Ama bir yerlerde bazı Hindu unsurları vardır.رغم كونها كديانة تملك بعض العناصر الهندوسية بشكل ما.
Ama bir yerlerde bazı Hindu unsurları vardır.憲法に認められた言語が23言語あり
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.Aber wie wir gehört haben, sprach Michael auch über all diese anderen Elemente.
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.Ale jak jste slyšeli, Michael mluvil i o všech těch ostatních prvcích videoher.
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.Ale jak słyszeliście, Michael mówił również o innych elementach.
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.Dar, aşa cum aţi auzit, Michael a vorbit şi despre toate celelalte elemente.
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.De amint hallottátok, Michael a többi összetevőről is mesélt.
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.마이클은 다른 요소들에 대해서도 말했다는 거죠.
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.Maar zoals jullie hoorden sprak Michael ook over allerlei andere dingen.
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.Ma come avete sentito, Michael ha parlato anche di tutti questi altri elementi.
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.Mais Michael parle également d'autres éléments.
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.Nhưng như các bạn đã nghe, Michael cũng nói về những yếu tố khác
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.Pero como escucharon, Michael habló sobre aquellos otros elementos tambien.
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.Tapi seperti yang Anda dengar, Michael juga berbicara tentang faktor-faktor ini.
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.Αλλά όπως ακούσατε, ο Μάικλ μίλησε επίσης και για άλλα στοιχεία.
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.Але, як ви почули, Майкл сказав і щодо інших складових.
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.Но как вы слышали, Майкл уже достаточно рассказал об этих и других элементах.
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.Но както чухте, Майкъл спомена всички останали елементи.
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.אבל כמו ששמעתם, מייקל דיבר גם על כל שאר האלמנטים האלו.
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.ولكن كما سمعتم، ميكيل تحدث عن كل تلك العناصر الأخرى كذلك
Ama duyduğunuz gibi, Michael tüm diğer unsurlardan da bahsetti.ゲームの影響は膨大で だから
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Ad ogni modo, ci sono sempre, per così dire, delle complicazioni.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Akárhogy is, mindig vannak valamiféle bonyodalmak.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Ale vždycky je tu nějaké "ale".
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Allerdings gibt es immer Komplikationen.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Bien sûr, il y a toujours des écueils.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Contudo, há sempre algumas complicações nisto.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Det finns emellertid komplikationer.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Hoewel, er zijn hierin altijd problemen.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Kakorkoli, pri tem so vedno obstajale težave.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.그러나, 언제나 문제점들이 있습니다.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Napriek tomu tu existujú isté komplikácie.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Sin embargo, no faltan cierto tipo de complicaciones en esto.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Totuşi există mereu ceva complicaţii în asta.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Tuy nhiên, luôn luôn có nhiều sự phức tạp trong vấn đề này.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Zawsze są pewne komplikacje.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Ωστόσο, υπάρχουν όλων των ειδών οι επιπλοκές σ' αυτό.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Обаче винаги има разни усложнения при тези неща.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Тем не менее, есть масса сложностей.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.Тим не менше, в цьому є безліч труднощів.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.ובכל זאת, תמיד יש סיבוכים.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.لكن، هناك دائماً تعقيدات في هذا.
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.それは脳の3つのシステム-情欲 恋愛 愛着がいつも同時にうまくは
Ama, karmaşa yaratan bir kaç unsur var.但係,有啲嘢都幾複雜
Ama sanat sürecinde yazarın yoluna çıkabilecek başka unsurlar da vardır.A művészeti folyamatnak vannak egyéb részei is, melyek akadályt jelenthetnek az író számára.
Ama sanat sürecinde yazarın yoluna çıkabilecek başka unsurlar da vardır.Cosas comparativamente más sencillas, como animar las escenas cinemáticas con voces.
Ama sanat sürecinde yazarın yoluna çıkabilecek başka unsurlar da vardır.Ma ci sono anche altri elementi nel processo artistico che possono mettersi sulla strada dello scrittore
Ama sanat sürecinde yazarın yoluna çıkabilecek başka unsurlar da vardır.Men der er andre elementer vedrørende spillets kunst, der kan komme i vejen for skribenten.
Ama sanat sürecinde yazarın yoluna çıkabilecek başka unsurlar da vardır.Vergleichsweise kleine Dinge, wie das Animieren von nachgesprochenen cut scenes.
Ama sanat sürecinde yazarın yoluna çıkabilecek başka unsurlar da vardır.Αλλά υπάρχουν και άλλα καλλιτεχνικά στοιχεία που μπορούν επίσης να μπουν στον δρόμο ενός σεναριογράφου.
Ama sanat sürecinde yazarın yoluna çıkabilecek başka unsurlar da vardır.Но есть и другие элементы графики, которые могут встать у писателей на пути.
Ancak bilgisayar sadece bir eldiven olmamalı, el sahiden de bilgisayarın gücünü yöneten unsur olmalı.그러나 컴퓨터는 단지 손에 끼는 글러브가 되면 안 됩니다. 손이야말로 컴퓨터를 움직이는 주체가 되어야 합니다.
Ancak bilgisayar sadece bir eldiven olmamalı, el sahiden de bilgisayarın gücünü yöneten unsur olmalı.Komputer nie powinien być tylko rękawicą dla dłoni, to ręka powinna kierować możliwościami komputera.
Ancak bilgisayar sadece bir eldiven olmamalı, el sahiden de bilgisayarın gücünü yöneten unsur olmalı.Ma il computer non dovrebbe essere solo il guanto della mano, la mano il vero pilota del calcolo.
Ancak bilgisayar sadece bir eldiven olmamalı, el sahiden de bilgisayarın gücünü yöneten unsur olmalı.Mas o computador não deve ser só a luva da mão. É a mão que deve conduzir o computador.
Ancak bilgisayar sadece bir eldiven olmamalı, el sahiden de bilgisayarın gücünü yöneten unsur olmalı.Но компьютер должен служить лишь орудием, которым управляет человек.
Ancak bilgisayar sadece bir eldiven olmamalı, el sahiden de bilgisayarın gücünü yöneten unsur olmalı.אבל המחשב אינו צריך להיות סתם הכפפה שעל היד; היד היא שצריכה להוביל את כוח המיחשוב.
Ancak bilgisayar sadece bir eldiven olmamalı, el sahiden de bilgisayarın gücünü yöneten unsur olmalı.ولكن ينبغي ألا يكون الكمبيوتر مجرد قفاز يد ، وينبغي أن تكون اليد هى محرك القوة الحاسوبية
Ancak bilgisayar sadece bir eldiven olmamalı, el sahiden de bilgisayarın gücünü yöneten unsur olmalı.手そのものが、コンピュータをドライブしなくてはいけない なぜなら、手は
Ancak, bu yeterli değildir; bunlar sadece yardımcı unsurlar, durumlardır.Ale to nie wystarczy. To tylko dodatki, warunki.