Kabileler arası iç mücadelenin kontrolünü ele geçirerek Maskat ve Umman'ı bir araya getirdi.Beide probeerden door gewapende conflicten of intriges het Mogolhof naar hun hand te zetten.
Beklemeli, ummalı!Afwachten of verwachten?
Bir yıl sonra, Danny Hunter'ın esir tutulduğu Umman'a çağrılır.Rok później, Danny wezwany zostaje do Omanu, gdzie w formie zakładnika przetrzymywany jest Hunter.
Beklemeli, ummalı!Kocham, czekam.
Tom'un ailesine yardımcı olmayı ummaktadır.Żona Toma prezentowała jej swoją rodzinę.
Melikşah amcasını affedip onu Umman'a emir olarak göndermeye razı olur gibi idi.Po drodze anioł Boga zatrzymał jego oślicę i nakazał mu powiedzieć tylko to, co kazał Bóg.
Ama hiç ummadıkları bir şekilde...Gdyby choć podejrzewali, jak było naprawdę...
Ancak kimsenin işleri yolunda gitmez ve ummadıkları şeylerle yüzleşmek zorunda kalırlar.Jak ludzie radzą sobie z sytuacjami, na które nie ma rady?
Umman ziyaretçilerinin duruma göre vize almaları gerekir.Jednak sposoby podłączenia muszą mieć swoje odzwierciedlenie w adresowaniu VISA.
İsrail vatandaşları Umman'a kabul edilmemektedir.Nie jest on uznawany przez Izrael za ortodoksyjny.
Koruma alanının %90'lık kısmı Umman tarafından kaldırıldı için, UNESCO alanı listeden çıkardı.Telefon, na 90 procentach powierzchni, chroni obudowa z nierdzewnej stali.
Öte taraftan "Umman İbadileri" kendilerinin Haricîler'in bir dalı oldukları savını kabul etmemektedirler.Zważaj na to, co ludzie czynią, a nie tylko na ich słowa, bo czyny zdradzą kłamstwo.
Umman'da zulmün olmamasına rağmen cemaatin 1900'den önce yok olduğuna inanılır.Trots brist på förföljelse i Oman menas samhället att ha försvunnit före 1900.
718, Umman - ö.Avsnitt 317 – Skiter ihjäl sig.
Umman, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Yemen'de bulunur.Den har påträffats i Oman, Saudiarabien, Förenade arabemiraten och Jemen.
Umman'da yapılan bir araştırmada hatta ot bile yediği görülmüştür.Enligt en undersökning som gjordes i Oman äter den till och med gräs.
Umman Sultanlığı 186.Султанат Оман 186.
Tom'un ailesine yardımcı olmayı ummaktadır.Томе стала для них прийомною матір'ю.
Almanlar Fransız Haçlı Sefercileri ile Konstantinopolis'te buluşmayı ummaktaydılar.У Константинополі вони отримали французькі візи.
Orta Doğuya taşınmış ve Umman'daki Intercontinental otellerinde çalışmaya başlamıştır.Він летить до землі, але раптово прокидається в готелі в Темсі.
Tom'un ailesine yardımcı olmayı ummaktadır.Nicole požádá o pomoc svého otce.
16. Asla (ummasın)!Nikdy, nikdy, nikdy!
Melikşah amcasını affedip onu Umman'a emir olarak göndermeye razı olur gibi idi.Když se stal křesťanem, požadoval Anui svou dceru zpět, a když mu nebylo vyhověno, rozhodl se Potombu zabít.
Umman vatandaşları Yeni Zelanda'ya vizesiz gidebilmektedirler.Někteří ptáci dorazí až na Nový Zéland.
Umman Sultanlığı 186.Tučné výkupné 186.
Köyün dört bir tarafı Umman tarafından çevrelenmiştir.Obklopena je šesti světicemi z každé strany.
Orta Doğuya taşınmış ve Umman'daki Intercontinental otellerinde çalışmaya başlamıştır.S-a mutat în Orientul Mijlociu și a început să lucreze la hotelurile Intercontinental din Oman.
Umman Sultanlığı 186.Sultanatul Oman 186.
Şehirde Bingley’le karşılaşmayı da ummaktadır.Elizabeth are ocazia să-l întâlnească și pe Bingley.
Ama hiç ummadıkları bir şekilde...Deci, dacă nu te superi...
Beluç birlikleri, Umman Ordusunun önemli bir bölümünü oluşturuyordu.Ghinionul e că era o companie de rezerviști din Armata Populară...
18 Kasım 1940, Salalah, Umman) Mevcut Umman sultanı.18 noiembrie 1940) este sultanul Omanului.
Umman Burnu üzerinde konumlanır.Clientul se conectează la NAS.
Bir yıl sonra, Danny Hunter'ın esir tutulduğu Umman'a çağrılır.Egy évvel később, 1981-ben Dannyt Ománba invitálják, ahol Huntert fogságban tartják.
Tom'un ailesine yardımcı olmayı ummaktadır.Verő Tamásnak a felesége.
Umman devleti ayaklanmayı ingiliz ve İran yardımıyla bastırabildi.A zofári lázadást 1978-ra brit és iráni segítséggel tudta leverni.
16. Asla (ummasın)!Nemzeti Front: Nem, nem, soha!
Umman Sultanlığı 186.Ománi Szultánság 186.
Kader ağlarını öyle bir örer ki hayatınız hiç ummadığınız bir şekilde değişiverir...Öten kerülnek a döntőbe, akik azt remélik, hogy az életük gyökeresen megváltozik...
Ama hiç ummadıkları bir şekilde...Úgy, hogy annak nem vagyunk tudatában...
Bugün özellikle Umman'da varlığını sürdürmektedir.Napjainkban különösképp Brazíliában népszerű.
Umman Sultanlığı 186.Omanin sulttaanikunta 186.
Ancak babası Tuba'yı hiç ummadığı bir yolculuğa çıkartır.Myöhemmin Flavia kuulee isänsä huoneesta riitelyä, jota ei ole hänen kuultavakseen tarkoitettu.
Ummagumma, Pink Floyd'un 1969'da çıkardığı progresif ve psychedelic müzik tarzında olan bir çift albümdür.Ummagumma on Pink Floydin vuonna 1969 julkaisema tupla-albumi.
Tom'un ailesine yardımcı olmayı ummaktadır.Ο ίδιος βασίζεται στην μητέρα του, η οποία τον βοηθάει.
1971 - Umman, Arap Birliği'ne katıldı.1971 - Το Ομάν προσχωρεί στον Αραβικό Σύνδεσμο.
16. Asla (ummasın)!16: Νο.
Umman Sultanlığı 186.Σουλτανάτο του Ομάν 186.
İskoç ordusunun böyle disiplinli bir taarruz yapabileceğini hiç ummamıştı."Ποτέ ο στρατός δεν ήταν τόσο πειθαρχημένος.
Umman Sultanlığı 186.Sultanat af Oman 186.
İleriki yıllarda gereken ilğiyi göreceğini ummaktayız.På kortskuddene ses behåringen i mange år.
Ama hiç ummadıkları bir şekilde...Ja, men under helt andre omstændigheder end forventet...
Umman Air Umman'in ulusal havayoludur.Oman Air er det nationale flyselskab fra Oman.
Umman Merkez Bankası tarafından dağıtılır.Det skulle finansieres via admiralens egne banker.
Bir yıl sonra, Danny Hunter'ın esir tutulduğu Umman'a çağrılır.Ett år senere reiser Danny til Oman, hvor Hunter blir holdt fanget.
İbadi'ler öncelikle Umman'da bulunur.De er først og fremst doers.
1971 - Umman, Arap Birliği'ne katıldı.1974 – Somalia blir med i Den arabiske liga.
Ama hiç ummadıkları bir şekilde...Ja, men under helt andre omstendigheter enn forventet...
Umman vatandaşları Yeni Zelanda'ya vizesiz gidebilmektedirler.Innbyggerne har nyzealandsk statsborgerskap og kan fritt bosette seg i New Zealand.
Orta Doğuya taşınmış ve Umman'daki Intercontinental otellerinde çalışmaya başlamıştır.Ia pindah ke Timur Tengah, dimulai dengan hotel Intercontinental di Oman.