uçur ile cümle
uçur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim."Dia berkata, "Saya dapat memotong kepalamu dan menghidupkan kamu kembali."
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim."Dijo, "Puedo cortarte la cabeza de inmediato y revivirte de regreso."
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim."Er sagte: " Ich kann dir den Kopf abhacken und dich danach wieder lebendig machen."
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim.""Eu posso cortar-te a cabeça agora mesmo e depois dar-te vida novamente." Eu disse:
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim."Han sa: "Jag kan halshugga dig här och nu, och sedan återföra dig till livet."
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim."Il a dit : " Je peux te trancher la tête tout de suite et te ramener à la vie."
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim.""Képes vagyok itt helyben levágni a fejed, és aztán fel is tudlak éleszteni."
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim."그는 말했습니다. "나는 당신의 머리를 잘라 버린 다음 다시 당신을 살릴 수 있습니다."
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim.""Misschien hebben we daar nu even geen tijd voor," (Gelach)
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim.""Můžu ti useknout hlavu tady a teď, a pak tě znova oživit."
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim."Ông nói, "Tôi có thể chặt đầu anh ngay bây giờ và sau đó hồi sinh lại."
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim."Povedal, "Môžem ti odseknúť hlavu v momente a zasa ťa vzkriesiť."
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim."Powiedział: "Mogę odrąbać ci teraz głowę i ponownie przywrócić cię do życia."
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim.""Sono in grado di tagliarti subito la testa e riportarti alla vita."
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim."'Μπορώ να σου κόψω το κεφάλι εδώ και τώρα και να σε φέρω πίσω στη ζωή'.
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim."Він сказав: " Я можу зараз же відрубати тобі голову і зразу ж повернути тебе до життя."
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim."Той ми каза, "Мога да отсека главата ти на секундата, и да те съживя след това."
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim.""Я могу сейчас же отсечь тебе голову, а затем вернуть тебя к жизни".
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim."הוא אמר, "אני יכול לכרות לך את הראש מיד ולהחזיר אותך לחיים."
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim."قال،" أستطيع أن أفصل رأسك عن جسدك ثم أُعيدك للحياة مرة أخرى."
Dedi ki; "Şu an senin kelleni uçurabilir ve daha sonra seni hayata döndürebilirim."それから生き返らせることができるぞ」って言った 僕は「いや 今そんな時間はないのでは」って言った
Dikkatli olun, bir uçurum var!Ahora hay menos cobertura.
Dikkatli olun, bir uçurum var!Passt auf die Klippen auf!
Dikkatli olun, bir uçurum var!Prenez garde à la falaise! Si vous descendez le long de
Dikkatli olun, bir uçurum var!Uważajcie na klif!
Diyelim ki aynı uçurumdayız , uçurumun rengi bu sefer mor olsun.자 똑같은 절벽이 있습니다. 보라색으로 그릴게요
Diyelim ki aynı uçurumdayız , uçurumun rengi bu sefer mor olsun.Řekněme, že mám stejný útes a je fialový.
Diyelim ki aynı uçurumdayız , uçurumun rengi bu sefer mor olsun.בואו נגיד שיש לי את אותו הצוק, ועכשיו הוא בצבע סגול.
Diyelim ki aynı uçurumdayız , uçurumun rengi bu sefer mor olsun.假设我有同样的悬崖 现在 它变成了紫色
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,당연히 건물 한 채를 날려먹고 칼텍은
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,Logischerweise jagten sie einen Schuppen in die Luft und dann sagte Caltech:
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,Naturalmente, fecero esplodere un capanno, e il Caltech, be', allora...
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,Onvermijdelijk bliezen ze een barak op, en Caltech zei toen:
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,В итоге они взорвали какой-то сарай, и Калтех заявил тогда:
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,כמובן שהם פוצצו צריף ו"קאל-טק" אמרו:
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,و طبعا قاموا بتفجير أحد الأكشاك في المعهد و طُلب منهن عندها
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,大学は実験を続ける彼らを僻地に追放しました
Doğuda Bradley'i treninde havaya uçuran siz değil misiniz?Det var väl ni som sprängde Bradley i tåget i Eastern?
Doğuda Bradley'i treninde havaya uçuran siz değil misiniz?Det var vel jer, der sprængte Bradleys tog i Eastern?
Doğuda Bradley'i treninde havaya uçuran siz değil misiniz?Ettekö te räjäyttäneet Bradleyn junan idässä?
Doğuda Bradley'i treninde havaya uçuran siz değil misiniz?Foram vocês que rebentaram com o Bradley no comboio a oeste, não?
Doğuda Bradley'i treninde havaya uçuran siz değil misiniz? -Havaya uçurmak mı?Sois los que hicisteis estallar el tren en el que iba Bradley, ¿no? - ¿Estallar?
Doğuda Bradley'i treninde havaya uçuran siz değil misiniz?Siete stati voi a far saltare in aria il treno di Bradley all'Est, vero?
Doğuda Bradley'i treninde havaya uçuran siz değil misiniz?To wy wysadziliście pociąg Bradleya na wschodzie, prawda?
Doğuda Bradley'i treninde havaya uçuran siz değil misiniz?Εσείς ανατινάξατε τον Μπράντλεϊ στο τρένο του ανατολικά, έτσι;
Doğuda Bradley'i treninde havaya uçuran siz değil misiniz?Это ведь вы взорвали Брэдли в поезде, который шёл на юг?
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Angin timur mengangkat dia, dan menyapunya dari rumahnya
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.De oostenwind neemt hem op en voert hem weg en hij is er niet meer. Zo wordt hij van zijn plaats weggevaagd.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Der Ostwind wird ihn wegführen, daß er dahinfährt; und Ungestüm wird ihn von seinem Ort treiben.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.El viento oriental lo levantará, y se irá; así lo arrancará de su lugar
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Felkapja õt a keleti szél és elviszi, elragadja õt helyérõl.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Gió đông đem hắn đi , bèn biệt mất ; Một luồng dông lớn rứt hắn đi khỏi chổ hắn .
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Gió đông đem hắn đi, bèn biệt mất; Một luồng dông lớn rứt hắn đi khỏi chổ hắn.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.il vento d'oriente lo solleva e se ne va, lo strappa lontano dal suo posto
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Itätuuli vie hänet, niin että hän menee menojaan, ja puhaltaa hänet pois paikaltansa.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.동풍이 그를 날려 보내며 그 처소에서 몰아 내리라
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Le vent d`orient l`emporte, et il s`en va; Il l`arrache violemment de sa demeure.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.løftet af Østenstorm farer han bort, den fejer ham væk fra hans Sted.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Östanvinden griper honom, så att han far sin kos, den rycker honom undan från hans plats.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Østenvinden løfter ham op, så han farer avsted, og den blåser ham bort fra hans sted.
İlgili Sayfalar