uzayı ile cümle

uzayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
AIDS, tuberkuloz, sitma, tifo liste uzayip gidiyor sunu soyluyorum, benim gibi insanlar nereye gidiyorlar?つまり これらの治療を受けるには どこへ行けばいいのでしょうか? 私は国に帰ると色々なことをします
Algoritma için verdiğimiz tanım durum uzayındaki yollar hakkındaydı.Die Beschreibung unseres Algorithmus hat sich mit Pfaden im Zustandsraum beschäftigt.
Algoritma için verdiğimiz tanım durum uzayındaki yollar hakkındaydı.La nostra descrizione dell'algoritmo ha parlato di percorsi nello spazio degli stati.
Algoritma için verdiğimiz tanım durum uzayındaki yollar hakkındaydı.Náš popis algoritmu hovořil o cestách ve stavovém prostoru.
Algoritma için verdiğimiz tanım durum uzayındaki yollar hakkındaydı.Náš popis algoritmu hovoril o cestách v stavovom priestore.
Algoritma için verdiğimiz tanım durum uzayındaki yollar hakkındaydı.Nasz opis algorytmu mówił o ścieżkach w przestrzeni stanów.
Algoritma için verdiğimiz tanım durum uzayındaki yollar hakkındaydı.Notre description de l'algorithme a parlé à propos de chemins dans un espace d'état
Algoritma için verdiğimiz tanım durum uzayındaki yollar hakkındaydı.Vår beskrivning av algoritmen har talat om stigar i tillståndsrymden.
Algoritma için verdiğimiz tanım durum uzayındaki yollar hakkındaydı.Vores beskrivelse af algoritmen har omtalt stier i tilstandsrummet.
Algoritma için verdiğimiz tanım durum uzayındaki yollar hakkındaydı.В нашем описании алгоритма говорилось о путях в пространстве состояний.
Algoritma için verdiğimiz tanım durum uzayındaki yollar hakkındaydı.התיאור שלנו לבעיה דיבר על מסלולים במרחב מצבים.
Algoritma için verdiğimiz tanım durum uzayındaki yollar hakkındaydı.次にコンピュータアルゴリズムの 実装方法についてお話しします
Ama, birisi size A'nın sütun uzayı nedir, diye sorarsa, budur. -Y todavía no he contestado a ninguna de ellas. Pero si alguien dice, bueno ¿qué es el espacio columna de A?
Ama, burada, iki boyutlu Öklid uzayındayız. -A tutaj mamy do czynienia z dwuwymiarową przestrzenią Euklidesa.
Ama, burada, iki boyutlu Öklid uzayındayız. -Y aqui estamos operando con Un espacio duo-dimensional Euclideano.
Ama, burada, iki boyutlu Öklid uzayındayız. -وهنا نحن نتعامل مع فضاءان اقليديان بعديان
Ama eğer ortamda madde varsa, Güneş gibi örneğin, uzayın dokusunun eğrilip bükülmesine neden olur.Ale ak sa v ňom hmota nachádza, napríklad naše Slnko, spôsobí, že sa štruktúra vesmíru pokriví, ohne sa.
Ama eğer ortamda madde varsa, Güneş gibi örneğin, uzayın dokusunun eğrilip bükülmesine neden olur.Ale jeśli wprowadzimy materię, na przykład Słońce, przestrzeń zakrzywia się.
Ama eğer ortamda madde varsa, Güneş gibi örneğin, uzayın dokusunun eğrilip bükülmesine neden olur.Dar dacă există materie în acel mediu, cum e Soarele, aceasta duce la curbarea, deformarea spaţiului.
Ama eğer ortamda madde varsa, Güneş gibi örneğin, uzayın dokusunun eğrilip bükülmesine neden olur.하지만 태양과 같은 사물이 그 위에 놓여지면 그 공간은 뒤틀리고 휘어져 버립니다.
Ama eğer ortamda madde varsa, Güneş gibi örneğin, uzayın dokusunun eğrilip bükülmesine neden olur.Mas se houver matéria no ambiente, tal como o Sol, isso obriga o tecido do espaço a deformar-se, a curvar.
Ama eğer ortamda madde varsa, Güneş gibi örneğin, uzayın dokusunun eğrilip bükülmesine neden olur.Men hvis der er stof i nærheden, som Solen, får det rummets struktur til at forvrides, til at kurve.
Ama eğer ortamda madde varsa, Güneş gibi örneğin, uzayın dokusunun eğrilip bükülmesine neden olur.Nhưng nếu có vật chất trong môi trường, ví dụ như Mặt trời, nó khiến các sợi không gian oằn xuống và uốn cong.
Ama eğer ortamda madde varsa, Güneş gibi örneğin, uzayın dokusunun eğrilip bükülmesine neden olur.Pokud v něm ale nějaká hmota je, jako například Slunce, způsobí to, že se prostor zakřiví a prohne.
Ama eğer ortamda madde varsa, Güneş gibi örneğin, uzayın dokusunun eğrilip bükülmesine neden olur.Εάν όμως υπάρχει παρούσα μάζα, όπως ο Ήλιος, αναγκάζει την υφή του διαστήματος να στρεβλωθεί, να καμπυλωθεί.
Ama eğer ortamda madde varsa, Güneş gibi örneğin, uzayın dokusunun eğrilip bükülmesine neden olur.אבל אם קיים חומר בסביבה, כמו השמש, זה גורם לאריג החלל להתפתל, להתעקל.
Ama eğer ortamda madde varsa, Güneş gibi örneğin, uzayın dokusunun eğrilip bükülmesine neden olur.و لكن في وجود جسم مادي في المحيط، كالشمس، فإنها تسبب إنحناء و تقوسا في الفراغ .
Ama eğer ortamda madde varsa, Güneş gibi örneğin, uzayın dokusunun eğrilip bükülmesine neden olur.空間の基礎構造が歪み、曲がってしまうのです そしてそれが重力の力を伝えるのです
Ama gezegenleri geçtiklerinde... ...açık uzayın soğuk karanlığında... ...milyar yıl kalabilirler.하지만 행성을 한번 지나게 되면 춥고 진공인 별들의 공간에서 10억년을 위해 그들은 견디어 낼것입니다.
Ama gezegenleri geçtiklerinde... ...açık uzayın soğuk karanlığında... ...milyar yıl kalabilirler.Mais quand ils en sortiront, ils erreront à jamais... dans le vide glacé de l'espace interstellaire.
- Aman Tanrım. Bu uzay! Elbette, henüz uzayın başlangıcındayız..יוסטון, מתכוננים להעברת דלק
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Ale tady se řítí jako palička a doslova rozštípne kosmický prostor, když ho rozechvěje jako buben.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Dar lovește ca un baros, care literalmente despică spaţiul, fâcându-l să vibreze ca o tobă.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.De úgy közelít, mint egy dobverő, és szó szerint nekiütődik a térnek, és megrezegteti, mint egy dobot.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Jest jak młoteczek, robi też wyrwy w przestrzeni, chybotając nią jak bębnem.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.그것은 나무망치로 두드리듯이, 말그대로 공간을 두드리고 있고, 드럼이 울리듯이 쿵쿵거립니다.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Maar het slaat als een drumstok, en het scheurt letterlijk de ruimte, laat haar trillen als een drum.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Ma arriva come una mazza, e spacca letteralmente lo spazio, facendolo vibrare come un tamburo.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Mais il arrive comme un maillet, et il fait craquer littéralement l'espace, en vibrant comme un tambour.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Mas aproxima-se como um malho, e, literalmente, fissura o espaço, balançando como um tambor.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Nhưng nó như một cái vồ, và nó có thể làm nứt không gian, nhảy tưng tưng như một cái trống.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Pero entra como una maza y, literalmente, raja el espacio redoblando como un tambor.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Αλλά έρχεται σαν μπαγκέτα και κυριολεκτικά σπάει το κενό, κανοντας το να παλλεται σαν τύμπανο.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Але звук стає подібним на молот і буквально розриває простір, розгойдуючи його наче барабан.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Но идва като чук и той буквално пропуква пространството, клатейки го като барабан.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Но она подобна молоточку, "ударяющему" в пространство, которое вибрирует, как мембрана.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.אבל הוא בא כמו פטיש, ממש מכה על החלל, ומרעידו כמו תוף.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.لكنه يبدوا كضرب مطرقة، و هو يكسر بذالك الفضاء حوله، فيجعله يرتد كالطبل.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.しかしだんだんと空間を叩き始め ドラムのように震わせていきます その音は予測することができます
Ama o uzayın genişliğine kafa yorabilir.Aber er kann über die Weite des interstellaren Raumes nachdenken.
Ama o uzayın genişliğine kafa yorabilir.Dar aceasta bucata de carne poate contempla imensitatea spatiului interstelar.
Ama o uzayın genişliğine kafa yorabilir.Je ovšem zároveň schopen přemýšlet o velikosti mezihvězdného prostoru.
Ama o uzayın genişliğine kafa yorabilir.하지만 그것은 광대무변한 성간 우주를 생각할 수 있습니다.
Ama o uzayın genişliğine kafa yorabilir.Lahko razmišlja o prostranosti medzvezdnega prostora.
Ama o uzayın genişliğine kafa yorabilir.Maar het kan de uitgestrektheid van de interstellaire ruimte bevatten.
Ama o uzayın genişliğine kafa yorabilir.Mais qui peut appréhender l'immensité de l'espace interstellaire.
Ama o uzayın genişliğine kafa yorabilir.Mas ele consegue reflectir sobre a vastidão do espaço interestelar.
Ama o uzayın genişliğine kafa yorabilir.Mégis szemléltetni tudja a csillagközi tér óriási nagyságát.
Ama o uzayın genişliğine kafa yorabilir.Men den kan begrunda vidden av den interstellära rymden.
Ama o uzayın genişliğine kafa yorabilir.Namun benda ini dapat merenungkan kebesaran ruang angkasa.
İlgili Sayfalar