Elbette bu canlılık eşiğine ulaşır.És természetesen ezzel elértük az életképességi küszöböt.
Elbette bu canlılık eşiğine ulaşır.물론, 그것은 생존능력의 한계에 도달합니다
Elbette bu canlılık eşiğine ulaşır.là,tôi đã hơi ác, tôi lại tăng nhiệt độ lên. và tất nhiên nó chạm ngưỡng sự sống.
Elbette bu canlılık eşiğine ulaşır.Natuurlijk bereikt het de levensvatbaarheidsdrempel.
Elbette bu canlılık eşiğine ulaşır.Și, bineînțeles, ajunge din nou la pragul de viabilitate.
Elbette bu canlılık eşiğine ulaşır.Y por supuesto, alcanzó el umbral de viabilidad.
Elbette bu canlılık eşiğine ulaşır.Znów dotarły do granicy przeżywalności.
Elbette bu canlılık eşiğine ulaşır.Και φυσικά, έφτασε το όριο της βιωσιμότητας.
Elbette bu canlılık eşiğine ulaşır.И разбира се, те достигат прагът на жизненоспособност.
Elbette bu canlılık eşiğine ulaşır.І, звичайно ж, середовище знову досягло порогу життєспроможності.
Elbette bu canlılık eşiğine ulaşır.שפשוט הייתי רע ושוב העלתי את ה"חום".
Elbette bu canlılık eşiğine ulaşır.وبالطبع وصل الى عتبة الجدوى
Elbette bu canlılık eşiğine ulaşır.もう一度お見せしましょう すばらしい分布ですからね
Elbette, uzaklık normal anlamda, yani şehir merkezinden giderek uzaklaştıkça daha uzak bölgelere ulaşırsınız.물론, 소외지역이라는 것은 상식적으로 도시의 중심에서 점점 멀어질 수록 점점 소외된 지역인 것이지요.
Elbette, uzaklık normal anlamda, yani şehir merkezinden giderek uzaklaştıkça daha uzak bölgelere ulaşırsınız.W powszechnym rozumieniu oddalenie oznacza, że oddalając się od miast docieramy na odludzie.
Elbette, uzaklık normal anlamda, yani şehir merkezinden giderek uzaklaştıkça daha uzak bölgelere ulaşırsınız.כמובן ריחוק במובן הרגיל, שפירושו, ככל שאתה מתרחק ממרכז עירוני, אתה מגיע אל אזורים מרוחקים.
Elbette, uzaklık normal anlamda, yani şehir merkezinden giderek uzaklaştıkça daha uzak bölgelere ulaşırsınız.بالطبع، البُعد في معناه العادي، يعني أنك كلما تذهب أبعد وأبعد من المراكز الحضرية، فأنت تصل لمناطق نائية .
Elbette, uzaklık normal anlamda, yani şehir merkezinden giderek uzaklaştıkça daha uzak bölgelere ulaşırsınız.都市中心部から遠方へ 離れていくことを意味します 教育現場では何が起こるでしょうか?
En'in "B"ye ulaşmasından kaç dakika sonra Beti, "A"ya ulaşır?25 минути.
En'in "B"ye ulaşmasından kaç dakika sonra Beti, "A"ya ulaşır?Det er så lang tid, det tog Betty at køre den her distance.
En'in "B"ye ulaşmasından kaç dakika sonra Beti, "A"ya ulaşır?Quindi questo e' quanti minuti ci sono voluti a Betty per percorrere questa distanza.
En'in "B"ye ulaşmasından kaç dakika sonra Beti, "A"ya ulaşır?Колко минути след като Ан достигне точка B,
Evet! Bu boşluk ne kadar büyük olursa olsun, düz gitmeye devam edersek kenarına ulaşırız!Jak duże by to nie było, jeśli pójdziemy przed siebie, dotrzemy do krańca.
Evet! Bu boşluk ne kadar büyük olursa olsun, düz gitmeye devam edersek kenarına ulaşırız!Vaikka paikka olisi kuinka suuri, tulemme ennen pitkää reunalle.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.A férjes asszony megragadja a gyermekével, an házas one eléri a neki ékszerdoboz.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.Avioliitossa oleva nainen tarttuu hänen vauva; naimaton yksi pääsee hänen koru-ruutuun.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.Een getrouwde vrouw grijpt naar haar baby; een ongehuwde een bereikt voor haar jewel-box.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.Eine verheiratete Frau greift nach ihrem Baby, ein unverheiratete erreicht man ihr Schmuckkästchen.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.En gift kvinde fat på hendes barn, en ugift man når til hendes juvel-box.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.En gift kvinna tar tag i sitt barn, ett ogift man når till hennes juvel-box.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.Một người phụ nữ kết hôn lấy em bé; chưa lập gia đình một trong đạt đến hộp ngọc của cô.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.O femeie căsătorită Graiferi la copilul ei; o un celibatar ajunge pentru ea bijuterie-box.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.Poročena ženska zagrabi na svojega otroka; neporočeni prihaja do za njo jewel-box.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.Seorang wanita menikah meraih pada bayinya, sebuah satu menikah meraih kotak perhiasan-nya.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.Uma mulher casada agarra seu bebê; um uma solteira chega para sua caixa de jóias.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.Una donna sposata afferra al suo bambino, un uno non sposate raggiunge per il suo scrigno.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.Una mujer casada coge a su bebé, un una soltera llega a su joyero.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.Une femme mariée saisit à son bébé; une une célibataire atteint pour son écrin.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.Vdaná žena vezme na své dítě; svobodný člověk dosáhne její jewel-box.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.Vydatá žena vezme na svoje dieťa; slobodný človek dosiahne jej jewel-box.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.Zamężna kobieta chwyta się jej dziecko; niezamężne osiągnie się dla niej klejnot-box.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.Μια παντρεμένη γυναίκα, αρπάζει το μωρό της στο? Ένα άγαμα έναν φτάνει για κοσμηματοθήκη της.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.Една омъжена жена грабва бебето си; несемейни достига за нея бижу кутия.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.Заміжня жінка хапається за дитиною; незаміжніх один тягне до неї джевел-упаковці.
Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.Замужняя женщина хватается за ребенком; незамужних один тянется к ней джевел-упаковке.
Geçerlerken, düşük enerji düzeyine ulaşırlar ve dışarıya enerji salarlar.A jak se předávají, uvolňují energii a tím přechází do nízkoenergetického stavu.
Geçerlerken, düşük enerji düzeyine ulaşırlar ve dışarıya enerji salarlar.Dan karena mereka bisa ditransfer mereka pergi ke energi yang lebih rendah negara dan melepaskan energi.
Geçerlerken, düşük enerji düzeyine ulaşırlar ve dışarıya enerji salarlar.옮겨지면서 전자가 저에너지 상태로 되면서 에너지를 방출하는 겁니다
Geçerlerken, düşük enerji düzeyine ulaşırlar ve dışarıya enerji salarlar.Mas, se olharem para os dois lados da equação, o erro foi que são necessários dois hidrogénios.
Geçerlerken, düşük enerji düzeyine ulaşırlar ve dışarıya enerji salarlar.Podczas tej wędrówki wytracają swoją energię i uwalniają ją.
Geçerlerken, düşük enerji düzeyine ulaşırlar ve dışarıya enerji salarlar.Y mientras son transferidos pasan a tener menos un estado energético menor y desprenden energía.
Geçerlerken, düşük enerji düzeyine ulaşırlar ve dışarıya enerji salarlar.И когда электрон переносится , он приобретает более низкую энергию и он выделяет энергию.
Geçerlerken, düşük enerji düzeyine ulaşırlar ve dışarıya enerji salarlar.Під час переносу, електрони переходять у нижчий енергетичний стан і вивільняють енергію.
Genelde böyle başlarız ve şuna ulaşırız. -Normalmente nós começamos com alguma coisa como isso e então nós chegamos a algo como isso...
Genelde böyle başlarız ve şuna ulaşırız. -Więc normalnie zaczynamy tutaj, a kończymy tutaj.
Genelde böyle başlarız ve şuna ulaşırız. -عادة ما نبدأ بشيء مثل هذا، ونحن انتقل إلى شيء من هذا القبيل.
Genelde burda ulaşırsınız.De obicei ajungi în acest punct.
Genelde burda ulaşırsınız.Di solito si arriva circa qui.
Genelde burda ulaşırsınız.En général on arrive pile ici.
Genelde burda ulaşırsınız.보통 이 정도에서부터 개입을 하게 됩니다.