un ile cümle

un kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bill Clinton'un vergileri yükselteceğini söyledi.He said Bill Clinton would raise taxes.
O bir üniversite öğrencisi oldu ve evlendi.He became a university student and got married.
O, üniversiteye gitmek için ihtiyacı olan parayı kazandı.He earned the money he needed to go to college.
O eski bir üniversite profesörü ve araştırmacısıydı.He was a former university professor and researcher.
İngiliz büyük elçisi Burr'un planını sevdi.The British ambassador liked Burr's plan.
İngilizlerin New York'un Hudson Nehri boyunca askeri üsleri vardı.The British had military bases along New York's Hudson River.
Napolyon'un, İngiltere ile bir savaş için paraya ihtiyacı vardı.Napoleon needed money for a war with Britain.
Bütün Amerikalılar Wilson'un görüşünü paylaşmadı.Not all Americans shared Wilson's opinion.
Washington'un ordusu Trenton'u ele geçirdi.Washington's army has captured Trenton.
Lincoln'un planı iyiydi.Lincoln's plan was good.
McClellan Lincoln'un korkularını yatıştırmak için çalıştı.McClellan tried to calm Lincoln's fears.
Birçok kişi Lincoln'un o adam olabileceğini düşündü.Many people thought Lincoln could be that man.
Kongre'nin her iki meclisi Jefferson'un teklifini onayladı.Both houses of Congress approved Jefferson's proposal.
Thomas Jefferson 1809'un Mart ayında Beyaz Saray'dan ayrıldı.Thomas Jefferson left the White House in March of 1809.
Hamilton'un fikirleri aşırıydı.Hamilton's ideas were extreme.
Hamilton'un fikirleri popüler değildi.Hamilton's ideas were not popular.
Rockefeller New York'un valisiydi.Rockefeller was governor of New York.
Madison'un ilk dört yılı kolay değildi.Madison's first four years were not easy.
1835'te, bir varil un altı dolara mal olurdu.In 1835, a barrel of flour cost six dollars.
Kongre nihayet Wilson'un önerilerini onayladı.Congress finally approved Wilson's proposals.
Truman'ın asla unutmayacağı bir öğleden sonraydı.It was an afternoon Truman would never forget.
Hamilton'un arkadaşlarından biri kuralları açıkladı.One of Hamilton's friends explained the rules.
Burr, Hamilton'un cevaplarından memnun değildi.Burr was not satisfied with Hamilton's answers.
Benjamin Harrison'un kampanyası iyi organize edilmişti.Benjamin Harrison's campaign was well-organized.
Bazıları Nixon'un yargılanması gerektiğine inanıyordu.Some believed Nixon should have been put on trial.
Kylie Minogue'un konserini izlemek istiyorum.I want to watch the concert of Kylie Minogue.
Windows'un Çalışma Grubu 3.11 için tek eksik özelliği Türkçe klavye düzenidir.The only missing feature of Windows for Workgroups 3.11 is Turkish keyboard layout.
Uyumadan önce televizyonu kapatmayı unuttum.I forgot to turn off the television before going to sleep.
Yatmadan önce televizyonu kapatmayı unuttum.I forgot to turn off the television before going to bed.
Büyük anne hamur ona yapışmasın diye oklavanın üstüne un serpti.Grandma sprinkled flour on the rolling pin so the dough wouldn't stick to it.
Tux, Linux'un maskotudur.Tux is the mascot for Linux.
Lütfen beni Ho Chi Minh Açık Üniversitesi'ne götürün!Please lead me to Ho Chi Minh Open University!
Sözlerini unutmadım.I didn't forget your words.
O, üniversiteden mezun olduğunda sadece 18 yaşındaydı.She was only 18 when she graduated from university.
Bu roman ünlü bir Amerikan yazar tarafından yazılmıştır.This novel was written by a famous American writer.
O ünlü bir ressam oldu.She became a famous painter.
Napolyon'un ordusu Moskova'ya kadar ilerledi.Napoleon's army advanced up to Moscow.
Bu ünlü orkestra şefi New York'ta yaşıyor.This famous conductor lives in New York.
Erkek kardeşinin adını unuttum; onun adı nedir?I forgot the name of your brother; what's his name?
Yaşarken tanınmayan birçok büyük düşünür ölümden sonra ünlü oldu.Many great thinkers who were unknown while alive became famous after death.
Ewondo, Kamerun'un Ewondo kabilesi tarafından konuşulan dildir.Ewondo is the language spoken by the Ewondo tribe of Cameroon.
Ben Hyogo Üniversitesi'nde kırk yaşındaki bir öğrenciyim.I'm a forty-year-old student at Hyogo University.
Tom'un açıklaması özenle hazırlanmış.Tom's explanation is very elaborate.
Polyphemus'un, Neptün'ün oğlu, önünde sadece bir gözü vardı.Polyphemus, son of Neptune, had only one eye in the front.
Sanırım John'un Jane ile olan ilişkilerini çok fazla okuyorsun.I think you're reading too much into John's relationship with Jane.
Üniversitede bir kalem kullanıyorsun.You use a pen in a university.
Geçen hafta sonu John'un evindeydik.We were at John's house last weekend.
Dr. George'un sekreteri Japon'dur.Dr. George's secretary is Japanese.
O, daha sonra aramasını rica etti fakat o unuttu.She asked him to call her later, but he forgot to.
O, ona bir hediye aldığını unuttu.She forgot that she bought him a present.
O, dün gece onu aramak için söz verdiğini unuttu.She forgot that she had promised to call him last night.
O ona yazmayı unuttu.She forgot to write him.
O, üniversiteye gitmek istediğini açıkça ortaya koydu.She made it plain that she wanted to go to college.
O, üniversiteye gitmek için kararını verdi.She made up her mind to go to college.
O, ünlü olmadan önce onun peşinde koşmaya başladı.She started pursuing him before he became famous.
Bana bir kağıt vinci nasıl katlayacağını öğret. Onu nasıl katlayacağımı unuttum.Teach me how to fold a paper crane. I forgot how to fold it.
Bu sonuçlarla, üniversiteye gidemeyeceksin.With those results, you won't be able to go to university.
Oh hayır! Cüzdanımı unuttum.Oh no! I forgot my wallet.
Tom üniversite öğrencisi.Tom is a university student.
Henri IV'ün beyaz atı ne renk?What colour is Henri IV's white horse?

İlgili Sayfalar