Burada mı uyuyorsunuz?Are you sleeping in here?
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››and said to them, "Why do you sleep? Rise and pray that you may not enter into temptation."
Siz sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz."You follow nothing but conjecture, and are nothing but liars."
Ve zalimler: "Siz başka değil, sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.And these wicked people say: "You only follow a man ensorcelled."
Zulmedenler dedi ki: "Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz."And these wicked people say: "You only follow a man ensorcelled."
Siz ancak zanna uyuyorsunuz ve sadece tahminde bulunuyorsunuz" de.You follow nothing but conjecture, and are nothing but liars."
Fakat siz, ancak zannınıza uyuyorsunuz ve ancak yalan söylüyorsunuz.You follow nothing but conjecture, and are nothing but liars."
Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz."You follow nothing but conjecture, and are nothing but liars."
Bu zalimler, inananlara "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.And these wicked people say: "You only follow a man ensorcelled."
Hatta zalimler, "Siz, büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz," dediler.And these wicked people say: "You only follow a man ensorcelled."
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››a povedal im: Čo spíte? Vstaňte a modlite sa, aby ste nevošli do pokušenia!
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››Då sade han till dem: »Varför soven I? Stån upp, och bedjen att I icke mån komma i frestelse.»
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››e disse-lhes: Por que estais dormindo? Lenvantai-vos, e orai, para que não entreis em tentação.
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››E disse loro: «Perché dormite? Alzatevi e pregate, per non entrare in tentazione»
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››És monda nékik: Mit alusztok? Keljetek fel és imádkozzatok, hogy kísértetbe ne essetek.
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››et il leur dit: Pourquoi dormez-vous? Levez-vous et priez, afin que vous ne tombiez pas en tentation.
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››"Hoe is het mogelijk?" zei Hij. "Slapen jullie? Bid God dat de verleiding jullie niet teveel zal worden."
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››In jim reče: Kaj spite? Vstanite in molite, da ne zajdete v izkušnjavo!
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››I řekl jim: Co spíte? Vstaňte a modlte se, abyste nevešli v pokušení.
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››I rzekł im: Cóż śpicie? wstańcie, a módlcie się, byście nie weszli w pokuszenie.
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››이르시되 어찌하여 자느냐 시험에 들지 않게 일어나 기도하라 하시니라
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››Ngài phán rằng : Sao các ngươi ngủ ? Hãy đứng_dậy cầu_nguyện , để cho khỏi sa vào sự cám_dỗ .
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››Ngài phán rằng: Sao các ngươi ngủ? Hãy đứng dậy cầu nguyện, để cho khỏi sa vào sự cám dỗ.
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››Niin hän sanoi heille: "Miksi te nukutte? Nouskaa ja rukoilkaa, ettette joutuisi kiusaukseen."
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››Og han sagde til dem: "Hvorfor sove I? Står op og beder, for at I ikke skulle falde i Fristelse."
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››og han sa til dem: Hvorfor sover I? Stå op og bed at I ikke må komme i fristelse!
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››şi le -a zis: ,,Pentruce dormiţi? Sculaţi-vă şi rugaţi-vă, ca să nu cădeţi în ispită.``
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››und sprach zu ihnen: Was schlafet ihr? Stehet auf und betet, auf das ihr nicht in Anfechtung fallet!
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››Y les dijo: --¿Por qué dormís? Levantaos y orad, para que no entréis en tentación
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››και ειπε προς αυτους Τι κοιμασθε; σηκωθητε και προσευχεσθε, δια να μη εισελθητε εις πειρασμον.
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››Защо спите? Станете и молете се, за да не паднете в изкушение.
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››и сказал им: что вы спите? встаньте и молитесь, чтобы не впасть в искушение.
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››і рече їм: Чого спите? уставши моліть ся, щоб не ввійшли в спокусу.
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››فقال لهم لماذا انتم نيام. قوموا وصلّوا لئلا تدخلوا في تجربة
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››就 對 他 們 說 、 你 們 為 甚 麼 睡 覺 呢 . 起 來 禱 告 、 免 得 入 了 迷 惑
Onlara, ‹‹Niçin uyuyorsunuz?›› dedi. ‹‹Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız.››就 對 他 們說 、 你 們為 甚 麼睡覺 呢 . 起來禱 告 、 免得 入 了 迷惑
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››Các ngươi bỏ điều răn của Ðức Chúa Trời, mà giữ lời truyền khẩu của loài người!
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››Các ngươi bỏ điều răn của Ðức_Chúa_Trời , mà giữ lời truyền_khẩu của loài_người !
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››I forlade Guds Bud og holde Menneskers Overlevering."
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››I forlater Guds bud og holder fast ved menneskers vedtekt.
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››I sätten Guds bud å sido och hållen människors stadgar.»
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››너희가 하나님의 계명은 버리고 사람의 유전을 지키느니라
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››Opustivši zapoved Božjo, izpolnjujete postave človeške.
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››Perintah-perintah Allah kalian abaikan, dan peraturan-peraturan manusia kalian pegang kuat-kuat.
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››Porque dejando los mandamientos de Dios, os aferráis a la tradición de los hombres
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››Te hylkäätte Jumalan käskyn ja noudatatte ihmisten perinnäissääntöä."
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››Trascurando il comandamento di Dio, voi osservate la tradizione degli uomini»
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››U houdt vast aan de traditie, maar aan Gods opdracht denkt u niet.
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››Vós deixais o mandamento de Deus, e vos apegais � tradição dos homens.
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››Vous abandonnez le commandement de Dieu, et vous observez la tradition des hommes.
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››כי עזבתם את מצות אלהים לאחז בקבלת בני אדם טבילות כדים וכסות וכאלה רבות אתם עשים׃
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››لانكم تركتم وصية الله وتتمسكون بتقليد الناس. غسل الاباريق والكؤوس وامورا أخر كثيرة مثل هذه تفعلون.
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››你 們 是 離 棄 神 的 誡 命 、 拘 守 人 的 遺 傳
Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.››你 們是 離棄 神 的 誡命 、 拘守 人 的 遺傳