uyandıran ile cümle

uyandıran kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Tom ilgi uyandıran bir adam.Tom is an intriguing guy.
Eğer bu bir rüyaysa, beni uyandıran adamı öldüreceğim.If this is a dream, I will kill the man who wakes me up.
Beni uyandıran kişi Tom'dur.Tom is the one who woke me up.
Tom hayranlık uyandıran bir iş yaptı.Tom has done an admirable job.
Bu çok ilgi uyandıran bir hikaye.That's a very compelling story.
Beni uyandıran şey bu olmalı.That must've been what woke me up.
Ölümsüzlük eylemlerini gösteren ya da suçluya sempati uyandıran filmler yasaklandı.Films which illustrated acts of immortality or induced sympathy for the criminal were prohibited.
Onu uyandıran şey, hızlı top atışı sesleri (Sovyetlerin "çerçeveleme" dediği şey) idi.What woke him was a rapid sequence of ranging artillery shells (what the Soviets called "framing").
Ya da sehvet uyandiran bir duygu.Or the sensual feeling.
Ölmek üzereyken kendisini uyandıran... ...Prensini gören Pamuk Prenses gibi bakıyorsun.The way you are looking at me right now, is like Snow White who woke up to find her prince.
Yani, sen merak uyandıran bir kişisin.I mean, you're a figure of some intrigue.
Size göstermek üzere olduğum resim- (Gülüşler) ilgi uyandıran bir resim.The picture I'm about to show you is a compelling picture. (Laughter)
Resmin arzu uyandıran bir havası olduğunu düşünüyorum.There's a kind of sensuality that's irresistable, right?
Yani belki de kuşku uyandıran bir durum görüyorlar.So maybe they see something fishy.
Biliyorsunuz ki korsanlar çok merak uyandıran bir gruptur.You know the pirate tribe is a fascinating one.
Sonucun ne olacağı hakkında şüphe uyandıran dürüst çatışmalar yaratabildiniz mi?Have you constructed honest conflicts with truth that creates doubt in what the outcome might be?
Yani bu, normal olarak korku ve inkar uyandıran bir konudur.So, this is a topic that normally inspires fear and denial.
Ve böylelikle bu benim için merak uyandıran bir girişim.I'm going to make to it. So this is an engaging enterprise for me, and
Büyük camgözler, hayranlık uyandıran canlılar.Basking sharks are awesome creatures.
Bunca endişe uyandıran şey aslında nedir?What is it that we're concerned about?
Titusun yüreğinde sizin için aynı ilgiyi uyandıran Tanrıya şükürler olsun!But thanks be to God, who puts the same earnest care for you into the heart of Titus.
Şüphe Uyandıran İslamci Misyonerler: Aktif İslamci GençlikSuspicious Islamic Missionaries: Active Islamic Youth
Bir hikaye, bir duygu, akıllarda sorular uyandıran bir film olarak algılandı.It was understood as a story, as an emotion, as a film that raises questions.
Merak uyandıran bu alışkanlık, eyalet medya kuruluşlarının önemini ortaya koymanın bir yoluydu.The curious habit was a way to showcase the importance of provincial media outlets.
Video kasedin yayınlanması, Kandiç ile ilgili infial uyandıran bir başka olayın üzerine geldi.The release of the videotape followed on the heels of an earlier furor involving Kandic.
İnfial uyandıran kadın cinayetleriFamous femicides
Türkiye gündeminde infial uyandıran bazı kadın cinayetleri şunlardır:Some of the many famous femicide cases:
Bu tip hastayı gerçek korku uyandıran durumlara maruz bırakır.This type exposes the patient to actual fear-inducing situations.
Bu öğrenciler gevşeme tekniklerini öğrendikten sonra, kaygı uyandıran bir hiyerarşi yaratabilirler.After these students learn the relaxation techniques, they can create an anxiety inducing hierarchy.
Hokey, mekanik bir duygu uyandıran bir yama işi romanı gibi... ve evet, çok tatlı."[3]They add up to a patchwork novel that feels hokey, mechanical . . . and yes, too cute.[46]
Erkek ve kadından üçüncü bir varlık üretilir: neşe veya üzüntü uyandıran müzik.From the male and the female, a third object is produced: music, which evokes joy or sorrow.
Uyandıran Çarşamba veya "Rüzgârlı Çarşamba" olarak da bilinir.Er wird auch als „krummer“ oder „schiefer Mittwoch“ bezeichnet.
Beni uyandıran gürültü.C'est le bruit qui m'a réveillé.
Lowell Mars ve Mars’ta yaşam üzerine kamuda büyük bir yankı uyandıran kitaplar yayımladı.Lowell publia divers livres sur Mars et sur la vie martienne qui eurent une grande influence sur le public.
Ama Nehelenia'yı uyandıran kişi Galaksi'dir (Galaxia).Quien controla el 'Aleph', controla la galaxia.
Fomenko, Nikolay Morozov’un ortaya koyduğu şüphe uyandıran iddialarla 1973 yılında ilgilenmeye başlamıştır.Fomenko si interessò nelle Teorie problematiche di Nikolaj Morozov durante il 1973.
The New York Times'dan Neil Genzlinger filmin ''eğlenceli, zeki düşünce uyandıran'' olduğunu düşündü.Нил Гензлингер из газеты The New York Times назвал мультфильм «смешным, умным и заставляющим задуматься».
Ama Nehelenia'yı uyandıran kişi Galaksi'dir (Galaxia).Galluszuur is een bouwsteen voor looizuur (gallotannine).
Akıncılar, Avrupa'da korku uyandıran gözüpek savaşçılardı.Jako znakomici żeglarze i wojownicy, budzili postrach w ówczesnej Europie.
Bu süre zarfında genel görelilik merak uyandıran bir kuram olarak kalır.Zdajemy sobie sprawę, że w tak religijnym środowisku to mogłaby być iskrą zapalną.
Ama Nehelenia'yı uyandıran kişi Galaksi'dir (Galaxia).Uppsala General Catalogue of Galaxies, (UGC), är en katalog över galaxer.
Bu adam Meryem'in saflığı hakkında şüphe uyandıranların kötü niyetini temsil ediyor.Ti obviňují Marii ze záměny Ježíšových myšlenek.
Uyandıran Çarşamba veya "Rüzgârlı Çarşamba" olarak da bilinir.Suurta maanantaita, tiistaita ja keskiviikkoa kutsutaan sulhaspäiviksi tai yljänpäiviksi.
The New York Times'dan Neil Genzlinger filmin ''eğlenceli, zeki düşünce uyandıran'' olduğunu düşündü.Ο Νιλ Τζένζλινγκερ από την εφημερίδα The New York Times θεώρησε την ταινία "αστεία, έξυπνη τροφή για σκέψη."
Yaşadığı yer, betonlaşmış şehir mimarisinden uzak, ona huzur veren ve merakını uyandıran bir yerdi.Hypoteser lå uden for hans område, han ville kun give det pålidelige og sikre.
Tatilleri, kötü ruhları uyandıran bir ses bandını buldukları zaman kabusa dönüşüyor.החופשה הופכת לאיומה כאשר הם מוצאים קלטת המשחררת רוחות רעות.
Budist inancında, Tibet'te, Rahu dokuz gezegenin tanrısı ve krodhadevatas'tandır (dehşet uyandıran tanrılar).Pri budistih v Tibetu pa je Rahu planetni bog in gospodar devtih planetov; eden od Krodhadevat.
Yaşadığı yer, betonlaşmış şehir mimarisinden uzak, ona huzur veren ve merakını uyandıran bir yerdi.Dobro se je počutil le zunaj glavnega mesta, na lovu, kjer se je upal sprostiti.
Biliyorsunuz ki korsanlar çok merak uyandıran bir gruptur.A kalóz törzs lenyűgöző.
Biliyorsunuz ki korsanlar çok merak uyandıran bir gruptur.A tribo dos piratas é fascinante.
Biliyorsunuz ki korsanlar çok merak uyandıran bir gruptur.Các bạn biết một toán cướp biển là một nhóm thú vị.
Biliyorsunuz ki korsanlar çok merak uyandıran bir gruptur.Der Piratenstamm ist etwas Faszinierendes.
Biliyorsunuz ki korsanlar çok merak uyandıran bir gruptur.Je weet dat de piratenclan fascinerend is.
Biliyorsunuz ki korsanlar çok merak uyandıran bir gruptur.Kaum bajak laut adalah kaum yang menarik.
Biliyorsunuz ki korsanlar çok merak uyandıran bir gruptur.해적 부족은 진짜 끝내주죠.
Biliyorsunuz ki korsanlar çok merak uyandıran bir gruptur.Piratstammen är spännande.
Biliyorsunuz ki korsanlar çok merak uyandıran bir gruptur.Plemię piratów jest fascynujące.
Biliyorsunuz ki korsanlar çok merak uyandıran bir gruptur.Quella dei pirati é una tribù affascinante.
Biliyorsunuz ki korsanlar çok merak uyandıran bir gruptur.Saben, la tribu de los piratas es fascinante.
Biliyorsunuz ki korsanlar çok merak uyandıran bir gruptur.Ştiţi că tribul piraţilor este unul fascinant.
İlgili Sayfalar