Ana içeriğe geç
Sözlük

unsur ile cümle

unsur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Presence - DC içindeki mitolojik unsurlardan biri.The Presence - Supreme being of the DCU.
Bu farklı unsurları zorlayan 1950'lerden Doris Day filmleriyle ilgileniyordum."I was interested in Doris Day films from the 1950s that pushed those distinct elements."
Tronie, portre, tür resmi ve bazen tarih resminin unsurlarını içerir.The tronie includes elements of portraiture, genre painting, and sometimes history painting.
Bu unsurlar arasındaki denge bugün hala sanat tarihçileri tarafından tartışılır.[2]The balance between these elements is still debated by art historians today.[41]
Smooha, etnik demokrasi modelinin temel unsurları olan sekiz özelliği tanımlar:[1]Smooha defines eight features that are the core elements of his model of an ethnic democracy:[5]
Ama Joe'nun getirdiği sürpriz ve tehlike unsurunu seviyorum. " [1]But I like the element of surprise and danger Joe brought."[1]
Hangi mülkiyet unsurlarının hangilerini oluşturduğu tartışmaya açıktır.Which items of property constitute which is open to debate.
Oyun, çeşitli rol yapma unsurlarını içerir.The game incorporates various role-playing elements.
Ancak olumsuz tavırlar nadiren etnik veya ırksal unsurlara sahipti. [1]The negative attitudes, however, rarely had any ethnic or racial components.[11]
Ayrıca Brooks hakkında otobiyografik unsurlar da içermiş olabilir.It may also have contained autobiographical elements about Brooks.
Unsurları üretmek için süreçleri geliştirin veya yeniden geliştirin.Develop or redevelop the processes to produce the features.
Her Vietnam yemeğinin, bu unsurlardan birini veya birkaçını yansıtan kendine özgü bir tadı vardır.Each Vietnamese dish has a distinctive flavor which reflects one or more of these elements.
Pisanlar, Castiglione'yi Tiren kıyılarındaki savunma sistemlerinde kilit unsur olarak kullandılar.The Pisans used Castiglione as a key element in their system of defence along the Tyrrhenian coast.
Abbud rejiminin erken dönem başarılarına rağmen, muhalefet unsurları güçlü kaldı.Despite the Abboud regime's early successes, opposition elements remained powerful.
Ülkenin ana unsuru olan Kazaklar dışında büyük bir yüzdeye sahip farklı etnik gruplar yaşamaktadır.Note that a large percentage of the population are of mixed ethnicity.
Serviks içi tohumlama, cinsel unsur olmadan doğal tohumlamayı simüle etmeye çalışır.ICI attempts to simulate natural insemination, without the sexual element.
Sommelier Dergisi 'nde Terroir Unsuru olarak Anaçlar yazısıRootstocks as an Element of Terroir, in Sommelier Journal
Hassasiyet, kontrol unsuru kullanılarak laboratuvarda izlenir.Precision is monitored in laboratory by using control material.
Bu ilişkinin üçüncü unsuru ise Türkiye Cumhuriyeti idi.A third element to this relationship was the Turkish Republic.
Bu miting muhafazakar unsurları sindirmek için tasarlandı.This was intended to intimidate conservative elements.
1787'de "Sigortalara İlişkin Hukukun Unsurları" adlı bir kitap yayınladı.He published a book, "Elements of the Law relating to Insurances", in 1787.
İtalyan topraklarının birçok unsuru volkanik kökenlidir.Many elements of the Italian territory are of volcanic origin.
'Kader' kavramına odaklanan bir felsefi derinlik unsuru içerecektir [...]It would contain an element of philosophical profundity, centering on the concept of 'Fate' [...]
Doğaya tapınmanın, özellikle ağaç ve koruların güçlü bir unsuru da bir gereklilikti. [1]A strong element of nature-worship, especially of trees and groves, was also a desideratum.[9]
Daha sonraki Yunanca versiyonlarda bu üç belirli unsurun en yakın kaynağı belirsizdir.The most immediate source of these three particular elements in the later Greek versions is unclear.
İlk romanı bir çeşit hicivdir ve komedi unsurları metnin içinde açıkça görülür.The comedy of his first novel has a satirical edge and this pervades his writing.
Ayrıca Suriye siyasetinde Irak ile birliği savunan Haşimi yanlısı unsurlarla da çatıştı.He also clashed with pro-Hashemite elements in Syrian politics that advocated union with Iraq.
Art Nouveau'nun unsurları da görülür.There are also elements of Art Nouveau.
Hipermodernizm ' in unsurlarını tartışmıştır fakat esas olarak pozisyonel satranca odaklanmıştır.It discusses elements of hypermodernism, but focuses mainly on positional chess.
Savaşanlar Rusya Silahlı Kuvvetleri ve Ukrayna Kara Kuvvetleri unsurlarıydı.The combatants were elements of the Russian Armed Forces and Ukrainian Ground Forces.
Geniş yol ağları ve uzun görüş alanları bu parkların merkezi bir unsuruydu.Extensive path networks and long view shafts were a central element of these parks.
Ayrıca siyasi gerilim unsurları da içerebilirler.They may also involve elements of political thrillers.
Anne doğum yaptıktan sonra hem anneye hem de babaya bir kirlilik unsuru yerleşir.There is an element of impurity placed upon both the mother and father after the mother gives birth.
Kitabın içeriği dönemi itibariyle radikal bir şekilde antiklerikalizm unsurları taşır.The treatise is vehemently anticlerical.
Bu çalışmanın önemli bir unsuru bilişsel kaynakların mevcudiyetiydi.A major factor that played in this study was the availability of cognitive resources.
Tibet, bir zamanlar Tang hanedanlığı (618-907) ile aynı dönemdeki güçlü bir unsurdu.Tibet was once a strong power contemporaneous with the Tang dynasty (618–907).
Hakkında tamamen Suriye unsurlarıyla bir efsane yarattılar.They created a legend with purely Syrian elements about him.
Suudi Arabistan'da hiçbir demokratik kurum yok ve baskı unsurları ortada.There are no democratic institutions in Saudi Arabia, and elements of repression are still evident.
En azından Orta Çağ'dan beri, antisemitizm komplo teorisinin unsurlarını öne çıkardı.Since at least the Middle Ages, antisemitism has featured elements of conspiracy theory.
Bu etkinlikler rekabet unsuru içerebilir.Unlike other hackathons, these events rarely include a competitive element.
Beş unsur ya da bhutalar cismani dünyanın temel maddeleridir.The five elements or bhutas are the elementary substances of the corporeal world.
NAVA toplantı bayrakları genellikle ev sahibi şehri yansıtacak unsurlar içerir.NAVA meeting flags often incorporate elements to reflect the host city.
Kitabın konusu, gizli tarihin önemli bir unsurunu içeriyor.The book's plot includes a major element of secret history.
Mermer heykel, et ve deri gibi insan unsurlarını mükemmel taklit ettiği için gerçekçiliğiyle övüldü.It has been praised for its realism, as the marble mimics other materials like flesh.
Bizans mimari unsurlarına sahiptir ve çevresinde bir manastır bulunmaktadır.It has Byzantine architectural elements, with an abbey surrounding it.
Yezidi dini Mezopotamya dinlerinin unsurlarını taşımaktadır.The Yazidi religion has elements of Mesopotamian religions.
Heterodoks eleştirilerde yaygın olarak bulunan unsurlardan bazıları aşağıda listelenmiştir.Some of the elements commonly found in heterodox critiques are listed below.
Etkilendiği unsurların büyük bir kısmı Marksizm ve Freudizm'den geliyordu.A great deal of his influences came from Marxism and Freudism.
"Lovesick Girls", EDM sesi unsurları içeren bir dans-pop ve elektropop şarkısıdır."Lovesick Girls" is a dance-pop and electropop song with elements of EDM sound.
Tahriş edici unsurlardan kaçınmak, yaygın bir yöntemdir.Avoidance of irritants is a common strategy.
Manfredo'nun ordusu çok heterojen unsurlardan oluşuyordu.Manfred's army was composed of very heterogeneous elements.
The Vanishing'in (1993) Amerikan versiyonunda, simyasal unsurlar çıkarılmıştır.[2]In the American remake of The Vanishing (1993), the alchemical elements were stripped.[18]
Van Helmont için hava ve su iki ilkel unsurdu.For Van Helmont, air and water were the two primitive elements.
Birey, Marksizm'de yalnızca sınıf tarafından belirlenen bir unsurdur.The individual is only a class-determined element in Marxism.
Bu süreçet avara kanosu gibi kültürel unsurları da beraberinde getirildi. [1]4000 BCE, also bringing cultural elements such as the outrigger canoe.[5]
Sadece yüreğimizle her şey iyi görürüz, önemli unsurlar gözlerimize kendini göstemez.Man sieht nur mit dem Herzen gut, das Wesentliche ist für die Augen unsichtbar.
Turizm Puerto Varas'ın en önemli unsurudur.Der Tourismus ist das wichtigste Standbein von Puerto Varas.
Yoksa günah da sevap da kâinatın negatif-pozitif dengesi içindeki adaletinin bir unsuru mu?”Unrecht sei, wenn es freiwillig begangen wird, eine ungerechte Handlung.
Çevredeki en önemli unsur 30 – 40 m yükseklikteki Salto del Laja şelalesidir.Größte Attraktion der Gegend ist der 30–40 m hohe Wasserfall Salto del Laja.
Haiku'nun vazgeçilmez bir unsuru da somutluğu ve halihazıra olan bağlantısıdır.Unverzichtbarer Bestandteil von Haiku sind Konkretheit und der Bezug auf die Gegenwart.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod