uçuyor ile cümle
uçuyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Her sabah çiftliğe gelmek için 241 kilometre uçuyorlar.Всяка сутрин те прелитат 150 мили до фермата.
Her sabah çiftliğe gelmek için 241 kilometre uçuyorlar.כל בוקר, הם עפים 240 ק"מ לחווה.
Her sabah çiftliğe gelmek için 241 kilometre uçuyorlar.وكل صباح تطير .. 150 ميلاً إلى المزرعة ..
Hey çocuklar, uçuyorsunuz...Ach, to jste vy, kluci. A to vaše plování.
Hey çocuklar, uçuyorsunuz...Et vous êtes flottantes. Charlie, faisons de la plongeé sous-marine, Charlie.
İlkel insan ise dünyay bakıp sadece gülümsüyor. Uçağa bakın, bu zımbırtı nasıl uçuyor diye sormuyor.Но примитивният човек просто гледа света и се усмихва, той не поглежда самолета и не казва:
İnsan bir şehrin üzerinde uçuyor, bir düğmeye basıyor... ...ve o şehirdeki herkesi nükleer silahlarla yakıyor.Člověk letí nad městem, zmáčkne tlačítko a spálí každého ve městě nukleárními zbraněmi.
İnsan bir şehrin üzerinde uçuyor, bir düğmeye basıyor... ...ve o şehirdeki herkesi nükleer silahlarla yakıyor.Človek leti nad mestom, pritisne gumb in vse prebivalce tega mesta ubije z jedrskim orožjem.
İnsan bir şehrin üzerinde uçuyor, bir düğmeye basıyor... ...ve o şehirdeki herkesi nükleer silahlarla yakıyor.Człowiek przelatuje nad miastem, naciska guzik i spala wszystkich mieszkańców przy pomocy bomby atomowej.
İnsan bir şehrin üzerinde uçuyor, bir düğmeye basıyor... ...ve o şehirdeki herkesi nükleer silahlarla yakıyor.De mens vliegt over een stad, klikt op een knop en verbrand iedereen met nucleaire wapens.
İnsan bir şehrin üzerinde uçuyor, bir düğmeye basıyor... ...ve o şehirdeki herkesi nükleer silahlarla yakıyor.Der Mensch fliegt über eine Stadt, drückt einen Knopf und verbrennt jeden in der Stadt mit Atomwaffen.
İnsan bir şehrin üzerinde uçuyor, bir düğmeye basıyor... ...ve o şehirdeki herkesi nükleer silahlarla yakıyor.Ihminen lentää kaupungin ylle, painaa nappia ja polttaa kaupungin ihmiset ydinaseilla.
İnsan bir şehrin üzerinde uçuyor, bir düğmeye basıyor... ...ve o şehirdeki herkesi nükleer silahlarla yakıyor.L'homme survole une ville, presse un bouton et incendie tous ses habitants par l'arme nucléaire.
İnsan bir şehrin üzerinde uçuyor, bir düğmeye basıyor... ...ve o şehirdeki herkesi nükleer silahlarla yakıyor.L'uomo vola sopra una città, preme un bottone e brucia tutti gli abitanti della città con le armi nucleari.
İnsan bir şehrin üzerinde uçuyor, bir düğmeye basıyor... ...ve o şehirdeki herkesi nükleer silahlarla yakıyor.Människan flyger över en stad, trycker på en knapp och bränner varenda människa i staden med kärnvapen.
İnsan bir şehrin üzerinde uçuyor, bir düğmeye basıyor... ...ve o şehirdeki herkesi nükleer silahlarla yakıyor.Ο άνθρωπος πετά πάνω από την πόλη, πιέζει ένα κουμπί και καταστρέφει τα πάντα στην πόλη με πυρηνικά όπλα.
İnsan bir şehrin üzerinde uçuyor, bir düğmeye basıyor... ...ve o şehirdeki herkesi nükleer silahlarla yakıyor.Человек пролетает над городом, нажимает на кнопку и сжигает всех жителей атомным оружием.
İnsan bir şehrin üzerinde uçuyor, bir düğmeye basıyor... ...ve o şehirdeki herkesi nükleer silahlarla yakıyor.Човекът прелита над някой град, натиска бутон и изпепелява всички в града с атомно оръжие.
İnsan bir şehrin üzerinde uçuyor, bir düğmeye basıyor... ...ve o şehirdeki herkesi nükleer silahlarla yakıyor.الانسان يطير فوق مدينة، ويضغط على زر ويحرق الجميع في تلك المدينة بسلاح نووي.
JC: Ve sen genelde böyle mi uçuyorsun?JC: 비행시 주로 그렇게 나는지요?
JC: Ve sen genelde böyle mi uçuyorsun?UE: だいたいはヘルメットをつけています 山の中ではいつもヘルメットです
JC: Ve sen genelde böyle mi uçuyorsun?ג' כ: וככה אתה טס בדרך כלל?
JC: Ve sen genelde böyle mi uçuyorsun?أذا هكذا تطير دائماً ؟
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!Euphorie. Es war wunderbar.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Gelach) O! Ik was zó gelukkig.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!행복감. 아름다왔어요.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Latter) Åh! Jeg følte mig euforisk.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Naurua) Voi! Oloni oli euforinen. Euforinen.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Nevetés) Ó! Eufóriát éreztem.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!Oh! Senti euforia.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Râsete) O! Am simțit euforie.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Rires.) Oh ! J'étais euphorique.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Risas). ¡Oh! ¡Me sentía eufórica!
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Risate) Oh! Mi sentivo euforica, euforica.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Skratt) Åh! Jag kände eufori.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Smeh) Oh! Bila sem evforična!
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Smích) Óóó, byla jsem v euforii.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Smiech) Oh! Cítila som sa euforicky.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Śmiech)
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Tawa) Oh! Saya merasakan eforia.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Tiếng cười) Ôi! Tôi cảm nhận niềm hân hoan.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!Ένιωθα ευφορία.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Смех) О, я почувствовала эйфорию.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Сміх) Ох! Я відчувала ейфорію - ейфорію!
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(Смях) О! Усещах еуфория.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum![צחוק] הו! חשתי התעלות.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!(ضحك)نعم! شعرت بالبهجة.
(Kahkahalar) Mutluluktan uçuyordum!幸福 とても素敵でした
Kalede adeta uçuyordu.Il se déchainait.
Kalede adeta uçuyordu.미친 듯 경기에 열중하게 되었습니다.
Kalede adeta uçuyordu.legte voll los.
Kalede adeta uçuyordu.翌シーズン、攻撃陣がシュートを立て続けに放つ中
Kendine güveni geri geldikten sonra, harika maçlar çıkarıyor, Kalede adeta uçuyordu.Dengan percaya diri sebesar itu, dia tidak lagi gentar. beban di pundaknya terlepas.
Kendine güveni geri geldikten sonra, harika maçlar çıkarıyor, Kalede adeta uçuyordu.Si vedeva che era sicuro di sé, e quella sicurezza gli ha permesso di non aver paura a buttarsi in campo.
Kerala burada yukarıda uçuyor, ABD ile aynı sağlık düzeyini yakalamış ama ekonomide değil.Il Kerala vola lassù, con una salute pari a quella degli USA, ma non l'economia.
Kerala burada yukarıda uçuyor, ABD ile aynı sağlık düzeyini yakalamış ama ekonomide değil.Kerala berada di atas sana, menyamai Amerika Serikat di kesehatan, tapi tidak dalam perekonomiannya.
Kerala burada yukarıda uçuyor, ABD ile aynı sağlık düzeyini yakalamış ama ekonomide değil.Kerala er flyvende heroppe, samme sundhedstilstand som USA men ikke samme økonomi.
Kerala burada yukarıda uçuyor, ABD ile aynı sağlık düzeyini yakalamış ama ekonomide değil.Kerala está a voar ali em cima, igualando os EUA na saúde, mas não na economia.
Kerala burada yukarıda uçuyor, ABD ile aynı sağlık düzeyini yakalamış ama ekonomide değil.Kerala hingegen ist ganz oben gleichauf mit der Gesundheit der USA, nicht aber in der Wirtschaft.
Kerala burada yukarıda uçuyor, ABD ile aynı sağlık düzeyini yakalamış ama ekonomide değil.Kerala letí tady nahoře, srovnatelně se Spojenými státy v oblasti zdraví, ale ne ekonomiky.