Ana içeriğe geç
Sözlük

uzlaşmaya varmak ile cümle

uzlaşmaya varmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
29
ÖRNEK CÜMLE
16
HARF
6
HECE
13
ORT. KELİME
Bu hususta uzlaşmaya varmak zorunda kaldım.I had to compromise on this point.
Onlar tatmin edici bir uzlaşmaya varmak için müzakere ediyorlar.They are negotiating to reach a satisfactory compromise.
Başkan Cleveland uzlaşmaya varmak zorunda kaldı.President Cleveland had to compromise.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.So, eventually, the manufacturers actually arrived at a compromise, which was the combo pack.
Bunun olması için de uzlaşmaya varmak zorundayız."For that to happen, we need to reach a compromise."
Bu toplantının amacı her iki taraf içinde tatminkar olabilecek bir uzlaşmaya varmaktı.Damit war eine für beide Seiten befriedigende Vereinbarung erzielt.
Bu toplantının amacı her iki taraf içinde tatminkar olabilecek bir uzlaşmaya varmaktı.Ces réunions de travail en équipe visent à permettre de parvenir à un accord mutuellement satisfaisant.
Bu toplantının amacı her iki taraf içinde tatminkar olabilecek bir uzlaşmaya varmaktı.Una Commissione venne incaricata di redigere un accordo accettabile per entrambe le parti.
Bu toplantının amacı her iki taraf içinde tatminkar olabilecek bir uzlaşmaya varmaktı.Hledejte zastřešující cíl, jenž by umožňoval vyvážený úspěch obou stran.
Bu toplantının amacı her iki taraf içinde tatminkar olabilecek bir uzlaşmaya varmaktı.Denne debat endte med en konsensus om, at begge instrumenter generelt kan spille en rolle.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.Así que, al final, los fabricantes llegaron a un acuerdo que fue un paquete combinado.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.Astfel incat, producatorii chiar au trebuit sa faca un compromis, adica pachetul combinat.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.A tak výrobci nakonec přišli s kompromisem - dvojitým balením.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.Au final, les fabriquants sont parvenus à un compromis, à savoir un paquet mixte.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.De producenten kwamen uiteindelijk met een compromis, namelijk het combo-pack.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.Jadi, pada akhirnya, produsen sampai kepada kompromi, yakni paket combo.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.그래서 제조사에서는 결국 타협점을 찾아야 했는데, 뭔고 하니 바로 콤보 팩.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.Por fim, os fabricantes chegaram a um compromisso que foi o pacote combinado.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.Quindi, alla fine, i produttori giunsero in realtà ad un compromesso ovvero la versione mista.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.Rốt cuộc, các nhà sản xuất đã đi tới 1 thỏa thuận, là gói kết quả tổng hợp.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.Så til sidst gav producenten sig og lavede et kompromis: kombo-pakken.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.Schlussendlich sind die Produzenten dann einen Kompromiss eingegangen: das Kombo-Pack.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.Szóval végül a gyártóknak kompromisszumot kellett kötniük, ez lett a kombó doboz.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.Till slut kom tillverkarna fram till en kompromiss, som var kombopaketet.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.Τελικά, οι κατασκευαστές κατέληξαν σε ένα συμβιβασμό, το σύνθετο πακέτο.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.В крайна сметка, производителите стигнаха до компромис - комбинираният пакет.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.אז לבסוף, היצרנים הגיעו לפשרה, בצורת החבילה המשולבת.
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.لذا في النهاية قام المصنعون بتسوية ترضي الأطراف كلها .. وكانت العبوة الكبيرة هذه
Sonunda üreticiler bir uzlaşmaya varmak zorunda kaldı o uzlaşma da ikisi bir arada paketti.「コンボ・パック」にたどり着きました (笑)
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod