda uzmanlaşmak, ve bunu sıradışı bir şekilde yapmak istiyoruz.We want to be in the forefront fields, and we want to do it differently.
Beni odasına çağırdı ve hangi konuda uzmanlaşmak istediğimi sordu.He called me to his office and said, "What do you want to do when you grow up?"
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.For this 102-year-old karate master, his ikigai was carrying forth this martial art.
Weber’in üniversite çağında sosyal bilimler alanında uzmanlaşmak isteyeceği açıkça belli idi.Parecía ya claro entonces que Weber se dedicaría a las ciencias sociales.
2 ya da 3 yılda Fransızcada uzmanlaşmak oldukça zordur.Het is best moeilijk om in 2, 3 jaar goed Frans te leren.
2 ya da 3 yılda Fransızcada uzmanlaşmak oldukça zordur.Het is best moeilijk om Frans in 2 of 3 jaar te beheersen.
Weber’in üniversite çağında sosyal bilimler alanında uzmanlaşmak isteyeceği açıkça belli idi.Ennek ismeretében egyértelműnek tűnt, hogy Weber a társadalomtudományok művelésének szenteli magát.
Hem binicilikte, hem okçulukta uzmanlaşmak ve bu ikisini harmanlayabilmek şarttır.見事、専門業者を呼んで両方取り出すことができた。
Weber’in üniversite çağında sosyal bilimler alanında uzmanlaşmak isteyeceği açıkça belli idi.베버가 사회 과학 분야로 학업을 계속하리라는 것은 분명해 보였다.
Beni odasına çağırdı ve hangi konuda uzmanlaşmak istediğimi sordu.Er rief mich zu sich in sein Büro und sagte: Was willst du mal werden, wenn du groß bist?
Beni odasına çağırdı ve hangi konuda uzmanlaşmak istediğimi sordu.Hij riep me en vroeg: "Wat wil je later worden?"
Beni odasına çağırdı ve hangi konuda uzmanlaşmak istediğimi sordu.Il m'a invite dans son bureau et m'a demandee Tu veux faire quoi toi plus tard?
Beni odasına çağırdı ve hangi konuda uzmanlaşmak istediğimi sordu.하루는 그가 저를 사무실로 불러놓고 말씀하셨습니다. 장차 커서 뭐가 되고 싶으냐?
Beni odasına çağırdı ve hangi konuda uzmanlaşmak istediğimi sordu.M-a chemat în biroul lui şi a zis ce vrei să faci când te faci mare?
Beni odasına çağırdı ve hangi konuda uzmanlaşmak istediğimi sordu.Me llamó a su oficina y me dijo, ¿Qué quieres hacer cuando crezcas?
Beni odasına çağırdı ve hangi konuda uzmanlaşmak istediğimi sordu.Mi ha chiamato nel suo ufficio e mi ha detto, cosa vuoi fare da grande?
Beni odasına çağırdı ve hangi konuda uzmanlaşmak istediğimi sordu.Ông ấy gọi tôi tới văn phòng hỏi " Lớn lên em muốn làm gì?"
Beni odasına çağırdı ve hangi konuda uzmanlaşmak istediğimi sordu.Wezwał mnie do biura i zapytał o dalsze plany.
Beni odasına çağırdı ve hangi konuda uzmanlaşmak istediğimi sordu.Извика ме в кабинета си и каза, какво искаш да правиш като пораснеш?
Beni odasına çağırdı ve hangi konuda uzmanlaşmak istediğimi sordu.Он позвал меня в свой офис и сказал, "Чем ты хочешь заниматься, когда вырастешь?"
Beni odasına çağırdı ve hangi konuda uzmanlaşmak istediğimi sordu.הוא קרא לי למשרד שלו ואמר, מה את רוצה לעשות כשתהיי גדולה?
Beni odasına çağırdı ve hangi konuda uzmanlaşmak istediğimi sordu.دعاني مرة إلى مكتبه وقال لي ، ماذا تريدين أن تفعلي عندما تكبرين ؟
Beni odasına çağırdı ve hangi konuda uzmanlaşmak istediğimi sordu.弁護士になりたいと 私が言うと
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.102세 가라데 사범인 이분의 이키가이란 가라데를 더욱 단련하는 것입니다.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.Bagi pendekar karate berusia 102 tahun ini, ikigai berarti melakukan seni bela diri ini.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.Dla tego 102 letniego mistrza karate jego Ikigai to dalsze doskonalenie sztuki walki.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.Ennek a 102 éves karatemesternek az az ikigai, hogy továbbadja ezt a harcművészetet.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.För den här 102-åriga karatemästaren, var hans ikigai att föra vidare denna kampsport.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.For denne 102-årige karatemester var hans ikigai at føre denne kampsport videre.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.Für diesen 102 Jahre alten Karate-Meister war es, sein Ikigai, diesen Kampfsport weiter auszuüben.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.L'ikigai de ce karatéka de 102 ans est d'aller toujours plus loin dans cet art martial.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.Para este maestro de karate de 102 años de edad, su "ikigai" es transmitir este arte marcial.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.Pentru acest maestru de karate in varsta de 102 ani, ikigai-ul sau a fost sa transmita aceasta arta martiala.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.Per questo maestro 102enne di karate, il suo ikigai era proseguire a praticare la sua arte marziale.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.Pro tohoto 102letého mistra karate je ikigai předvádění tohoto bojového umění.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.Với võ sư karate 102 tuổi này, ikigai của ông là truyền lại võ thuật.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.Voor deze 102 jarige karate leraar, zijn ikigai is het voortzetten van zijn vechtkunst.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.Για αυτό τον δάσκαλο καράτε, 102 χρόνων, το " ικιγκάι " είναι η συνέχιση αυτής της πολεμικής τέχνης.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.Для цього 102-літнього майстра з карате ікігай - це передати далі його мистецтво боротьби.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.Для этого 102-летнего мастера карате "икигай" - это передача своего искусства борьбы.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.За този 102-годишен карате майстор, неговото икигаи беше да продължи с това бойно изкуство.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.ההיקייאגי של בן ה102 הזה, מאסטר בקראטה, הייתה להמשיך באומנות הלחימה שלו.
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.كانت بالنسبه لسيد الكارتيه ذي 102 عاما , نظرية ايكيجايا تحمله للدفاع عن النفس .
Bu 102 yaşındaki karate ustasının ikigai'si, savaş sanatında daha da uzmanlaşmak.彼の生き甲斐は空手道を発展させることです この100歳の漁師にとって
Önde gelen alanlarda uzmanlaşmak, ve bunu sıradışı bir şekilde yapmak istiyoruz.Chúng tôi muốn có mặt trong các lãnh vực tiên phong, và chúng tôi muốn tiến hành theo một cách khác biệt.
Önde gelen alanlarda uzmanlaşmak, ve bunu sıradışı bir şekilde yapmak istiyoruz.Élen akarunk járni ezen a területen, de nem a hagyományos módon szeretnénk csinálni.
Önde gelen alanlarda uzmanlaşmak, ve bunu sıradışı bir şekilde yapmak istiyoruz.Kami ingin menjadi yang terdepan dan ingin melakukannya dengan berbeda.
Önde gelen alanlarda uzmanlaşmak, ve bunu sıradışı bir şekilde yapmak istiyoruz.우리는 이론물리학의 영역에서 선두가 되고싶고, 다른식으로 물리학을 하려 합니다.
Önde gelen alanlarda uzmanlaşmak, ve bunu sıradışı bir şekilde yapmak istiyoruz.Nous voulons contribuer aux domaines de pointe, et nous voulons le faire autrement.
Önde gelen alanlarda uzmanlaşmak, ve bunu sıradışı bir şekilde yapmak istiyoruz.Queremos estar nas áreas mais inovadoras, e queremos fazê-lo de forma diferente.
Önde gelen alanlarda uzmanlaşmak, ve bunu sıradışı bir şekilde yapmak istiyoruz.Queremos tener presencia en los cuatro campos de vanguardia, y queremos hacerlo de manera diferente.
Önde gelen alanlarda uzmanlaşmak, ve bunu sıradışı bir şekilde yapmak istiyoruz.Vogliamo essere presenti nei campi di frontiera e vogliamo farlo in modo diverso.
Önde gelen alanlarda uzmanlaşmak, ve bunu sıradışı bir şekilde yapmak istiyoruz.Vrem să fim în disciplinele de vârf ale fizicii, și vrem să o facem altfel.
Önde gelen alanlarda uzmanlaşmak, ve bunu sıradışı bir şekilde yapmak istiyoruz.We willen in de voorste gelederen staan, en we willen het op een andere manier doen.
Önde gelen alanlarda uzmanlaşmak, ve bunu sıradışı bir şekilde yapmak istiyoruz.Wir wollen in den Spitzenfächern sein, und wir wollen es anders machen.
Önde gelen alanlarda uzmanlaşmak, ve bunu sıradışı bir şekilde yapmak istiyoruz.Zajmować się innowacyjnymi problemami. Zrobić to wszystko inaczej.
Önde gelen alanlarda uzmanlaşmak, ve bunu sıradışı bir şekilde yapmak istiyoruz.Θέλουμε να είμαστε στους πρωτοπόρους τομείς και θέλουμε να είμαστε διαφορετικοί.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod