umut vermek ile cümle

umut vermek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
38
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Asla sana umut vermek istememiştim.I never meant to get your hopes up.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.We are there to inspire, to provoke, to mobilize, to bring hope to our people.
İnsanlara ilham ve umut vermek.To inspire people, to give hope to some people.
Kök hücre ve transgenik hayvan modellerindeki çalışmalar birçok hastalığın tedavisi için umut vermektedir.Kõhunäärme ja kõhunäärme rakkude siirdamine on võimalik ravi mõningatel haigusjuhtumitel.
İnsanlara ilham ve umut vermek.Aby ostatní lidi inspirovali, aby jim dali naději.
İnsanlara ilham ve umut vermek.Để truyền cảm hứng cho mọi người, để đem đến hy vọng cho một số người khác.
İnsanlara ilham ve umut vermek.För att inspirera folk, för att skänka hopp åt några.
İnsanlara ilham ve umut vermek.Inspirar personas; darle esperanza a alguien.
İnsanlara ilham ve umut vermek.Ispirare persone, dare speranza alle persone.
İnsanlara ilham ve umut vermek.영감을 불어넣기 위해 사람들에게 희망을 주기 위해
İnsanlara ilham ve umut vermek.Ktoś znajdzie tam natchnienie, ktoś nadzieję.
İnsanlara ilham ve umut vermek.Menschen zu inspirieren, einigen Menschen Hoffnung zu geben.
İnsanlara ilham ve umut vermek.Navdihovanje ljudi, dajanje upanja nekaterim.
İnsanlara ilham ve umut vermek.Om mensen te inspireren, om sommige mensen hoop te geven.
İnsanlara ilham ve umut vermek.Untuk mengilhami orang-orang, dan memberi harapan kepada orang lain.
İnsanlara ilham ve umut vermek.Για να εμπνεύσουμε κάποιους ανθρώπους, να δώσουμε ελπίδα σε κάποιους ανθρώπους.
İnsanlara ilham ve umut vermek.Обнадёжить людей, дать кому-то надежду.
İnsanlara ilham ve umut vermek.لإلهام الناس، وإعطاء الأمل لبعض الناس.
İnsanlara ilham ve umut vermek.これは世界に違いをもたらすはずです
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Chúng tôi truyền cảm hứng, khơi gợi, động viên và mang đến hy vọng cho đồng bào Iran.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Estamos ahí para inspirar, provocar, movilizar y para llevar esperanza a nuestra gente.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Estamos lá para inspirar, para provocar, para mobilizar, para trazer a esperança ao nosso povo.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Inspirálnunk, provokálnunk, mozgósítanunk kell az embereinket, reményt kelteni bennük.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Inspirujemy, prowokujemy, mobilizujemy i przynosimy nadzieję Irańczykom.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Jsme zde, abychom inspirovali, provokovali mobilizovali, abychom svému lidu přinesli naději.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Kami ada untuk menginspirasi, mendorong, menggerakkan, membawa harapan bagi bangsa kami.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.저희는 영감을 주고, 도발하고, 동원시키고, 국민들이 희망을 가질 수 있도록 노력합니다.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Nous sommes là pour inspirer, pour provoquer, pour mobiliser, pour donner de l'espoir à notre peuple.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Siamo lì per ispirare, provocare, mobilitare, dare speranza al nostro popolo.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Suntem acolo să inspirăm, să provocăm, să mobilizăm să aducem speranță poporului nostru.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.We zijn er om te inspireren, te provoceren, te mobiliseren, om onze mensen hoop te bieden.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Wir sind hier, um zu inspirieren, zu provozieren, zu mobilisieren, den Menschen Hoffnung zu bringen.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Είμαστε εκεί για να εμπνέουμε, να προκαλούμε, να κινητοποιούμε, να φέρνουμε ελπίδα στο λαό μας.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Ми маємо надихати, провокувати, мобілізувати, дати надію нашому народу.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Мы пришли, чтобы вдохновлять, провоцировать, мобилизовать, нести людям надежду.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.אנחנו שם בשביל לנסוך השראה, לגרות, לנייד, להביא תקווה לעמנו.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.نحن موجودون هناك لإلهام وإثارة، لتعبئة، لجلب الأمل لشعبنا.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.喚起・刺激・結集して 幸福をもたらしています 私たちは国外に対する

İlgili Sayfalar