un ile cümle

un kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'un kötü bir soğuk algınlığı var.Tom has a bad cold.
Tom'un sırt ağrısı var.Tom has a backache.
Tom'un elleri arkasında bağlıydı.Tom's hands were tied behind his back.
Tom'un bavulunu açtırmada sorunu vardı.Tom had trouble getting his suitcase opened.
Tom'un ayakkabılarından birinin altına sakız yapışmıştı.Tom had some gum stuck on the bottom of one of his shoes.
Tom'un bir bomba yerleştirmek için çok fırsatı vardı.Tom had plenty of opportunity to plant the bomb.
Tom'un sadece bir bacağı vardı.Tom had only one leg.
Tom'un okuyacak bir şeyi yoktu.Tom had nothing to read.
Tom'un gizleyecek bir şeyi yoktu.Tom had nothing to hide.
Tom'un yiyecek bir şeyi yoktu.Tom had nothing to eat.
Tom'un içecek bir şeyi yok.Tom had nothing to drink.
Tom'un söyleyecek daha fazla şeyi yoktu.Tom had nothing more to say.
Tom'un ekleyecek daha fazla şeyi yoktu.Tom had nothing more to add.
Tom'un yiyecek bir şeyi kalmamıştı.Tom had nothing left to eat.
Tom'un içecek bir şeyi kalmamıştı.Tom had nothing left to drink.
Tom'un içecek suyu yoktu.Tom had no water to drink.
Tom'un boşa harcayacak zamanı yoktu.Tom had no time to waste.
Tom'un hikayeyi bitirecek zamanı yoktu.Tom had no time to finish the story.
Tom'un konuda hiçbir sözü yoktu.Tom had no say in the matter.
Tom'un onu yaparken hiçbir sorunu yoktu.Tom had no problem doing it.
Tom'un gidecek yeri yoktu.Tom had no place to go.
Tom'un yardım için başvuracağı kimsesi yoktu.Tom had no one to turn to for help.
Tom'un suçlamak için kendinden başka hiç kimsesi yoktu.Tom had no one but himself to blame.
Tom'un hiç parası yoktu.Tom had no money.
O zaman Tom'un yanında parası yoktu.Tom had no money with him at that time.
Tom'un taksiye ödeyecek parası yoktu.Tom had no money to pay for a cab.
Tom'un hiç parası kalmamıştı.Tom had no money left.
Tom'un oynayacak arkadaşı yok.Tom had no friends to play with.
Tom'un hiç yiyeceği yok.Tom had no food.
Tom'un kendini ifade etme fırsatı yoktu.Tom had no chance to express himself.
O zaman Tom'un cebinde elli doları vardı.Tom had fifty dollars in his pocket at the time.
Tom'un ünlü bir tenis oyuncusu olma hayalleri vardı.Tom had dreams of becoming a famous tennis player.
Daha gençken Tom'un siyah saçı vardı.Tom had dark black hair when he was younger.
Tom'un yüzünde düşünceli bir bakış vardı.Tom had a thoughtful look on his face.
Tom'un göğsünde bir ağrı vardı, bu yüzden o, hastaneye gitti.Tom had a pain in his chest, so he went to the hospital.
Tom'un dün öğleden sonra yapacak bir sürü işi vardı.Tom had a lot of work to do yesterday afternoon.
Tom'un biraz içeceği vardı.Tom had a little to drink.
Dün gece Tom'un konserinde büyük bir seyircisi vardı.Tom had a large audience at his concert last night.
Tom'un berbat bir baş ağrısı vardı.Tom had a hideous hangover.
Tom'un, iyi bir fikri vardı.Tom had a good idea.
Tom'un temiz bir vicdanı var.Tom had a clear conscience.
Tom'un farklı bir yüreği vardı.Tom had a change of heart.
Tom'un Boston'a seyahat etme şansı vardı.Tom had a chance to travel to Boston.
Tom'un kötü bir karın ağrısı vardı.Tom had a bad stomachache.
Tom'un gözlerine şampuan kaçmıştı.Tom got shampoo in his eyes.
Tom onu kimin söylediğini unuttu.Tom forgot who said it.
Tom ışığı kapatmayı unuttu.Tom forgot to turn off the light.
Tom gazı kapatmayı unuttu.Tom forgot to turn off the gas.
Tom şemsiyesini yanına almayı unuttu.Tom forgot to take his umbrella with him.
Tom adını imzalamayı unuttu.Tom forgot to sign his name.
Tom çalar saatini ayarlamayı unuttu.Tom forgot to set his alarm clock.
Tom zarfa bir pul yapıştırmayı unuttu.Tom forgot to put a stamp on the envelope.
Tom faturayı ödemeyi unuttu.Tom forgot to pay the bill.
Tom kapıyı kilitlemeyi unuttu.Tom forgot to lock the door.
Tom dün gece köpeği beslemeyi unuttu.Tom forgot to feed his dog last night.
Tom ödevini yapmayı unuttu.Tom forgot to do his homework.
Tom önemli bir şey unuttu.Tom forgot one important thing.
Tom'un canı tekrar Boston'a gitmek istedi.Tom felt like going to Boston again.
Tom'un canı yürüyüş için dışarı çıkmak istedi.Tom felt like going out for a walk.
Tom'un canı vazgeçmek istedi.Tom felt like giving up.

İlgili Sayfalar